in

Ponzi Sistemi (Saadet Zinciri)

“Herkes dolandırıcı olabilir, ancak isminizin ‘dolandırıcılık’ kelimesi ile eş anlamlı olmasını sağlamak için özel bir adam olmanız gerekir.”

Charles Ponzi

  İnsanlık, var olduğundan beri hep daha fazlasını elde etmek için savaştı. İlk zamanlarda avlanıyorduk, bu bize yetmedi toprağı işlemeyi öğrendik; topraklarımız büyüdü, ürünlerimiz arttı ve o ürünleri satmayı öğrendik. Ürünleri satmak bize pazarı öğretti ve para ile tanıştık. Para kazanmak, daha fazla kazanma arzusunu doğurdu ve zenginleştik. İlk pulu elimize aldığımızdan beridir onu daha kolay daha zahmetsiz bir şekilde kazanmanın yollarını aradık ve simyacılar ortaya çıktı. Yıllar, yüzyıllar geçti; binlerce simyacı bir hayal uğruna ömürlerini tüketti. Amaçları altının formülünü çözüp kolay yoldan zengin olmaktı, ama olmadı. Daha sonra o soru ortaya çıktı; “Kolay yoldan para kazanmak, bir koyup yüz kazanmak ister misiniz?” Ve günümüz simyacıları altının formülünü çözmüşlerdi, bu formül için aynaya bakmaları yetti.

  Ponzi sistemi, diğer ismiyle saadet zinciri, adını 1920’lerin başında Boston’da küçük bir şirket sahibi olan Charles Ponzi’den almıştır. Charles, uluslararası posta kuponlarının ülkeler arası fiyat farkından kâr edeceğini söyleyerek yatırımcılara 45 günün sonunda %40 faiz ödeme sözü ile yola çıkmıştı. Teoride mantıklı görünen bu sistem, pratikte dönemin imkânları göz önüne alındığında mümkün değildi. Ancak sistem, şaşırtıcı bir şekilde söylendiği gibi işliyor; yatırımcılarına güzel paralar kazandırıyordu. İşin aslı, Charles yatırımcılara vadettiği faiz ödemelerini posta kuponlarından elde ettiği gelirle değil, yeni yatırımcıların yatırdığı fonlarla yapıyordu. Arka planında herhangi bir yasal yatırım faaliyeti bulunmayan bu sistemin sırrı ise garanti edilen ortalamanın üzerinde getiriler ile yeni yatırımcıların cezbedilmesinde yatmaktaydı. Mevcut yatırımcıların elde ettiği yüksek getiriler, yeni yatırımcıları cesaretlendirip heveslendirmekteydi. Ne yazık ki Ponzi’nin oyunu, “The Boston Post” gazetesinin bir haberiyle çöküş sürecine girdi. Bu haberle sisteme para girişi durmuş; Charles, faiz ve anapara taleplerini karşılayamaz hale gelmişti. 

  Charles’ın sistemi, her Ponzi finansmanının kaçınılmaz sonu olan iflas ile neticelenmişti. En üst piramitte günümüzün simyacısı bulunuyor. Aynada kendisini öylesine izlemiş ki, insanoğlunu ve onun bitmek tükenmek bilmeyen para kazanma hırsını çözmüş, bunu formüle dökmüş. Formülü basit: önce onlara hayal satıp cüzi bir miktar paralarını alıyor, daha sonra biraz önlerine havuç atıyor ki karşısındaki açgözlü tavşanın ağzı sulansın ve daha fazla para yatırsın; kendi gibi diğer tavşanlara haber versin. Onlar da diğerlerine derken bizim saadet piramidimiz oluşmaya başlıyor. İlk zamanlar her şey çok güzel, tavşanlarımız havuçlarını alıyorlar. Daha fazla hırslanıp daha büyük paralar yatırıyorlar ve yeni tavşanlar buluyorlar. O yeni tavşanlar da yeni tavşanlar getirdikçe piramit büyüyor. Tabii ki simyacımızın sandığı da altınla dolmaya devam ediyor. Sistem herhangi bir üretime ya da finansal piyasada işlem yapmaya dayanmıyor. Sisteme yeni kişiler dâhil oldukça yanlarında para getiriyorlar ve simyacımız bu getirilen paralardan tavşanlarımıza havuç dağıtıyor. Gelin sistemi simüle edecek bir piramit kuralım: Başlangıçta elimizde formülü çözmüş bir simyacı, simyacı tarafından tavşanlara sunulan ağız sulandırıcı bir hayal ve beş tane de tavşanımız var. Her bir tavşan, yıllık yüzde 60 faiz getirisi ile başlangıçta sisteme on bin lira getiriyor ve sisteme beş yeni tavşan dâhil ediyorlar.

