in

Mutluluğun Formülü?

  Her insanın hayatında mutlu olduğu günler olduğu gibi mutsuz olduğu zamanlar da var. Özellikle çevresel stres arttığında mutlu olma kaynakları azalıyor, çünkü bu stresörler kaygı ve endişe uyandırıyor. Çoğu zamanda da zihin bu durumları ele almakla meşgul olduğundan dolayı anksiyete gittikçe artıyor ve bizi mutsuz hissetmeye itiyor. Bazen bu “mutsuzluk” dediğimiz duygu durumunu toparlamak terapi sürecini gerektirse de daha gündelik durumlarda mutsuz hissetme veya ani duygu değişimleriyle başa çıkmak mümkün. Ama nasıl?

  Vücudumuz binlerce hücreden oluştuğu gibi, “hisleri” (örneğin sıcak, sert, vb.) ve duyuları algılamamızı sağlayan hücreler de var. Bu hücrelere “nöron” veya “sinir hücresi” adı veriliyor. Bu hücreler, elinize tuttuğunuz telefonun varlığını algılamaktan tutun matematik problemi çözmenize kadar pek çok farklı süreçte yer almakta. Nöronlar vücudumuzun en uç köşelerine bile ulaşmakla birlikte beyin yapısının da işlevsel dokusunu oluşturuyor. Bu hücreler bireysel çalışmak yerine birbirleriyle iletişim halinde görevlerini gerçekleştirerek bir takım çalışması sergiliyor. Aralarında “iletişim” kurmak içinse farklı kimyasal moleküller, bilimin kullandığı isimle “nörotransmitterler” kullanıyorlar. İşte serotonin, bu nörotransmitterlerden biri. Serotonini önemli yapan şeyse bu küçük moleküllerin bizim modumuzdan uykumuza, hafızadan iştahımıza kadar farklı durumları düzenlemeye yardım ediyor olması. Tüm görevleri tek başına gerçekleştirmiyor olsa da serotonin miktarı başta duygu durumumuz olmak üzere oldukça etkili. Peki serotonin miktarını arttıracak, biraz daha iyi hissetmemize yardımcı olacak ve dolaylı olarak hayatımıza daha iyi odaklanmamızı sağlayacak şeyler neler?

Görsel: toothpastecomics

1. Gün Işığı

  Hiç mevsimsel depresyonu duydunuz mu? Depresyon periyodu kronik olarak sonbahar ve kış aylarına denk gelen kişilere konulan tanıdır mevsimsel depresyon, ve bu kişilere gün ışığı alımı tavsiye edilir. İnsan vücudu, güneş ışığı olduğu saatlerde çalışarak ve akşam saatlerinde dinlenerek evrimleşmiştir. Eski dönemlerde LED ve flüoresan gibi yapay aydınlatmaların da yaygın olmadığını düşünürsek, insanların temel ışık kaynağı güneşti. Yapay ışık kaynaklarıyla kıyaslandığında güneş ışıkları, doğru saatte daha yüksek ışık kaynağı oluyordu. Çevresel koşullara bu şekilde adapte olduğumuz için tenin üzerinde hissedilen ve göz bebeğinden giren yoğun ışık, serotonin salgılanmasını sağlıyor. İç mekanlarda bu ışık yoğunluğu sağlanmıyor mu peki? Belki de çalışıyor olduğunuz ofisteki ışıklar da sizin için yeterince parlak? Ölçümlere göre açık güneşli bir gündeki ışık miktarı, ortalama bir ofisteki miktardan yaklaşık 100 kat daha yüksek! Bu yüzden -ve güneş ışığının diğer yararlarından dolayı yapay ışık serotonin salınımı üzerinde aynı etkiyi sağlayamıyor.

2. Masaj

  Masajın kendisi mi, yoksa fiziksel bir insan iletişimin olması mı etkili; bu kısım net olmasa da bu alanda yapılmış farklı birkaç çalışma, masaj yaptırmanın serotonin üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu gösteriyor. Örneğin hamilelik depresyonu yaşayan kadınlara dört ay boyunca haftada iki defa eşleri tarafından masaj yapıldığında, bu kişilerin serotonin seviyelerinde yüzde 30’a varan bir artış olduğu gözlemlenmiş. Bu araştırmada serotonin seviyesi, anneyi etkilediği kadar bebeği de etkiliyor olduğundan ayrıca bir önem kazanmakta. Masaj ayrıca arttırdığı serotonin seviyesiyle beraber migren atakları üzerinde de etki gösteriyor.

Görsel: bumpybrains

3. Egzersiz Yapmak

  Klişeleşmiş olsa da egzersiz yapmanın serotonin üretimine etki sağladığı onlarca araştırma tarafından kanıtlanmış durumda. Vücudun daha aktif olduğu bisiklete binmek, yüzmek, koşu gibi aerobik egzersizlerde daha yüksek oranda serotonin salınımı görülmekle beraber yoga gibi daha sakin spor türleri de etkili oluyor. Burada anahtar faktör, kişinin istekli bir şekilde egzersizi yapıyor olması. Eğer başka biri veya etmenler tarafından zorla egzersiz yaptırma ve aşırı fazla spor durumu olursa aynı etki gözlenmiyor. Yani egzersizi hangi motivasyonla yapıyor olduğunuz da serotonin salınımı üzerine etki ediyor. Ancak bazen de kişiyi egzersiz yapmamaya iten şey düşük mod durumu, dolayısıyla düşük seviyelerdeki serotonin olabiliyor. Böyle bir anda televizyon karşısındaki koltuğa gömülüp daha cezbedici gelse de bu durumdan silkinip kurtulmak için kişinin kendini biraz zorlayıp serotonin salgılatacak bir egzersiz yapması iyi gelebiliyor.

4. Mutlu Anları Hatırlamak

  Belki ilk okuduğunuzda gereksiz gelebilir, ama mutlu anlarınızı hatırlamak serotonin arttırmak için en kolay yollardan biri. Tam tersi durumda, yani mutsuz anların hatırlanmasında da serotonin seviyesinin düştüğü gözlemleniyor. Bu yüzden mutlu ve güzel anılara odaklanmak hem sizi olumsuz düşüncelerinizden uzaklaşmaya yardımcı olurken hem de serotonin seviyenizi yükselterek daha mutlu bir moda geçmenizi destekliyor.

Her zaman mutlu anlara odaklanmak, bir nevi “Polyanna” olmak elbette mümkün değil. Hayatın akışı gereği yaşadığımız olaylarda negatif anlar da var ve bu anlara odaklanmak daha kolay olabiliyor. Hatta majör depresyon tanısı alan kimi bireyler, neredeyse hiçbir mutlu anıyı hatırlamadıklarını ve yalnızca depresif oldukları anları hatırladıklarını belirtiyorlar. Bu “mutsuz anlar” girdabına sadece majör depresyonu olanlar girmeyebilir. Bazen mutlu anları hatırlamak daha zor olabilir. Bu durumlarda sizi uzun zamandır tanıyan bir arkadaşınızla konuşmak, fotoğraflara bakmak ve eğer tutuyorsanız günlüğünüzü okumak; mutlu anılarınızı hafızaya geri getirmeye yardımcı olabilir.

Kaynak

DSM-5

Psychology Today

Psychology Today

Kapak Görseli: theawkwardyeti
avatar

Yazar Eda Can

Seyahat etmeyi ve klasik romanları seven bir psikolog.

blank

Yersiz

blank

Alplerden Gelen Sessiz Çığlıklar