in

Bitmeyen Tartışma: Faiz

  Ülkemizde faiz oranları sık sık tartışmalar eşliğinde gündeme geliyor. Peki nedir bu faiz ve neden bu kadar önemli? Faiz kaba tanımıyla borç olarak verilen paranın daha fazlasının geri alınmasıdır. Bankalardan kredi çekildiğinde çekilen paranın daha fazlası geri ödenir. Aynı şekilde bankalarda faizli hesaba para yatırıldığında yatırılan paradan fazlası geri alınır. İşte faiz oranları paradan ne oranda faiz alınacağını belirler. Farklı tür hesap ve durumlar için farklı türlerde faiz çeşitleri bulunsa da bu yazının konusu politika faizi.

  Politika faizleri merkez bankasıyla diğer bankalar arasındaki para alışverişinin faiz oranıdır ve ülke merkez bankaları tarafından belirlenir. Peki bu oran nasıl döviz kurlarından enflasyona birçok göstergeye etki ediyor? Bunu anlamak için önce enflasyon ve dövizin kısa tanımlarını yapalım. Enflasyon bir ürünün fiyatının bir önceki dönemdeki fiyatına göre değişimidir. Haberlerde duyduğumuz enflasyon oranları da tüm ürünlerin enflasyonlarının toplumdaki kullanım ağırlıklarına göre hesaplanmış ortalamasıdır. Döviz kurları ise farklı ülke para birimlerinin Türk Lirasına oranını gösterir. Bu kurlar ülkemizdeki yabancı dövizlerin miktarından doğrudan etkilenir. Bir şey ne kadar nadirse o kadar değerlidir. Örnek vermek gerekirse ülkemizdeki dolar miktarı azalırsa nadirleşir, değeri artar ve dolar kuru yükselir, değerlenir. Ülkemizdeki döviz miktarının artmasının iki yolu var: ülke içindeki üretimin yurt dışına satılması (ihracat) ve yurt dışındaki para sahiplerinin paralarını ülkemize getirmesi (turizm veya yatırım). Faizin döviz kurlarına etkisi işte tam da burada devreye giriyor. Ülkemizdeki faiz oranları gelişmiş ülkelerdeki faiz oranlarına göre bir hayli yüksek. Bu da yurt dışındaki bazı döviz sahiplerinin dövizlerini kendi ülkeleri yerine bizim ülkemize yatırmasına neden oluyor. Yatırılan her döviz de kurları aşağı çekmeye bu da dolaylı olarak enflasyonu düşürmeye yardımcı oluyor. Peki o zaman neden ülkeler sürekli faizleri yükseltmiyorlar ya da neden en yüksek faize sahip ülkeler neden en refah sahibi ülkeler değiller?

  Çünkü yüksek faiz her ne kadar düşük enflasyona ve düşük döviz kurlarına yol açsa da aynı zamanda insanların da paralarını yatırım yapmak yerine bankalara faize koymalarına dolayısıyla tüketimin azalmasına ve işsizliğin artmasına da neden oluyor. Ekonomiyi bol virajlı bir yol gibi düşünürsek faiz arttırmak frene basmak, faiz düşürmek ise gaza basmak denilebilir. İşte bu ikili durum yıllardır süregelen faiz tartışmalarının ana kaynağı. Faizlerin yüksek olduğu 90’lı yılların başından beri hükumetler faizlerin vaktinden erken düşmesi yönünde baskıda bulunuyor bu baskı kurlarda ve enflasyonda yükselmeye neden oluyor, sonunda da oluşan zararı azaltmak için daha fazla faiz yükseltmek zorunda kalınıyor. Yaklaşık 30 yıldır zamansız gaza basmanın bedelini ani frenle ödüyor, sonrasında da hız kaybetmemize sinirlenip tekrar vakitsiz gaza basıyor ve aynı döngüyü tekrarlıyoruz. Başka etmenlerin etkileri bulunuyor olsa da bugün gelinen noktada hem yüksek faiz hem yüksek enflasyon hem de yüksek işsizlikle başbaşayız.

 

  Peki bu döngüden çıkış yolu, tünelin ucunda ışık yok mu? Var. COVID-19’un getirdiği küresel kriz aslında Türkiye için güzel imkanlar barındırıyor. Avrupa ve Amerika, krizin etkilerini azaltmak için faizleri çok düşük seviyelere çekip büyük miktarda para bastılar. Virüs etkisini yitirip bu kaos ortamı geride kaldığında bu basılan paralar kendilerine faizi bol ülkeler arayacaklar ve o ülke ekonomilerine kısa dönem için de olsa can suyu olacaklar. Türkiye bu dönemde faizleri olması gerekenden fazla indirmek için inat etmezse ve belirli bir seviyede tutarsa kaos sonrası Türk ekonomisini güzel gelişmeler bekleyebilir. Ancak bu olumlu gelişmeler Amerika ve Avrupa faizlerini düşük tuttuğu sürece bizimle kalır, ekonomileri düzeldiğinde faizlerini yükselteceklerinden bu olumlu etmenler de elimizden gider ve bu dönemde yaptıklarımızla baş başa kalırız. Gelen bu sıcak parayı yine bize geri dönüşü olmayan sektörlere yatırırsak 2013-2019 dönemini yeniden yaşamamız ve faiz enflasyon işsizlik döngüsüne yeniden girmemiz mümkün.

Kaynakça

1. Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 3 “Türkiye’de 1990 Sonrası İzlenen Faiz Politikası” (BAHAR, 2001) http://static.dergipark.org.tr:8080/article-download/3d72/601b/2936/imp-JA53JR86EE-0.pdf?
2. Yönetim Bilimleri Dergisi, Cilt: 14, Sayı: 27 ss.: 483-490 “1980-2013 Dönemi Türkiye Ekonomisinde Enflasyon ve Faiz Oranı Arasındaki İlişki” (2016) http://ybd.dergi.comu.edu.tr/dosyalar/Ybd/1980-2013-donemi-turkiye-ekonomisinde-enflasyon-ve-faiz-orani-arasindaki-il-2017-02-13-53.pdf
3. Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin 22 Yıllık Reyting Öyküsü (2012) http://www.mahfiegilmez.com/2012/11/turkiyenin-22-yllk-reyting-oykusu.html
4. Bekir Kavruk, Faiz Neden Bu Kadar Önemlidir? (2018) https://www.dunya.com/kose-yazisi/faiz-neden-bu-kadar-onemlidir/412935
5. Mahfi Eğilmez, Döviz Durumu Karışık (2020) http://www.mahfiegilmez.com/2020/04/doviz-durumu-karsk.html
6. Mahfi Eğilmez, Değişim Sürecinde Türkiye, Remzi Kitabevi, İstanbul 2018, ss.: 148
Grafikler
1. Anadolu Ajansı
2. TRT Haber
avatar

Yazar Muratcan Bilgiç

İstanbul Bilgi Üniversitesi - Dijital Oyun Tasarımı

blank

Bir Trajedinin Öyküsü: Hillsborough

blank

Dikkat kitap içerir! Okumanız için birkaç tavsiye