in

Tek Kral Vardır

 Tarih 8 Temmuz 2010’du herkes LeBron James’in nereye gideceğini merakla bekliyordu. Çoğu otorite Cleveland’da kalacağını söylüyordü fakat o şok bir kararla Miami’ye Wade’in yanına gitmişti. Miami Lebron’dan 2 gün sonra bir atak daha yaparak Chrish Bosh’ı kadrosuna kattı ve 3. yıldızı takıma eklemiş oldu.

 O zamanlar kimse böyle bir şey beklemiyordu ve herkes şok içindeydi. İki günde NBA’in dengesi değişmişti. LeBron James bir anda bütün dünyada en çok nefret edilen sporcu olmuştu ve kendi şehri Cleveland’da formaları yakılıyordu. Şehrinde ve basketbol camiasında inanılmaz derecede protesto ediliyordu. Miami şehri dışında NBA’in geri kalan takımlarının tek amacı artık LeBron başarısızlığını istemek olmuştu. LeBron James için mental anlamda da kariyerinin en büyük sınavını vericekti. 25 yaşında henüz yüzüğü yoktu ve en büyük hayali olan şampiyonluk için böyle bir karar vermişti. 7 sezonluk Cleveland macerasında bir kere final oynamış ve kaybetmişti.

 O sezon NBA izleyen insanların büyük bir kısmı  ve yorumcular “sezonun oynanmasına gerek yok, şampiyon zaten belli” gibi tweetler atıyor hatta televizyon programlarında bu düşüncelerini dile getiriyorlardı. 10 Temmuz günü Miami Heat büyük üçlüsünü tanıtmıştı. Fikrimce bu üçlü NBA tarihinde kurulmuş en büyük üçlüydü. Sezonun başlamasına kısa bir süre kalmıştı takımlar artık sezon hazırlıklarının sonuna gelmişti. Miami’den beklenti o kadar büyüktü ki Wade’e  gazeteciler tarafından “82-0 olur mu?” diye bir soru sorulmuştu.

 Sezona Boston yenilgisiyle başladılar ve ilk 20 maçta da 8 kez mağlup oldular. LeBron James çok büyük baskıyla oynuyordu çoğu salonda yuhalanıyor kötü oynadığı maçlarda acımasızca eleştiriliyordu. İlk 20 maçın ardından büyük üçlü  yavaş yavaş birbirlerine uyum sağlamaya başlamışlardı. Fakat sezon içinde de bu sefer Dwayne Wade, Koç Erik Spoelstra ile sorun yaşamıştı ama Pat Riley olaya hemen müdale edip Wade’e adeta otur oturduğun yerde basketbolunu oyna imasında bulundu.  Bu olayın ardından bu sefer de LeBron, koç ile daha ciddi bir sorun yaşamıştı. Hatta 11 Kasım günü Dallas ile oynanan maçta benche giderken Koç Erik’e omuz attı. Bu çatışma körüklenmeye devam ederken Lebron bir yandan da Pat Riley‘e koçu kov ve sen gel gibi imalar veriyordu.  Tabi kii Pat Riley gibi NBA’in baba figürlerinden bir adam bunu asla kabul edemezdi. LeBron’a resmen takımın koçu o  gibi bir mesaj vermişti ve tavrını koymuştu. (LeBron da Miami kariyerinde bir daha koç ile ilgili bir sorun yaşamadı).

 Tarih 12 Aralık 2010 LeBron evi Cleveland’a  ilk defa geri döndü. NBA tarihindeki belki de en büyük nefret, tribündeydi hakaret içerikli pankartlar 48 dakika boyunca kulakların zarını ağrıtacak şekilde yuhalamalar, içlerindeki nefret daha da büyümüştü sanki.

 Sezon ilerledikçe LeBron, Wade, Bosh uyumu çok daha iyi olmuştu ve kötü başlayan sezonu 59 galibiyet ile tamamlamışlardı. Playofflar başlayacaktı. LeBron yıllardır hasretini çektiği ilk şampiyonluk için mücadele edecekti ve üzerinde müthiş bir baskı vardı çünkü bütün dünya onun kaybetmesini, onun başarısız olmasını istiyordu.

