in

Formula 1 Dosyası: Bizimkisi Türkiye Grand Prix Hikâyesi

2004’ten 2011’e kadar İstanbul Park ziyaretçilerini üç gün boyunca büyüleyen Türkiye Grand Prix’si 2020’de de trajikomik bir biçimde kapımızı geldi çaldı. Temmuz ayında çıkan söylentiler, Ağustos’ta açık açık dile getirilmeye başlanmıştı. Nihayetinde 25 Ağustos’ta Formula 1 yönetimi resmi açıklamayı yaptı ve Istanbul Park pistinde turlayan V8 motorlu araçlar artık mazide kalan güzel bir anı değil, yaşanacak bir gerçeklikti. İlk açıklandığında seyircili gerçekleşmesi beklenen yarış, salgının ikinci bir dalgaya başlaması ile yarışın seyircisiz gerçekleşmesine karar verildi. Elimizdekine şükür diyerek ve bu organizasyonun başarılı geçmesi halinde gelecek yıllarda bir yarışın hayalini kurarak 15 Kasım 2020’yi iple çekiyoruz. Bu yazıda da sizleri Türkiye Grand Prix’sinin eşsiz tarihine götürmek ve 2020 Grand Prix’sine start verilmeden önce bu fantastik dünyaya ısındırmak istiyorum.

Türkiye Grand Prix’si 2000’lerin başında bir grup vizyoner iş adamı ve F1’e gönlünü vermiş kaliteli insan için hayal edilemez bir şeydi. Milyonlarca dolarlık yatırım isteyen, plan, programsız herhangi bir işin batacağı büyük bir organizasyon; bunun yanında bu organizasyonun sürekliliğini sağlaması için Türk kamuoyuna Formula 1’in tanıtılması gerçek anlamda çok ağır yüklerdi. Fakat insan isteyince dağları delermiş derler ya, o hesap… Yüzlerce, belki binlerce insan elini taşın altına koyup F1’i Türkiye’de düzenlemek için canla başla çalıştı. 100 milyon doları geçen pist maliyeti bile aslında bu işin altından kalkılmasının zor olduğunu gösteriyor.

Bir şeyi satmak istiyorsanız, müşteri aramaktan önce müşteri yaratmanız gerekiyor. Türkiye Grand Prix’si de armut piş ağzıma düş şeklinde bir gecede verilen kararlarla değil, güçlü bir kamuoyu oluşturulması sonucu gerçekleşen bir şeydi. İlk başta şifreli olarak Cine5’te, sonra 1998-2004 yılları arasında NTV’de Formula 1 yarışları yayınlanıyordu. NTV, sadece yarışları yayınlamakla kalmıyor, özel Formula 1 programları düzenliyordu. Bunun yanında yazılı yayını da boş geçmeyen NTV, birçok ülkede yayımlanan F1 Racing dergisini Türkiye’de yayınlamaya başladı. İçerik anlamında 2004’e kadar takipçilerini boş bırakmayan NTV kamuoyu oluşmasında olağanüstü çabalar gösterdi.

Tabii olayın bir de şans unsurları var. Pistin inşası için izinler alındıktan sonra Bernie Ecclestone’a ulaşma hikayesi tamamen rastlantıdan oluşuyor. Bu işin içinde olan iş adamlarından Mehmet Karabeyoğlu bir yat siparişi alıyor. Siparişi veren kişi ise Bernie Ecclestone’un ta kendisi. Bu siparişten doğan yakınlık ve sonrasında ERC, WRC gibi başka motorspor organizasyonlarını düzenlemekte başarılı olunuşu, Bernie Ecclestone’a F1’in Türkiye’de yapılabileceğine dair bir tavsiye mektubu yazılmasına yol açıyor. Böylece hiç olmadığımız kadar yakın oluyoruz Formula 1’e.

Devletin sağladığı kolaylıklar ve verdiği destek olmasaydı muhtemelen bugün Türkiye Grand Prix’sinden bahsediyor olamayacaktık. Dönemin hükümeti Bülent Ecevit, Devlet Bahçeli ve Mesut Yılmaz liderliğindeki koalisyon hükümetiydi. Mümtaz Tahincioğlu ile birlikte bakanlar kuruluna sunum yapmaya giden iş adamları ve hayalleri o gün başbakan ve koalisyon üyelerinin iki dudağının arasından çıkacak kelimelere zincirliydi. Neyse ki korkulan olmadı ve “Hayırlı olsun” diyerek nihayet somut bir start verilmiş oldu.

