in

Poseidon’un Öz Evladı: Michael Phelps

“En iyisi olmak istiyorsan, başkalarının yapmak istemediği şeyler yapmalısın”
-Michael Fred Phelps

  Antropometri, daha çok spor camiasının ilgilendiği, insan vücudunun boyutları ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Spor için önemli olmasının sebebi, yapılan spora uygun sporcular seçilmesi veya seçilen sporcuların vücutlarını hangi yönde geliştirmesi gerektiği konusunda faydalı olmasından dolayıdır. Boy – kol açıklığı oranı da bunun bir örneğidir.

  İnsanların büyük bir çoğunluğunda boy – kol açıklığı oranı 1’dir. Bu birçok insanın kol açıklık mesafesinin boylarına eşit olduğu anlamına gelir. Kol açıklığının boydan fazla olması bazı sporculara genetik bir avantaj sağlar. Bunun da en bariz örneği olarak Michael Phelps tereddütsüz olarak verilebilir. 1,93 metre boya sahip olan Phelps’in kol açıklığı 2,03 metredir. Yani orantılı olması gereken boy – kol açıklığı arasında 10 cm fark var. Bunun yanında elleri de oldukça büyük olan Phelps diğer yüzücülere kıyasla çok daha etkili kulaçlar atabiliyor. El ve ayaklarını birer palete benzetsek çok da yanlış bir benzetme yapmış sayılmayız.

  Günümüzde kendini dünyanın en ücra köşelerine dahi tanıttıran Michael Phelps, adını ilk defa 2000 yılında 15 yaşındayken duyurdu. 2000 yılında Sydney’de gerçekleşen olimpiyatlarda 200m kelebek finalini beşincilikle bitiren Phelps, olimpiyat oyunlarında yarışan en genç Amerikalı erkek yüzücü olarak kendini dünyaya tanıttı. Madalya podyumunda yer almamasını bir motivasyon olarak kullanan Phelps, beşinci olduğu günün ertesinde kendini tekrar suya bıraktı ve bir efsanenin doğuşu böyle başladı.

  2004 yılında Atina’da yapılan olimpiyatlardan önce Phelps birçok başarı kazanarak Yunanistan’a iniş yapmıştı. 4 yıl boyunca kelebek ve bireysel karışıkta dünya rekorları kıran Phelps’in tek rakibi yine kendisiydi. Atina’da kendisinden çok şey beklenildiğinin farkında olan Phelps sevenlerini hayal kırıklığına uğratmadı. Yeni bir dünya rekoru kırdığı 400m bireysel karışıkta, 100m kelebekte, 200m kelebekte, 200m ferdi karışıkta, 4 x 200m serbest stilde ve 4 x 100m karışık bayrak yarışlarında altın madalya kazanarak tam tamına altı altın madalya kazandı. Bunun yanında iki de bronz madalya kazanan Phelps, Mark Spitz’in tek yaz oyununda kazandığı yedi altın madalyadan sadece bir altın madalya geride duruyordu. Ancak Phelps yeni Mark olarak adlandırılmak değil Michael Phelps olarak anılmak istiyordu. Mükemmel denilebilecek bir olimpiyat geçiren Phelps, ne yazık ki bu hayalini Atina’da gerçekleştiremedi. Bunun için bir sonraki olimpiyatları beklemesi gerekecekti.

  2008 Pekin Olimpiyatlarında tarihte ilk kez gerçekleşecek bir olay yaşanacaktı. Bir olimpiyatta en fazla altın madalya kazanan Birleşik Amerikalı Michael Phelps 2008’e damga vurmuştu. Tam tamına sekiz altın madalya kazanan Phelps hâlâ kırılamayan ve kırılması çok güç bir rekora imza atmıştı. Aynı zamanda sekiz altın madalyanın yedisinde dünya rekoru kırmıştı ki kırdığı rekorlar yine kendisinindi. Dünya rekoru kıramadığı tek müsabaka 100m kelebekti. Ancak burada da olimpiyat rekoru kırmıştı. Olimpiyatlardan önce kendisine sekiz altın madalya kazanma ihtimali sorulduğunda “Her zaman yaptığım gibi hazırlanacağım. Bir ayda yapabileceğim çok şey var ve sonra kendimi yapabileceğim en iyi şekilde hazırlayacağım” demişti ve bunu en iyi şekilde yapmıştı.

  Şampiyon olmak kolay değildi. Bunu bilen Phelps kendini her zaman en iyi şekilde hazırlamıştı. Eğitim stili de en iyisine ulaşmak içindi. Phelps, haftada yaklaşık 80.000 metre yüzüyordu. Yani neredeyse 50 mil. Haftada 3 kez ağırlık kaldırmak için spor salonuna giderdi. Yüzme onun için bir artık bir spor değil tam zamanlı bir işti. Öyle ki uyku düzeni çok sistematikti. Gece en az 8 saat uyur, ayrıca gün içinde de 2-3 saat kestirirdi. Bir şampiyonun diyeti de diğer insanlardan farklı olmalıydı. Haftada 30 saat antrenman yapmak için her gün 8.000 ile 10.000 kalori alırdı.

