in

Petrol Fiyatları ve COVID-19 İlişkisi

  Bir malın (ürünün) fiyatı en basit ve genel olarak arz ve talep yasası ile ilişkilendirilir. Bu yüzden öncelikle ekonomide arz ve talep nedir bilmemiz gerekir.

  Arz yasası dediğimiz, bir malın bir satıcısının (veya satıcılarının) bir piyasada belli bir zaman süresi içinde ve başka değişkenler eşit (Ceteris Paribus) varsayımı altında her fiyat seviyesinde satmaya hazır olduğu (veya oldukları) mal miktarını gösteren bir eğri veya tablodur.[1] Talep yasası dediğimiz ise, bir tüketicinin, zaman birimi başına, değişik fiyat seviyelerinde bir maldan satın almaya hazır olduğu miktarları gösteren bir eğri veya tablodur. [1]

  Böylelikle kısaca arz yasasının üretici ile, talebin ise tüketici ile ilişkili olduğunu anlayabiliyoruz. Peki bu iki yasanın fiyat ile ilişkisi nasıl oluyor, fiyat bu iki yasayı nasıl etkiliyor? Fiyat ile talebin arasında ters orantı bulunmaktadır, yani bir malın (ürünün) fiyatı ne kadar yükselirse, mala olan talepte de o kadar azalma görülür.

  Arzda ise bu durum tam tersi bir şekilde görülmektedir. Yani, fiyat ile arz arasında doğru orantı vardır. Bir malın fiyatı ne kadar artarsa üretici daha fazla ürün arz etmek ister.

  Petrolün günümüzde ne kadar önemli bir ekonomik kaynak olduğunu biliyoruz. Petrolün, dünya toplam enerji tüketimi içerisindeki payı çok yüksektir. Yoğun kullanımının en önemli sebebi ise yaygın tüketim ağıdır. Günümüzde elektrik üretiminden, taşımacılığa kadar çok büyük bir yelpazede kullanımı söz konusudur [2]. Petrol, birçok sanayi için çok önemlidir ve sanayileşmiş medeniyetler kendisi için önemli olduğunu bilir ve bu nedenle birçok ülke için önemli bir husustur. Dünyada petrol tüketimi her yıl yaklaşık olarak 30 milyar varildir.[3]

  Nedir bu varil? Varil petrolün ölçüm birimi yani nasıl paranın birden çok ölçüm birimi varsa -dolar, Euro, Türk lirası gibi- petrolün de ölçüm birimi varil cinsinden söylenmektedir ki genel anlamda ortak bir ticari dile sahip olunabilsin [1 varil petrol=149 litre (42 gallon) = $16,73’tür.]. OPEC (Organization of Petroleum Exporting Countries) ise petrolü ihraç edebilen ve dünya petrollerinin yaklaşık olarak üçte ikisine sahip olan 13 ülkenin oluşturduğu kuruluştur. 1960 yılında Bağdat, Irak’ta kurulmuş olup, 5 ülkenin (İran İslam Cumhuriyeti, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela’nın) [4] imzalayıp, onaylaması ile oluşmuştur. Sonrasında ise bu kuruluşa başka ülkelerde dahil olmuştur.

  Peki nasıl oldu da son zamanlarda petrol bu kadar düşüş gösterdi? Aslında cevap çok basit. Son zamanlarda yaşadığımız bu pandemi krizi dünya genelinde insanları evde oturmaya sınırlar arası yolculukların yapılmamasına zorladı. Böylelikle kimsenin benzin ve türevlerine ihtiyacı kalmadı yani benzine olan talep azaldı. Talepteki bu azalış nedeniyle petrol fiyatları ortalama %80 oranında ani bir düşüş yaşamış oldu ve 10 yılın en düşük petrol fiyatlarını görmüş olduk [5].  Bu süreç daha bu kadar ön planda değilken şubat ayının başlarında OPEC ülkeleri bir anlaşmaya varmak istediler çünkü Covid-19 krizinin talebi etkileyebileceğinden şüphelenmişlerdi. Ancak tüm dünya karantinaya girerken, petrol üreticileri hala petrolü arz ettirmeye devam ettiler. Bu şekilde yavaşça arz ve talep arasındaki dengede, arzın sabit kalması ve talepteki azalış kendini belli etmeye başladı -Bu durum arz fazlasına sebep olur böylelikle piyasada mal(ürün) fazlalığı oluşacağından fiyatlar düşer, üretici zarar görmeye başlar.-. Bu sırada petrol fiyatları konusunda Rusya ve Suudi Arabistan arasında bir anlaşmazlık söz konusuydu. Suudi Arabistan Avrupa ülkelerine fiyatları sabitleme teklifinde dahi bulundu. Anlaşmazlık ancak tüm dünya genelinde pandemi ilan edildiğine Suudi Arabistan ve Rusya tarafından son buldu ve en sonunda petrol arzını kesmeyi kabul ettiler fakat bu geç kalınmış bir karardı çünkü artık petrol fiyatlarının son 10 yıla ait en düşük hali görülmüştü bile.