Eylül 2003’te temel atıldı, 2004’te başlayan pist inşaatı 2005’teki yarışa yetiştirilmek zorundaydı. Pist F1 pistlerinin mimarı olan Hermann Tilke tarafından tasarlandı. Hızlı ve yavaş virajları, düzlükleri, geçiş yerleri ve efsaneleşen 8. virajıyla beraber bir Formula 1 pistinde ne olması gerekiyorsa vardı. Her türden arabanın zorlanacağı, galibin yetenekli pilotlardan birisi olacağını garantileyen bir pist mimarisiydi bu. Sadece inşaat işi değil, tüm organizasyon 20 ay içinde yarışta hazır olmalıydı. Bu yüzden organizasyon ekibini eğitmek için F1 okulları kuruldu. Gel zaman git zaman, aylar, günler, saatler geçti. Her şey son 1 haftaya sıkışmıştı. Fakat günün sonunda 2005 Turkish Grand Prix (2005 Türkiye Grand Prix’si) başarıyla gerçekleşmişti. Anlaşmaya göre 2011’e kadar da gerçekleşmeye devam etti.

Görsel: REUTERS/Umit Bektas

Pist Hermann Tilke tarafından tasarlandı. 14 virajlı, 5338 kilometrelik, muazzam teknik bir pist. 3 virajdan oluşan 8. viraj ise pilotların boyunlarını en çok zorlayan viraj durumunda. Tam gaz ile dönülebilmesi nedeniyle G kuvveti çok güçlü bir şekilde etki ediyor. Pist 125000 ziyaretçiyi ağırlayabiliyor. Bunun yanında Türkiyeli seyircilerin ismini verdiği “Beleştepe” adlı pist dışındaki yüksek bir tepeden de biletsiz bir şekilde yarış izlenebiliyor.

2020 yılı başından bugüne kadar her gün sürprizlere boğmakta bizi. 3 Ocak’ta İran ve ABD’nin aktörlüğünde başlayan yıl, pandemi gibi bir şeyi hayatımıza sokarken ABD’de başkan değişikliğine de sahne oldu. Kelebek etkisi diyebilirsiniz buna, Çin’in Wuhan eyaletinde SarS-Cov-2 virüsünün dünyaya yayılmasıyla başlayan bu salgın Türkiye Grand Prix’sine neden oldu. Bununla kalmayıp Türkiye Grand Prix’sinin önümüzdeki yıllarda da takvimde kalabilmesi için önemli bir şans tanıdı.

Salgınla beraber bazı GP’leri iptal etmek zorunda kalan Formula 1 yönetimi, takvime başka yarışları sokmak mecburiyetinde kaldı. Kapı kapı dolaşan FIA, Türkiye’nin ve Intercity Istanbul Park’ın da kapısını çaldı. Intercity Istanbul Park yönetim kurulu başkanı Vural Ak bu fırsatı geri tepmeyerek gerekli girişimlerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenecek yarışlarla devletin garantisi de masadaydı. Belki de Türkiye’de yapılacak yarış ile dünyada gözler tekrar kusursuz İstanbul Park pistine çevrilir ve muhteşem bir yarış ile de bu kusursuzluk kanıtlanır. Sonuç olarak, Formula 1 gelecek senelerde de düzenlenebilir.

Hem ilk duyurulduğunda hem de yarış haftası nihayet geldiğinde Türkiye kamuoyu oldukça hareketli hale geldi. Duyurulduğunda sosyal medyadaki Formula 1 fan sayfalarıyla beraber hükümetten birçok yetkili, organizasyonda yer alan isimler kutlama açıklamaları yaptı. Sevilen spiker Serhan Acar ise sosyal medyada bunun duyurulması ve TT olmasında büyük katkılarda bulundu. Halihazırda salgın nedeniyle herkes evinde karantina halindeyken F1 pilotlarının yaptığı sanal yarışlar, internette bir başka kitleyi kendisine çekti. Cem Bölükbaşı gibi Türk motorsporcuları Formula 1’in Türk sosyal medyasında yayılmasına olanak sağladı. Son 7 aydaki bu katkılar hem bir oyun hem de bir tutku olan Formula 1’i yeni kitlelerle tanıştırdı.

Cem Bölükbaşı; Charles Leclerc, Lando Norris gibi F1 pilotlarıyla canlı yayınlarda yarışmıştı.

