in

Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yeni Bir Trend: Tamir Etme Hakkı

Teknolojik ürünler artık hayatlarımızın parçası değil, hayatlarımızın ta kendisi olmuş durumda. Artan nüfus ve tüketim alışkanlıklarımızın teknoloji temelli olarak değişmesine bağlı olarak teknoloji şirketleri, son on yıllık dönemde Fortune 500 listesinin zirvesine oturdular. Doğal olarak bu şirketler güçlerini kaybetmek istemediğinden bazı pazarlama stratejileri geliştirdiler. Bunlardan biri de Apple’ın yaptığını kabul ettiği planlı eskitmedir. Planlı eskitme konusuna bu yazımızda çok değinmeyeceğiz ama kısaca tanıtmak gerekirse, satın aldığımız ürünün belli bir tarihten sonra üreticiler tarafından bilerek kullanılamaz hale getirilmesi ve buna bağlı olarak tüketicinin o ürünün yeni versiyonunu almaya iten bir pazarlama stratejisidir. 

 

Bir diğer pazarlama stratejisi ise satış sonrasında cereyan etmektedir. Bu strateji, tüketiciyi özel servisleri devre dışı bırakarak, üreticinin kendi yetkili tamir servisine yönlendirmektir. Bu duruma bir noktaya kadar hak verilebilir. Zira, şirket kendi eğittiği elemanlarına bu tamir hizmetini yaptırıp ileride ürünlerin müşteriye verebileceği zararı engelleme amacı güttüğü söylenebilir. Hem müşterinin sağlığını hem de marka değerini koruma amacı da güdülse bile uygulanan yöntemler etik olarak sıkıntılı olduğu gibi hukuki boyutta da ileride sıkıntılı süreçlere ön ayak olacak gibi gözükmektedir. 

 

Apple üzerinden örneklendirmek yerinde olacaktır. Apple, kendi yetkili servislerine yönlendirmek için piyasaya sundukları ürünlerin tasarımlarını bilerek karmaşık ve yapışkanlı malzeme ile donatmakta, tamir kılavuzlarını ve yedek parça tedarikini sadece kendi yetkili servislerine sağlamaktadır. Bu durumun tepki çekmesi üzerine Apple somut bir adım attı ve bağımsız tamir servislerini yetkilendirme programı başlattı. Ama bu programın tamamen göz boyama amacıyla yapılan bir program olduğunu görüyoruz. Zira, Louis Rossman isimli büyük bir tamir etme hakkı savunucusu ve özel servis sahibi Youtube kanalında, yetkilendirilen bu servislerde sadece telefon ekranı ve batarya değişikliği yapılabildiğini diğer parçalardan kaynaklanan problemlerin çözülmesine izin verilmediğini anlatmıştır. Planlı eskitme taktiğinde olduğu gibi bu taktikte de tüketiciyi o ürünün yeni versiyonuna yönlendirme amacı vardır. Eklemek gerekir ki ürün tamir fiyatlarının ürünün ilk satış fiyatına ciddi anlamda yakın olması tüketiciyi yeni ürün almaya iten önemli bir faktördür. Bunların yanında bu servislerin Apple tarafından gizli denetime tabi olacaklarını, hatta yetkili servis olmayı bıraktıktan sonra 5 yıl boyunca da bu denetimlerin devam edeceğini belirtmiştir. Rekabet hukuku bakımından problemli olabilecek bu durumdan kaynaklı Amerikan hükümeti çok yakın zamanda bu konuda somut adımlar atmıştır. Bu adımlardan yazımızın ilerleyen kısımlarında bahsedeceğiz. 

