in

Ekonomik Konjonktürel Boyutta 2020’yi Nasıl Geçirdik?

  •  2018’de dolar likditesinde başlayan sıkılaşmanın gecikmeli etkileri, 2019 yılında özellikle başlarındaki dalgalanmaların temel sebepleri arasında sayabiliriz. ABD-Çin arasındaki dış ticaret savaşının güçlenmesi ve özellikle Brexit sürecindeki belirsizlikler, Avrupa Bölge ekonomisi üzerinde yarattığı baskılar hem küresel dış ticareti, hem de reel sektör güvenini belirgin oranda azalttı.
  •  Bu duruma tepki olarak özellikle FED ve AMB başta olmak üzere gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları daha gevşek para politikası yaklaşımlarına yönelmişlerdir. Ülke ekonomilerini desteklemek için FED ve AMB parasal normalleşmeye son vererek genişletici para politikası adımları atmıştır.
  •  Bu olaylar birbirini takip ederken, 2019 yılının son çeyreğinde, 11 Aralık (?) 2019’da tüm dünyayı etkisi altına alacak olan Çin’de, merkezüssü Wuhan Eyaletinde COVID-19 adlı bir salgınla karşı karşıya kaldık.
  •  Salgının seyrine bağlı olarak özellikle 2020’nin ilk çeyreğinde finansal piyasalarda oynaklık hızla artmış, özellikle hisse senedi piyasalarında tarihte görülmemiş düşüşler meydana gelmiştir. Riskli varlık fiyatları keskin bir biçimde düşerken, sermaye akımları gelişmekte olan ülkeler bazında aleyhine bozulmuştur.
  •  Bizim gibi gelişmekte olan ülke para birimleri değer kaybederken, hızla düşe taleple petrol fiyatları tarihsel dip seviyelere inmiş, güvenli liman olarak görülen altın ve gümüş fiyatları, 2020 yılının ilk 3 çeyreğinde yükselmiş, diğer emtia fiyatlarında da düşüş göstermiştir.
  •  Salgından ciddi şekilde etkilenen turizm sektörü emtia piyasalarındaki gelişmelere duyarlı olan gelişmekte olan ülkeler arasındaki yapısal farklılıklar, salgın ile mücadeledeki farklılıklar, verimlilik farklılıkları, kriz öncesi büyüme eğilimleri ve yurtdışı finansal akımlara bağımlılık açısından mevcut olan ayrışmalardır. Ayrıca, başta ulaştırma ve turizm sektörleri olmak üzere birçok hizmet sektöründe faaliyetler ikinci çeyrekte büyük ölçekte yavaşlamıştır.
  •  Ayrıca, gelişmekte olan birçok ülke döviz likidite sıkıntısını para takası hatlarıyla hafifletmeye gitmiştir. Ancak, küresel ticaret hacminde gözlemlenen keskin daralma, gelişmekte olan ülke ekonomilerinin 2020 yılında %3,3 oranında daralması, 2021 yılında ise %6 büyümesi beklenmektedir.
  •  Hükümetlerin riskleri sınırlandırmak amacıyla yaptığı olağanüstü müdahalelerin, kısa vadeli faydalarının yanı sıra orta vadede farklı risk faktörlerine dönüşebilme ihtimali bulunmaktadır.
  •  Salgın, farklı piyasalardaki fiyatlar üzerinde bozucu etkiler oluşturmuştur. Likiditeye ve güvenlik arayışına giren yatırımcı davranışları nedeniyle riskli varlıkların fiyatlarında keskin düşüşler yaşanmıştır.
  •  Daha olumsuz bir senaryoda, etkin tedavinin 2021 yılının ikinci yarısına sarkması ve hastalığa karşı küresel düzeyde bağışıklığın zaman alacak almasıdır. Böyle bir ihtimal, dalgalı piyasalara ve gelişmekte olan ülkelere zayıf sermaye akımlarını beraberinde yapma olasılığı ortaya konulmakta ve bunun sonucunda güvenli limanlara ve nakit kapatmaları, daha fazla vergi geliri kaybına katlanmaları, iş kayıplarına karşı destek paketlerini sürdürmeleri maliyetli olabilir. Gelişmekte olan ülkelere olan fon aktarımlarının ise kısıtlı olması beklenebilir.
  •  Umarız, 2021 yılında bu salgın hastalığından ve olumsuz senaryodan kurtulup, daha güzel, daha mutlu ve ekonomik refahımızın yükselişe geçtiği günleri birlikte yaşarız.
blank

NBA 20-21 Sezonunun Güç Dengesi

blank

Dehşete Düşüren Hastalıklardan Süper Güçlü Varlıklara: VAMPİRLER