 İlk turda Sixers ile eşleştiler ve rakibini 4-1’lik rahat bir skorla elemeyi başardılar. İkinci turda kendisini 2008 ve 2010’da playofflara veda ettiren Boston vardı. Fakat LeBron bu sefer onları da 4-1 eleyerek konferans finaline çıktı. Konferans finalinde 2011 sezonu MVP’si  Derrick Rose’un takımı Chicago Bulls vardı. Onları da zorluk çekmeden 4-1 bir skorla elemişlerdi ve LeBron artık istediği yere, NBA finaline gelmişti. Bu noktada kupadan sadece 4 galibiyet uzaktaydı. 26 yaşındaydı bu yaşta MVP’likler kazanmış, defalarca All Star olmuş yılın takımı ve savunma takımlarına seçilmişti ama henüz bir NBA şampiyonluğu yoktu. Rakipleri Dallas’tı ve seride ciddi favori olarak sahaya çıktılar.  İlk maçı LeBron ve Wade’in iyi oyunuyla kazanmışlardı. Fakat kötü oynadıkları üçüncü maç sonunda Miami yine de seride 2-1 öndeydi. Lebron dördüncü maça Wade ile beraber Nowitzki’nin hastalığı ile dalga geçerek salona geldiler. Bu maç kariyerinin en kötü maçı oldu. Maçı 8 sayıyla bitirmişti. Seri ilerledikçe mental olarak da çökmeye başlamış ve bu çöküntü sebebiyle de  6 maç sonunda seriyi Dallas kazanmıştı. LeBron dibe vurdu şampiyonluk için geldiği Miami’de ilk sezonun favori olduğu finalde kendisinin kötü performansıyla Miami kaybetmişti. Burada önemli olan nokta şu, seri tamamen “LeBron’un kötü performansı” yüzünden kaybedilmişti. Sezon başında eleştiren herkes başarısızlığını bekliyordu ve öyle de oldu. Son maçın son çeyreği biterken LeBron çökmüştü resmen, yüz ifadesi ve bitkin hali her şeyi belli ediyordu.

 2011 yazı başlamıştı ve akıllardaki soru  “LeBron dipten geri yukarı nasıl çıkacaktı?”. Mental çöküşteydi, eşi finalden sonra 1 ay kendisini odasına kapattığını söyledi. Yeniden zirveye çıkmayı hedefliyordu, hiç zaman kaybetmeden yazın çalışmalarına başladı. Önce Hakeem Olajuwon ile Post-up çalışmaları yaptı. Post-up oyununu geliştirdi ve kendisine daha fazla kas kütlesi ekleme çalışmaları yaptı.

 Sezonun başlamasına 1-1.5 ay kala lokavt açıklandı NBA’de ve NBA’in başlaması daha geç bir tarihe alındı.  Sezonun açılış maçı 25 Aralık gecesi finalde kaybettiği Dallas’a karşısıydı. LeBron için tamam mı, devam mı sezonu başlıyordu. Başarısız olması halinde takım bile dağılabilir kariyeri hiç istemediği bir noktaya gidebilirdi. Resmen bütün dünyaya karşı en ciddi sınavını verecekti. LeBron sezona muazzam başlamıştı, resmen intikam yemini etmiş her maç  suratına baktığınızda korkutucu bir bakışla görüyordunuz. Eleştirileri  ve baskıyı tersine çevirmek için bu sezon şampiyon olmaktan başka bir seçenek yoktu. Yaşı 27 olmuştu ve artık tek hedefi yüzüktü. Sezon içi Bosh ve Wade sakatlıklar yaşadı. Lebron yüksek tempo oyunuyla resmen takımı sezon boyu  tek başına taşıdı bu sayede Miami sezonu 2. sırada bitirdi. Bu üst düzey peformans sonrası LeBron MVP seçildi. Ve geriye onun için sadece NBA şampiyonluğu kalmıştı. Geçen sezonun intikamını alması lazımdı. Çok motiveydi, çok hırslıydı  ve playofflara da öyle başladı. İlk turda New York’u  4-1 ile rahat geçtiler. İkinci tura geldiğimizde rakip Pacers’dı. Miami yine seride 2-1 öne geçti. Bu durumda akıllara yine geçen sene gelmişti ama o geçen seneydi  ve LeBron bu sene bambaşka bir mentalite ile oynuyordu. Kalan 3 maçta Indiana’yı adeta ezdi geçti ve Doğu Konferansı finalinde Boston’un rakibi oldu. Miami seriyi güle oynaya 2-0 ‘a getirdikten sonra  herkes seri rahat biter kafasındaydı ama Boston seride 3-2 öne geçmişti. Takımda herkes hayal kırıklığı yaşıyordu,  artık herkesin aklında geçen sene vardı. Miami soyunma odası çökmüş, LeBron harika bir playoff oynamasına rağmen Wade ve Bosh pek iyi bir playoff serisi geçirmiyorlardı.

