in

‘’Şimdilik Devrim Yapacak Durumda Değilim’’

Günümüzde tanısı konulan 8 kanserin 1’inin meme kanseri olduğu tespit edilmiştir. Kanser ölümlerinin yaklaşık yüzde 12’si meme kanseridir ve son 20 yılda görülme sıklığı 2 kat artmıştır. Tüm meme kanserlerinin yüzde 1 kadarı ise erkek nüfusta saptanmaktadır. Birçok farklı belirtisi olmakla beraber bu hastalıkla mücadele eden kadınların büyük bir kısmı meme kanserlerinin belirtilerini kendi memelerini incelerken ya da muayene ederken buluyor. Erken teşhis ve tedavi birçok kadın için hayat kurtarıcı olabiliyor.

Peki memede bir kitle ya da normalin dışında bir durum olduğunu fark eden kadın için süreç nasıl işliyor?

Birçoğu, belki hayatlarının ciddi anlamda değişeceğinden habersiz, belki de kendi başlarına gelebileceğini asla düşünmedikleri bu sürecin habercisi olan sonuçlarını bekliyorlar. Bu bekleme süreci bile başlı başına oldukça yıpratıcı ve gergin bir süreç. Ardından tedavi süreci başlıyor, fakat ileriki aşamalarında şiddetli ağrı ve güçsüzlük yaşayan hastaların belki de en büyük mücadelesi psikolojik zorluklar. Süreci bütün gerçekliğiyle yaşayan, mücadeleci ve çok güçlü kadınlardan birinin, eski bir kanser hastasının bloğunda yazdığı şeyler bizlere tanıklık edebilir:

‘’Her gün aynı sıralama; masaya uzanıyorum, kafamı askıya yerleştiriyorum, kolumun biri başımın altında… Yeşil mavi ışık avını arayan bir sniper gibi dönüp duruyor. Başımı hiç oynatmamam gerekiyor. Mecburen öyle yapıyorum, her gün tavandaki aynı çatlağı görüyorum. Tavana buluta benzer bir şey kondurmuşlar ama oda gerçekten berbat. Şu oda için biraz özen göstermek bu kadar zor mudur hakikaten diye düşünüyorum. İçimden bütün radyoterapi odalarının duvar ve tavanlarını vintage desenlerle süslemek geliyor. Romantik birkaç desen, biraz insan ruhunu okşayan resimler… Belki bir gün birisi düşünür ve böyle şeyler yapar. Ben şimdilik devrim yapacak durumda değilim.’’

                                                                  Görsel: Hackensack Meridian Health

Elbette yaşanan tecrübe, bütün bu değişim, kendini ve hastalığı anlama kişiye özel fakat birçok hastanın zorlandığını ifade ettiği ortak nokta, kabullenme süreci. Korku, yalnızlık ve endişe üçgeninde dönüp dururken her şeyin bir kâbus olmasını ve bir an önce uyanmak istediğini dile getiriyor bir hasta. ‘’Neden ben?’’ sorusunun zihnini uzun süre terk etmediğini ifade ediyor başka birisi. Belki hem bu duygulardan hem de yaşadıkları fiziksel zorluklardan ötürü sosyal çevrelerinden gittikçe uzaklaşıyor kadınlar. Eski neşeli günlerden, günübirlik seyahatlerden, dostlarıyla kaygısız yaptıkları planlardan uzaklaştıkça ölüme daha çok yaklaştıklarını düşünüyorlar. Fakat bu tam da tümörün istediği şey. Uzmanlara ve bu hastalığı atlatmış kadınlara göre olumlu düşünceler birçok zorlukta hastalara yardım ediyor. Sevdiklerinin ellerinden tutup her güne umutla uyanmaya gayret eden kadınlar, hayatlarında belki de onlara paha biçilmez şeyler öğreten bu yolculukta biraz daha sağlam kalabiliyorlar. Bitmeyen geceler, yanık izleri, kötü rüyalar, soğuk ve ruhsuz ameliyat odaları; dostlarla, umutla, teşekkürle kişinin hikayesinde eşsiz bir tecrübe olarak geride kalıyor.

Kanserle mücadele eden bütün cesur kadınların bir gün devrim yapabilecek kadar güçlü olmaları dileğiyle…

Kaynakça

Tiffany’de Kahvaltı

Acıbadem

Kapak Görseli: Habertürk Hayat
avatar

Yazar Bilge Kurban

Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler öğrencisiyim. Edebiyat, sinema, seyahat ve münazarayla ilgilenmeyi seviyorum.

blank

Türkiye Ekonomisini 2021’de Ne Bekliyor?

blank

Her Akşam Votka, Rakı ve Şarap