  Bunlardan da önemlisi Phelps işinde oldukça disiplinliydi. Kendisini her zaman daha iyisine odaklamıştı. Aksilikler onun moralini bozmuyor, daha da hırslandırıyordu. Doğum gününde ya da Noel gününde dahi antrenmanlarını aksatmaz, bir makine gibi çalışırdı. Hedeflerini her gün kağıda yazar ve gün bitiminde ekstra motivasyon için yazdıklarından bahsederdi. Görüldüğü üzere sekiz altın madalya Phelps için çok da uzak bir hedef değil, daha çok yaptığı fedakârlıklarından aldığı meyvesiydi.

  Londra 2012 yaz olimpiyatlarında Phelps bir kez daha sahnedeydi. Bu kez bir şeyleri kanıtlamaya değil, hala en iyisi olduğunu göstermek için sahnedeydi. 100m kelebek, 200m karışık, 4 x 200m serbest ve 4 x 100m karışıkta altın madalya kazanan Phelps, 200m kelebek ve 4 x 100m serbestte de gümüş madalya kazandı. Böylelikle on sekizinci altın madalyasını kazanan Phelps, üst üste üç olimpiyatta da en başarılı yüzücü olarak bir kez daha tarihe geçti. Ayrıca bu etkinliğin sonunda en ödüllü olimpiyat sporcusu olarak ödülle onore edildi.

  2012 olimpiyatlarından sonra Phelps herkesi şaşırtarak emekliliğini açıkladı. Kariyerinin zirvesinde bulunan yüzücü “Benden bu kadar. Bitti. Emekli oldum. Dahası yok, sadece yüzmeyi bırakmak istedim ve artık sporla ilgili hiçbir şey yapmak istemiyorum.” dedi. Ancak suyun çekiciliğine fazla dayanamayan Phelps, sudan sadece iki yıl uzak kalabildi. 2014’te tekrar geri döndüğünü ve kendisi için yüzmek istediğini, yolculuğun tadını çıkarmak istediğini söyledi.

  Geri döndükten iki yıl sonra Rio’da podyuma çıkmaya hazırlanan Birleşik Amerikalı yüzücü, her zamanki gibi yine çok konsantre ve hazırdı. 2016 Rio olimpiyatları bir efsanenin son durağı olacaktı. Son kez podyuma çıkacağını bilen Phelps, önceki yılların aksine çok rahattı. Normalde 31 yaşında bir yüzücüden herhangi bir başarı beklenmezken, bu yüzücü Michael Phelps olunca herkesin ilgisi o yöne doğru kayıyordu. Phelps bu ilginin haksız olmadığını kanıtlarcasına bir olimpiyat dönemi yaşayacaktı. 200m kelebek, 200m karışık, 4 x 100m serbest, 4 x 200m serbest ve 4 x 100m karışık olmak üzere tam beş altın madalya kazandı. Phelps’in Rio olimpiyatlarındaki bu performansı sadece yüzme sporu için değil, bütün spor branşları içinde tipik zirvenin çok ötesinde bir durumdu. 31 yaşındaki bir yüzücünün birden fazla altın madalya kazanması eşi benzeri görülmemiş bir olaydı. Yarışmalar bitiminde yaşayan bir efsane olduğunu, podyumun en üst basamağından bütün dünyaya duyuruyordu.

  23 altın olimpik madalya, tek bir olimpiyatta alınan en çok altın (8) ve nice sayısız başarıyla kariyerine nokta koymuştu. Bütün sporseverlerin ortak fikri olarak çok büyük bir sporcuydu. Basketbolda Michael Jordan, atletizmde Usain Bolt ne ise yüzme denilince de akla gelen ilk isim olmuştu Michael Phelps. Spor dışında da oldukça iyi bir insan olduğu insanlar arasında bilinir. Antrenörü Bob Bowman onun için “önemsediği insanların başarısına inanılmaz derecede yatırım yapan bir adam” demiştir ve çok büyük bir kalbi olduğunu söylemiştir. Nicole Johnson ile evli olup, bir tane de çocuğu vardır. Ayrıca Amerika başkanı George W. Bush onu başarılarından dolayı Beyaz Saray’a davet etmiştir.

  Eşsiz başarısıyla ilgili sorulan nasıl sorularına da “Bunun kolay olduğunu söylemek istemiyorum. Ama bir şeyleri feda ederseniz, çok çalışmaya istekliyseniz, sizi çalıştıran küçük küçük şeyler bulabilirseniz ve çevrenizde doğru insanlar var ise bu gerçekten çok kolay.” gibi küçük ve mütevazı bir açıklama yapmış ve insanların saygısını bir kez daha kazanmıştır.

Kaynakça

“Michael Phelps Biography”

“The Science Behind Michael Phelps’ Success”

“THE MOST DECORATED OLYMPIAN OF ALL TIME”

avatar

Yazar Ahmet Sefa Yıldırım

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

blank

Masada Popülizm Var: İdeolojik Yaklaşım

blank

UTANÇ