Peki bu kötü bir şey mi?

  Bazı görüşlere göre düşük petrol fiyatı kötü bir şeydir. Arz yasasını baz alarak, diğer değişkenlerin eşit olması (Ceteris Paribus) altında petrol üreticileri için kötü bir hal almış olur. Aynı şekilde diğer değişkenlerin eşit olması (Ceteris Paribus) dahilinde talep yasasına göre, petrol tüketicileri içinde iyi bir hal almış olur. Normal şartlar incelendiği zaman, petrole olan talep esnek değildir yani petrolün fiyatı ne olursa olsun tüketim miktarı çok az azalmaktadır. Yalnız korona nedeni ile olağanüstü bir durum söz konusu olduğu için talepteki düşüş çok farklı etkilenmiş oldu.

  Bu durumun etkilerini biraz daha geniş bir perspektifte inceleyecek olursak eğer, petrol ihracatı yapan ülkeler için bu durum iyi bir gelişme değildir (örn: Rusya, Venezuela vb.). Böyle bir durumda devlet harcamalarını finanse etmek için petrolden gelecek olan vergiye güvenen ülkelerin ekonomileri zarar görmüş olur. Böylelikle dengeyi kontrol altında tutmak için ya devlet harcamalarını kesmek zorunda kalacaklardır ya da vergilerinde bir artış gerekecektir. Hatta bu krizde Rusya’nın para biriminde ciddi bir devalüasyon olduğu görülmektedir. Bu değer kaybetmenin sonucunda malların fiyatında artış olacağı için enflasyonda da artışa sebep olur ve zamanla resesyon (ekonomide durgunluk) görülmüş olur.

 Bunun yanında diğer petrol üreticileri (örn: Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri) petrol sayesinde önemli bir döviz rezervi oluşturdukları için yani dövizden gelen gelirlerin çoğunu petrol rezervinden sağladığı için ilk olarak petrol fiyatlarını düşürmeyi düşüneceklerdi [6] ve biz ilk korona (Covid-19) krizi çıktığında anlaşmazlığın zaten buradan çıktığını görüyoruz. İki taraflı ekonomi kurtarma çabası.

  Petrol ithalatçıları için ise buna en iyi örnek olarak petrolün en büyük müşterisi olan Çin gösterilebilir. Çin’in petrol ithalatı, ithalatının yaklaşık olarak beşte birini oluşturduğu için hem üretim ağlarını tekrar canlandırmış hem de petrol depolaması yapması konusunda olumlu yönde etkilenmiştir[7]. Türkiye için bu durumu konuşacak olursak bu düşüşün Türkiye’de de ithalat konusunda yaklaşık 7 milyar dolarlık bir iyileşmeye sebep olabileceği söylenmekte ama bu konuda FED, faiz indirimlerinden kısmen olumlu etkilenebileceğini ancak talep düşüşü nedeniyle ihracatta olumsuz bir tablo oluşabileceğini de söylüyor. Aslında bizim gibi gelişmekte olan ülkelerin çok etkilenmeyeceği bir durum haline gelmiş oluyor.

  Koronavirüs, petrol krizi ile ciddi bir ekonomik şok yaşanacağını kanıtlamış oldu ama bu krizin uzun sürmeyeceği de uzmanlar tarafından belirtilmekte. Hatta bu durumun bu zorlu ekonomileri yaşayan ülkeler için iyi olabileceği de vurgulanmaktadır. Ekonomilerini hızla toparlayıp eski dengeyi yakalayabilecekleri söylenmektedir. Böylelikle bizde petrol fiyatlarını normal halinde görebileceğiz. Fakat bu petrol alanında yaşanmış en büyük kriz olmayacaktır. Daha fazla kriz bizi beklenecektir çünkü çevresel endişelerimiz -iklim değişikliği- petrol konusunda bütün şirketlerin kendilerini yeniden değerlendirmesini, Ortadoğu’da yaşanmakta olan bütün siyasi sorunlar ise petrol kaynaklarına erişimi zorlaştırması konusunda kaygıya sebep olmaktadır. Bu kaygıların en önemli sebeplerinden biri ise petrolün yenilenebilir bir kaynak olmaması yani tükenebilecek olmasıdır (bazı uzmanlara göre bu durum yirmi birinci yüzyılın ortalarında olabilir gibi.) [8] Kendimizi petrolle ilgili bütün krizlere hazırlayıp, ekonomiyi bu alanda yönlendirmemiz ve tüm dünyanın yenilenebilir kaynaklara daha çok yatırım yapması gerekmektedir.

Kaynakça

Paraborsa  “[1]”
Dergipark  “[2]”
Wikipedia  “[3]”
OPEC “[4]”
BBC  “ [7]”
EconomicsHelp  “[6]”
Science Clarified  “[8]”
The Star “[5]”
avatar

Yazar Zeynep Çetinkaya

Ege Üniversitesi İktisat öğrencisi, yazar ama tam olarak değil.

blank

Dünyada neler oluyor? v.2

blank

Paris Barış Konferansı: İstikrarsız Avrupa