in

Dehşete Düşüren Hastalıklardan Süper Güçlü Varlıklara: VAMPİRLER

 Günümüz sinema filmlerinde, dizilerinde, romanlarında, bilgisayar oyunlarında karşımıza sıklıkla çıkan karakterlerdir vampirler. Pudralanmış gibi duran beyaz tenleri, uzun köpek dişleri, güçlü ve kaslı bedenleri, yarasaya dönüşebilmeleri, insan kanı ile beslenmeleri gibi özellik ve yetenekleri sayesinde de çok sayıda kişinin ilgisini çekmektedirler. Peki, fantastik edebiyat ürünü bu hayali varlıkların hikayelerinin açığa nasıl ve neden çıktığını hiç düşündünüz mü? Bu yazımda bu soruları cevaplamaya çalışacağım.

 İnsanlık tarihinde yürüyen ölüler ve kan içen yaratıklar ile ilgili hikayelerin kökeni çok öncelere, yüzyıllar öncesine gitmektedir.  Bildiğimiz anlamdaki vampir mitoloji ise Doğu Avrupa’da üretilmiştir. Bazı ölülerin dirilebildiğine dair inanç insanlarda korkuya sebep olmuş ve ölülerin dirilmesini önlemek için kalplerine kazık saplayıp gömme metodu benimsenmiştir. Kalbe kazık saplanmasının yanında ölünün mezarına sarımsak doldurma da bir başka yöntemdi. Büyük ihtimalle komaya giren ya da o dönemin bilgisiyle öldü zannedilen bazı kişilerin saç ve tırnaklarının uzamaya devam ediyor oluşu bu kişilerin ölmesine rağmen yaşamaya devam ettiği inancını güçlendirmiştir. Aynı zamanda ölü insan bedenindeki tıbben normal bazı durumların bilinmeyişi de ölümden dönüp kan içen insan düşüncesinin gelişimine katkı sağlamış olabilir. Bu duruma bir örnek olarak bazı ölülerin ağzından kan akması verilebilir. Dönemin insanları bir insan öldüğünde bedeninin direk çürümesi gerektiği fikrine sahiptiler fakat ölülerin karnındaki bakteriler insan öldükten sonra da yaşamaya devam ettiği için karında şişmeye ve oluşturduğu bu şişmeyle ağızdan kan gelmesine sebep olur. Orta Çağ’da bu bilgiye sahip olmayan halk, mezar kazıları yapıp da ağız kenarında bulunan kanı gördüğünde ölülerin gece vakti dirildiği ve kan içmek için mezardan kalkmış olduğunu düşünmüş olmalı.    

 Günümüzde modern tıbbın gelişmesi ile birlikte tedavileri bulunmuş ya da zararları hafifletilmiş bazı hastalıklar da vampir mitinin üretilmesine sebep olmuş olabilir. Bugün modern bilimin ortaya koymuş olduğu veriler yardımıyla o dönemin insanlarının vampire benzetebileceği veya bu hikayeleri uydurmuş olmalarına sebep olabilecek hastalıklar şunlardır: Porfiria (Porphyria), pellegra, kuduz. Şimdi bu hastalıkların genel özelliklerinden ve neden vampir hikayelerine sebep olmuş olabileceklerinden bahsedelim.

 1)Porfiria

 Porfiria, genetik olarak aktarılabilen bir kan hastalığıdır. Bu rahatsızlıktan muzdarip bireylerde hemoglobinin yapısındaki önemli bir faktör olan “hem” oluştulamamaktadır. Porfirianın en sık görülen semptomlarına karın ağrısı, ışığa karşı hassas olma, sinir ve kas sistemleriyle ilgili sorunlar yaşama örnek olarak verilebilir. Bu hastalığın vampir hikayelerine sebep olmasında belirtilerinin vampir hikayelerindeki vampirlerin zayıf yanlarına benzemesi etkilidir. Bu hastalığa yakalanan bireylerde ışık hassasiyeti görülmektedir. Eğer porfiria hastası birey Güneş ışığına çıkarsa derisinde yaralanmalar ve lekeler oluşmaktadır. Ayrıca yapısında barındırdığı demir sayesinde oksijeni taşıyan “hem” oluşturulamadığından ötürü bu bireyler kansızlık da yaşamaktadır ve tedavileri için de dışarıdan damar yoluyla kan almaları gerekir. Tarihte ise 7 yıl savaşlarını Fransa’ya karşı kazanan Amerikan kolonileri-Britanya arasındaki savaşı ise kaybeden Britanya Kralı olan 3.George porfiriadan muzdaripti.

2)Kuduz

 Kuduz virüsü kuduz bir hayvanın ısırması sonucu salya aracılığıyla insan bedenine girer ve  merkezi sinir sistemini etkiler. Kuduz hastalığına yakalanan hastalarda görülebilen şu belirtiler vampirlik ile ilişkilendirilmiş olmalıdır: Kas spazmları, sudan korkma, aşırı saldırganlık ya da saldırganca cinsel davranış. Vampir hikayelerinde kutsal su ile vampiri uzaklaştırma da buradan türemiş olabilir. Su görmek dahi kuduz hastası bireylerde gırtlak spazmına sebep olduğu için su korkusu, kutsal su ile birleştirilip vampirlerin zayıflığı şeklinde yorumlanmış olmalı. Kuduz olan hastaların aşırı saldırgan davranış göstermesi ise vampirlerin kana susamışlığı şeklinde hikayeleştirilmiş olabilir. Kuduz virüsü de salyadan ısırık yoluyla bulaştığından vampir olmak için ısırılması gerektiğine dair hikayelerin kökeninin burada yatıyor olma olasılığı yüksektir.

 

3)Pellegra:

 B-3 vitamini (Niacin) eksikliğinde görülen bir rahatsızlık olan pellegrada deride kızarıklık, ishal, demans görülür. Uykusuzluk ve agresif davranışlar görülmesi de vampir hikayelerine sebep olmuş olabilir. Ayrıca o dönemlerde insanların yaşamış olma ihtimali yüksek olan beslenme eksikliği de bu rahatsızlığa sebep olduğundan vampir mitine evrilme ihtimali yüksektir. Vampir mitolojisi bu rahatsızlıkların etkisiyle çıkmış olabileceği gibi yukarıda bahsettiğimiz öldükten sonra tıbbi olarak görülmesi normal olan karın şişmesi, ağızdan kan gelmesi gibi olayların dönemin insanı tarafından anlaşılamaması yüzünden de üretilmiş olabilir.

 

 Söz konusu insanın hayal gücü olduğunda bir veya birkaç sebep bir şeyleri açıklamak için yeterli gelmeyecektir. Üretilme sebepleri ne olursa olsun filmlerde, dizilerde, kitaplarda, bilgisayar oyunlarında karşımıza çıkan bu hayali varlıklar günümüz insanının ilgisini çekmeye devam etmektedir. Muhtemelen yakın gelecekte de vampirlerin olduğu yapımlar izlemeye, okumaya, oynamaya devam edeceğiz.

avatar

Yazar Göktuğ Berk Bağcı

Okulum: Hacettepe Üniversitesi
İlgi alanlarım: Popüler bilim, tarih, felsefe, bilim kurgu ve fantastik edebiyat.

blank

Ekonomik Konjonktürel Boyutta 2020’yi Nasıl Geçirdik?

blank

Bitmeyen Bahar: Arap Baharı