Bu hafta ise takımların Türkiye’ye gelişi, İstanbul’dan fotoğraflar paylaşması birçok Türk sosyal medya kullanıcısı tarafından mutlulukla karşılandı. RedBull RedBull’luğunu yapıp İstanbul’un tarihi ve sembolik sokaklarında çekimlerde bulundu. Kıtalararası ilk pit stop’u Boğaziçi Köprüsü’nde gerçekleştirdi. Bebek sahilinde, tarihi yarımadada da motor sesleriyle doldurdu. En dikkat çekeni ise Alpha Tauri (RedBull’un 2. takımı) pilotu Pierre Gasly ve Red Bull Racing pilotu Alexandre Albon’un sahil kenarında tavla oynadığı görüntülerdi.

Renault tırını gören bir Formula 1 tutkununun çığlık çığlığa olduğu bir video ise viral oldu. Hem Türk hem de yabancı sayfalar bu görüntüleri defalarca paylaştı.

Yarış haftası geldiğinde, alışık olduğumuz gibi takımlar özel duvar kağıtlarını hazırladılar. En sevileni ise Racing Point takımının Türkiye’ye özel birçok şeyi barındıran duvar kâğıdı oldu. Takımlar art arda sosyal medya hesaplarından Türkiye ile ilgili paylaşımlarda bulunuyor, pistin güzelliğini belirterek iyi bir hafta sonunu F1 severlere vereceğinin sinyalini veriyordu.

Ferrari’de istediğini bulamayan ve gelecek sene Aston Martin Racing takımına gidecek olan 4 kez dünya şampiyonu Sebastian Vettel bu pistte daha önce 5 kez yarışmış, 2011’de ise podium’da kendini ilk sırada bulmuştu. Pistin ilk galibi 2005’te “Buz Adam” Kimi Raikkonnen olmuştu. Ferrari pilotu Felipe Massa, 2006-2007-2008’de üç kez üst üste yarışı ilk sırada bitirdi. 2009’da Jenson Button, 2010’da ise Lewis Hamilton finish çizgisini ilk geçen pilotlar oldular. Lewis Hamilton İtalya GP’de geçirdiği kötü bir yarıştan sonra şampiyonluk hayallerini Türkiye GP’ye bırakmıştı. Gerekli durumlar sağlanıp şampiyonadaki rakibi Valtteri Bottas ile arasında yeterli mesafe bırakırsa Lewis Hamilton şampiyonluğunu İstanbul Park’ta ilan edebilir. Bu da dünyadaki her Formula 1 fan’ının gözünün Türkiye GP’ye dönmesinin bir başka nedeni.

Görsel: Vladimir Rys/Bongarts

Birçok pilot daha önce İstanbul Park’ta yarışmadı. Tabii bu açık simülasyonlarla kapansa da daha önce yarışan tecrübeli pilotlarla farkın kapanması zor bir ihtimal. Birçok pilot yine Türkiye GP ile ve 8. viraj ile ilgili düşünceleri sorulduğunda İstanbul şehrini ve pistin teknik kapasitesini övmeden duramadı… Tabii, bir pilot hariç: Kimi Raikkonnen. Yapılan basın toplantısında “Buz Adam” İstanbul Boğazı’nın ismini unutarak “hani vapurlar geçiyor ya, neydi, dere miydi?” diyerek yine nevi şahsına münhasır bir şekilde haftaya damgasını vurdu.

Alexandre Albon ve Pierre Gasly İstanbul’un keyfini çıkarıyor

Hafta sonu bölgede yağmur bekleniyor fakat yağmurlu olsa da olmasa da İstanbul Park Formula 1 severlere istediğini verecek, belki de o kadar çok verecek ki önümüzdeki senelerde de bu güzel pistte 20 pilotun 5 kırmızı ışığı beklediğini göreceğiz. Umarız ki TOSFED, Cumhurbaşkanlığı, Intercity Istanbul Park yönetimi canla başla çalışarak kaliteli, sorunsuz bir organizasyon ile haftayı tamamlar, 2020 Türkiye Grand Prix’sini takvimdeki en heyecanlı yarış olarak hatırlarız.

 

Kaynakça

Socrates Dergi
avatar

Yazar Bedirhan Akay

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi 1. Sınıf
İlgi Alanları: Münazara, güncel siyaset; Formula 1, Futbol.

blank

Türkiye’nin Demografik Resmi: “Bir Başkadır”

blank

Rashomon: Gerçek ve Gerçeklik Üzerine