in

Yarın: Evrensel Temel Gelir

Ucu 18. yüzyıla kadar dayanan ve bugün hala devam eden teknolojinin eksponansiyel olarak büyümesini tüm toplumlar tecrübe ediyor. Bu tecrübeler genel anlamda hayat standartlarımızın arttığını gözlemlediğimiz; 1950 yılındaki bir insanı 1900 yılına göre, 1990 yılında yaşayan bir insanı 1970’e göre, 2020 yılındaki insanı ise bir önceki aya göre iyileştirdiğini gördüğümüz tecrübeler. Fakat her ne kadar bu tecrübelerin genel olarak iyi olduğunu gözlemlesek de dönemsel olarak sorunlara yol açtığını görmekte ve uzun vadede de sorunlara yol açacağını tahmin etmekteyiz. Bugünün sorunu ise küresel eşitsizlik, bölgesel eşitsizlik; yarının sorununun ise işsizlik ve yine eşitsizlik olacağını görüyoruz. Fakat bu kadar ışıltılı hayatlarda nasıl olur da eşitsizlik bir sorun olabilir? Madem teknoloji eksponansiyel olarak gelişiyor, neden açlık diye bir sorun var? Bu sorunlara cevap olarak devletler 20. yüzyılda, iki büyük savaştan da ders alarak, refah devletlerini inşa ettiler. Günümüze gelindiğinde bu refah devletlerinin temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını, toplumdaki her vatandaşa fizibilite sorunları veya basitçe beceriksizlik nedeniyle ulaşamadığını görmekteyiz. Bu yeni sorunu çözmek içinse ortaya atılan bir kavram “Evrensel Temel Gelir”.

“Tax the Rich!”, “Eat the Rich!”, “1% vs. 99%” gibi sloganlardan daha kuvvetli bir çözüm önerisi olarak karşımıza çıktı evrensel temel gelir. Temel düşünce, refah devletlerinin yetersizliğini vurgulamak ve bu yetersizliği insanların kendi ihtiyaçlarını talep etmesi ile önlemek. Yani devletin insanların temel ihtiyaçlarına cevap veremediği durumlarda insanların bu ihtiyaçları karşılarken ekonomik olarak çaresiz kalmasını önleyecek bir sistem. Bu noktada tartışılan bir husus ise bu gelirin kimlere verileceği. Bir grup insan vatandaşların hepsinin bu geliri elde etmesini savunurken diğer bir grup ise yoksulluk sınırı altında kalan tüm vatandaşlara verilmesini savunuyor. Yoksulluk sınırı altında kalanlar dışında kalan vatandaşlarda marjinal bir fark yaratmayacağı için tüm vatandaşlara bu gelirin verilmesi temelde bahsedilen gelirin veriliş amacının dışına çıkması anlamına geliyor. Bu iki gruptan farklı olarak bu gelirin sadece ve sadece teknolojik gelişmelerden dolayı işini kaybedenlere verilmesi gerektiğini savunan bir grup daha var. Bu grubun kaygıları aslında evrensel temel gelirin çıkış amacına tam olarak uygun olsa da bugün şunu kabul etmemiz ve buna göre düşüncelerimizi şekillendirmemiz mühim: Teknolojik gelişmeler sadece işsiz kalan yoksulları değil, orta-alt gelir seviyesine sahip tüm emekçileri etkiliyor. Bu yüzden temel gelirin kimlere verilmesi gerektiği konusunda muhakemesini yapacağımız iki metrik var: (1) fayda grupları (2) faydanın gerçeklikteki seviyesi.

Teknoloji ile birlikte tam zamanlı işlerin çeşitliliğinin azaldığını gözlemliyoruz. Artık bir değer yaratmak için insanların gelir elde edebilmesi adına karşılık olarak vereceği fiziksel ve zihinsel emeklerinin rolü azalıyor. Bu yüzden ortaya mevsimsel, yarı zamanlı gibi işler piyasadaki yoğunluğunu artırıyor. Vasıfsız bir insanın sahip olduğu şeyler (kas gücü vb.) teknolojiyle birlikte daha da değersiz hale geliyor. Bu da çalışan insanların kazandığı geliri azaltıyor. Bu gelirin azalmaması ve temel ihtiyaçlarını eskisi gibi karşılayabilmeleri için insanlar birçok yarı zamanlı iş yapıyorlar. Genel olarak çalışma saatleri teknolojiyle azalması beklenirken yer yer aynı kalıyor yer yer artıyor. Evrensel temel gelirin uygulanmasıyla birlikte beklenen iki durum var: (1) çalışan insanların bu geliri elde etmeleri durumunda çalışmayacak olmaları (2) bu geliri elde etmekle birlikte yine çalışacakları bir durum fakat çalışma saatlerinin azalması ve boş zamanlarının eskiye göre daha da artması. 2. durum bir tür teşvik gibi de düşünülebilir. Emekçiler kendilerinin neden olmadıkları bir nedenden dolayı saatlik ücretlerinin azalmasının sonucunda elde ettikleri olumsuz sonuçlar temel gelir ile hafifletilmiş oluyor. Bu yüzden evrensel temel gelirin miktarı 1. durumun oluşmasını önlemek açısından önemli bir konu.