  12 ayın sonunda simyacının elinde toplam 12.206.905 adet tavşan oluyor. Bu sistemi besleyen tavşanların sisteme girerken yatırdıkları para, hızlı bir şekilde büyüyen bir kaynağa dönüşüyor. Bu kaynaktan tavşanlara her ay havuçları dağıtılıyor. Sonra hırslanıp yeni paralar yatırmaları ve belirli bir yüzde karşılığı ile sisteme daha fazla tavşan dâhil etmeleri sağlanıyor. Ama hesabın karışmaması için her tavşanımız sadece bir kereye mahsus on bin lira yatırıyor ve beş tavşan dâhil ediyor olsun. Yıllık yüzde 60 kazanım garantisini aylık olarak hesapladığımızda, her ay yüzde 5 gelir oluşur. Böylece her tavşanımız kendi bir ayını tamamlar tamamlamaz sistem ona ilk havucu olan on bin liranın yüzde 5’ini, yani beş yüz lirasını verecek.

  Bu hesaba göre simyacımızın ilk beş tavşanını bulduğu günün üzerinden bir yıl geçtikten sonra sandığında yüz yirmi milyar beş yüz kırk dört milyon dört yüz yirmi dokuz bin (120.544.429.000) Türk Lirası kalır. Böylelikle simyacımız altının asıl formülünün insanların hırslarında, zihinlerinde, hayallerinde olduğunu aynaya kendi zihnine, hırslarına ve hayallerine bakarak çözmüş ve sandığını ağzına kadar doldurmuş olur.

  Peki simyacımız tavşanlarını nasıl kandıracak? İnsanlar tarihi boyunca hep daha fazlasını istedi ve bunun için hayal kurdu. Bazen bir siyasetçi geldi, o hayallerin üzerine kendi egemenliğini kurdu. Kimi zaman bir tüccar geldi, o hayallerin üzerine ticarethanesini kurdu. Kimi zamansa bir simyacı gelip o hayallerinin üzerinde kendi sistemini kurdu ve altın üretti.

  Bir insanı ikna etmek için hayal ve umut satmak yeterlidir. O hemen kanar ve varını yoğunu önünüze serer -ki tarihte de bu hep böyle oldu. Gelin hep beraber tarihteki saadet zinciri örneklerini izleyelim. Sistemin ilk simyacısı, daha önce de bahsettiğimiz gibi sistemin isim babası olan Charles Ponzi’dir. İnsanları uluslararası posta pulu ile zengin edeceği hayaline inandırıp sisteme çok kısa süre içinde binlerce dolar sokmuştur.

Görsel: Chris Hondros

  Bir başka örneği ise 2008 yılında sisteme dahil ettiği paraları Wall Street’te katlayacağını söyleyip sisteme milyarlarca dolar sokan Bernard L. Madoff’dur. Madoff’u yargılayıp 150 yıl hapis cezası veren hakim sistem için su sözleri söylüyor; “Olağan dışı derecede şeytani…”

 Ülkemizdeki örneklerinden birisi ise temizlik ve cilt bakım ürünleri satarak zengin olacaksınız hayali ile sisteme binlerce insan sokan Titan Saadet Zinciri. Simyacımız, topladığı tavşanlardan sisteme ilk girdiklerinde giriş ücreti alıyor. Daha sonra onların yüksek faiz ile yeni tavşanlar bulmalarını sağlıyor. Sistemi ise her tavşana temizlik ve bakım ürünleri sattıracağı ve piramidin üstündeki tavşanlar kendi piramitlerini oluşturabilirse de distribütörlük vereceği vaadi. Böylelikle sistemini büyüterek milyarlarca lira kazanıyor. 

 Ülkemizdeki ses getirmiş son örneği ise hepimizin yakından bildiği Çiftlik Bank vakası. Sistem sanal ortam üzerinden çiftlik hayvanı yetiştirmek üzere kurulmuş.
Simyacımız “Tosuncuk”, online bir oyun üzerinden çiftlik hayvanları satıyor ve bu hayvanlarla kurduğu çiftliklerde üretim yapacağı yalanı ile bir yıl içinde sistemdeki tavşanlara paralarını ikiye katlayacakları hayalini satıyor. Diğer Ponzi sistemlerinde olduğu gibi bu sistem de kısa süre sonra patlıyor ve simyacımız sandığı ile birlikte yok oluyor.

  Ponzi sistemi çok basit temeller üzerine kurulu, tek formülü ise insanların en büyük zaafı olan hayalleri. İlk zamanlar piramidin üstündekilere para kazandırıyor ve piramidin genişlemesine izin veriyor. Daha sonra piramit istenilen hacme ulaşınca, sistemin kurucusu topladığı paralarla ortadan kayboluyor.

  Ponzi sistemi onlarca yıldır insanları kandırıp onlara hayal satan bir dolandırıcılık sistemi, ve her gün yeni bir örneğine rastlıyoruz. Gün geçmiyor ki satın aldığı hayallerle yıllarının emeklerini kaybeden insanlarla karşılaşmayalım…

Kaynak

Chris Jarvis – The Rise and Fall of the Pyramid Schemes in Albania

DealBook, The New York Times

Maya Sari – Cognitive Bias and Risk Preferences Analysis of Ponzi Scheme Investors 

Stacie Bosley & Maggie Knorr –  Pyramids, Ponzis and Fraud Prevention: Lessons From a Case Study

Wikipedia

avatar

Yazar Şaban İbrahim Göksal

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

blank

Tekinsiz Vadi Bilinmezi

blank

Altın Eldiven