 6. maç günü TD Garden’da LeBron için ya her şey bitecekti ya da seriyi evine taşıyacaktı. Maçın başında inanılmaz bir yüz ifadesi vardı. Lebron resmen canavar modundaydı ve NBA tarihine geçen bir maç çıkardı. Üç çeyrekte rakibini ezdi geçti. 45-15-5 istatistikleri ile maçı bitirdi. Bu performansa bütün dünya şaşkındı, tarihe tanıklık edilmişti. Boston taraftarı için kabus gibiydi resmen. Lebron 1’e 12 oynamıştı ve sadece 3 çeyrekte maçı koparmıştı. Maçtan sonra bazı ESPN yazarları  “Bir oyuncunun bir playoff maçında rakibini yendiği ilk maç yazdı”  7.maçta AA Arena’da kazandılar ve NBA finalinde OKC’nin rakibi oldu. Bir kez daha kaybetmeye niyeti yoktu geçen seneyi bir kez daha yaşamak istemiyordu. İlk 2 maç OKC’nin evindeydi sonraki 3 maç Miami NBA final sistemi 2-3-2 şeklindeydi ilk 2 maçtan birini aldılar ve evlerine 1-1 ile geldiler. Gelecek 3 maç iç sahadaydı kariyerindeki ilk yüzüğe sadece 3 maç uzaktaydı. Miami seride 2-1 yaptı. LeBron eli titremeden oynuyordu. Dördüncü maç gelmiş ve son çeyrekğe  girmiştik her şey Miami için harika gidiyordu. Bir anda LeBron kendini yere bıraktı. Taraftarlar izleyenler herkes üzgündü olası bir LeBron sakatlığı serinin sonucuna etki edecekti. Ama LeBron bambaşka kafadaydı sakat sakat maça döndü ve maçın en kritik isabetini attı ve seriyi 3-1 yapmıştı. Beşinci maça hazırdı. NBA şampiyonluğuna sadece 1 maç uzaktaydı ilk devre bitmişti maç başa baştı üçüncü çeyrek başladı,  Miami burada ezdi geçti ve son çeyreğe girerken artık şampiyon belli gibiydi. Bitime 3 dakika kala LeBron benchde adeta 10 yaşında bir çocuk gibi dans ediyordu.

 LeBron bütün dünyaya verdiği savaşı kazanmıştı. ilk yüzüğünü almıştı ve finallerin en değerli oyuncusu seçilmişti tam 1 sene önce bugün mental olarak çökmüştü ama aradan geçen 1 senede zirvedeydi. Resmen mental anlamda zirveye çıkmıştı. Yeniden NBA’in zirvesindeydi kariyerinin en önemli, en kritik sezonunda NBA şampiyonluğu yaşamıştı. 

avatar

Yazar Onur Kurt

Küçüklüğünü NBA izleyerek geçirdi, hayran. Ankara'da yaşıyor.

blank

Buckingham Sarayı’na konuk oluyoruz!

blank

Die Welle