Bunun yanında emekçiler emek piyasalarında statükoda bulundukları güçsüz durumdan temel gelir ile kurtulabilirler. Yani, emekçiler artık hayatlarındaki temel ihtiyaçları karşılayabildikleri bir temel gelir aldıkları göz önünde bulundurulduğunda ücret taleplerini daha da yukarı çekebilirler. Aksi durumda statükoda gözlemlediğimiz insanların sadece yaşamaya yetecek bir miktarı kabul etmesi gerçekleşiyor.

Evrensel temel gelirin olumsuz sonuçlarından birisi de enflasyonun bu gelirle artma ihtimali. Bunun sonucunda ise aslında insanların şu anki bulundukları noktayla aynı veya daha kötü durumda olabilirler. Enflasyon bu durumda talebin çok fazla olması ile oluşmuş olacak. Birçok dışsal etken enflasyona etki ederken ve bu etkenler genelde sabit, bilinen etkenler olmadığı için temel gelir düşüncesinde netleştirilerek çözüme kavuşturulması gereken noktalardan birisi de enflasyonun nasıl istenilen seviyede tutulacağı olmalı.

Covid-19 salgını nedeniyle birçok ülkede birçok insan işsiz kaldı. Bu yüzden AB ve ABD merkez bankaları teşvik paketlerini sundular. ABD’de vatandaşlara belli bir miktar gelir sağlandı. Bu gibi kriz anlarında bu gibi önlemlerin alınması hayatiyken tabii ki evrensel gelir tartışmaları, refahın yeniden dağıtılması gibi konular tekrar gün yüzüne çıktı. Birçokları evrensel gelirin insanları iyi etkilediğini, ekonominin ise bu uygulamadan dolayı zarar görmediğini öne sürdü. Fakat kaçırılan nokta salgınla birlikte talep taraflı bir kriz yaşanma ihtimalinin olmasıydı. Yani salgın ile birçok insanın geliri dibe vurdu veya insanlar belirsizlikler yüzünden ellerindeki geliri harcamamaya başladı. Bu yüzden talebi artırmak ve durumun krize dönüşmesini önlemek amacıyla bu teşvik paketleri uygulamaya kondu. Türkiye bundan biraz daha farklı bir yol izleyerek kendi vatandaşına krediler sağladı. Tüm dünya ekonomileri talebi gelmesi gereken seviyeye getirmek için çabaladılar. Bu yüzden aslında temel gelir tartışmaları bulunduğu bağlamdan başka bir bağlama (hele ki bu bağlam bir pandemiyse) konulduğunda manipüle edilebilir hale gelir.

Görsel: Ülkelerin 2020 yılında 2019 yılına göre değişen elektrik talebi

Enflasyonu tetikleyecek bir başka unsur ise temel gelirin uygulanmasındaki sıkıntılardan doğabilir. temel gelir uygulamasını gerçekliğe koyduğumuzda muhtemelen devlet şu an sağladığı hizmetlerden vazgeçmeyecek, bazı temel ihtiyaçları sağlayan bir kurum olarak hayatlarımızda olacak. Bunun sonucunda temel gelir hem amacının dışında bir uygulama olarak karşımıza çıkmış olacak ve bu uygulamanın meşruiyeti sorgulanabilir halde olacak. Bu sorgulamaları dışarda bırakacak bir öneri ise ekonomist Milton Friedman’dan geliyor. Friedman negatif vergi gelirinden bahsediyor. Friedman’a ve birçok ekonomiste göre yeniden dağıtım mekanizmaları sorunlu bir halde olduğundan yoksulluğu önleyemiyor. Negatif vergi geliri teorisine göre belli bir gelirin üstünde kalan insanlar vergilerini vermeye devam ederken belli bir gelirin altında kalanlar vergi gelirini direkt alıyor. Yani aslında yoksulluğu bitirmek için Friedman’ın sunduğu şey yeniden dağıtım mekanizmalarını adil ve işler hale getirirken temel geliri de işin içine katmak.

Görsel: AP Photo/Eddie Adams

Sonuç olarak, evrensel temel gelir yaşadığımız ve yaşayacağımız dünya için önemli bir öneri olmakla birlikte birçok grubu ikna etmesi gerekiyor. İşin ilginç yanı sağ ve sol cenahtan bu öneriye soğuk bakan az bir kesim var. Çünkü sol bu uygulamayla daha eşit bir dünyayı hedeflerken sağ devletin küçülmesini ve insanın rahatça yaşaması için yoldan çekilmesinin mümkün olacağını öngörüyor. Bunun dışındaki sorunlardan birisi de gelecekte nüfus artışı ve teknolojinin eş zamanlı eksponansiyel artışıyla birlikte işsizler ordusu ile yaşayacağımız gerçeği. İnsanları var oldukları ve kendilerinin neden olmadıkları bir şeyden dolayı cezalandırmak yerine hayatı tahammül edebilecek bir yer haline getirmeye çabalamalıyız. Bu yüzden evrensel temel gelir bugün olmasa da yarın için gerekli olacak.

 

KAYNAKÇA

Stanford | Basic Income Lab
MIT Sloan School
avatar

Yazar Bedirhan Akay

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi 1. Sınıf
İlgi Alanları: Münazara, güncel siyaset; Formula 1, Futbol.

blank

Nedir bu ASMR?

blank

NBA 20-21 Sezonunun Güç Dengesi