 Görsel: redmondpie.com

 

Size yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. 2018 yılının Şubat ayında gerçekleştirdiğim Amerika seyahatimde kendime iPhone almıştım. Yaklaşık 1,5 yıl sonra iPhone’umun pili bozuldu ve Apple’ın yetkili servisine müracaat ettim. Bana satın aldığım ürünün problemli olduğunu ve pil değişikliğini ücreti karşılığında bile yapamayacaklarını, telefon tamiri için ciddi ciddi Amerika’ya gitmem gerektiğini söylediler. Ben de gidemeyeceğim için özel bir servise müracaat ettim ve pil değişimini orada yaptırdım. Apple orijinal parçalarını ve tamir kılavuzlarını yetkili olmayan servislere sağlamadığı için sağlığım belki de tehlikeye atıldı.  Burada Apple beni yeni telefon almak ve yetkisi olmayan servis arasında seçim yapmaya zorladı aslında. Eğer Apple, özel servislere bu kılavuzları ve orijinal yedek parçaları sağlasaydı, telefonumu daha güvenli bir biçimde kullanmaya devam edebilecektim.

 

İşte tam bu noktada sürdürülebilir geleceğin yeni trendi olan  “tamir etme hakkı” konseptinden söz etmek yerinde olacaktır. Bu konsept kısaca, sahip olduğumuz bir ürünü kendimiz veya seçtiğimiz bir teknik servis tarafından tamirinin güvenle yapılmasını sağlama amacını taşımaktadır. Bu konseptin savunucuları, herkesin tamir kılavuzlarına, tamir alet ve edevatlarına ve orijinal yedek parçalara serbest bir biçimde erişimine ve ürünün yazılımına  özgürce müdahale edebilmeyi savunmaktadır. Ve bunların yanında ürünlerin kolayca tamir edilebilecek tasarımlara sahip olmasını desteklemektedir. Özel servisleri destekleyen bu hakkın, insanları özel servis sektörüne yatırım yapmasına ve dolayısıyla istihdam yaratacağı da düşünülmektedir. 

 

Tamir etme hakkının hukuki temeli aslında ilk olarak otomobil sektörü sayesinde atılmıştır. ABD’nin Massachusetts eyaletinde  2012 yılında çıkarılan yasa ile otomobil firmalarının tüketiciler ve özel tamir atölyeleri ile araç tamiri için önemli olan bilgi ve verileri paylaşmaları zorunlu tutulmuştur. 2020 yılında da aynı eyalette bu kanuna bir ek yapılmıştır ve yeni düzenleme uyarınca otomotiv firmalarının araç sahipleri ve tamir atölyelerinin aracın mekanik verilerini bir e-platform üzerinden erişimine açma zorunluluğuna tabi tutulmuştur. Tahmin edeceğiniz üzere bu hakka karşı olan büyük şirketler sahip oldukları tasarım, patent ve yazılım gibi fikri mülkiyete korumasına  tabi olan varlıkların tehlikeye düşeceğinden endişelenmektedir. Bunun yanında ise tamir etme hakkını tüm dünya tarafından benimsenmesi halinde tüketicilerin yeni ürün almaktan kaçınacağı ve bu yüzden şirketlerin inovasyon yapmaya gerek duymayacağı yönünde de bir görüş vardır. 

 Görsel: aftermarket news.com

Geçtiğimiz günlerde ABD’de elektronik ürünler için tamir etme hakkı konusunda çok önemli bir gelişme yaşandı.  ABD Başkanı Joe Biden, imzaladığı başkanlık emrinde Federal Ticaret Komisyonu’ndan elektronik ürünler için tamir etme hakkı konusunda regülasyon çalışmasında bulunmasını istedi.  Geçtiğimiz mart ayında ise Avrupa Birliği’nde bu konuda heyecan verici bir gelişme yaşandı. EU EcoDesign Measures (AB Çevreci Tasarım Kuralları) olarak adlandırılan bir regülasyon çıkarıldı. Bu regülasyon ile birlikte birliğin içerisinde satılacak bulaşık ve çamaşır makineleri, ekranlar ve buzdolapları daha uzun ömürlü ve kolay tamir edilebilecek şekilde tasarlanmak zorunda bırakıldı. Tam olarak ideal bir tamir etme hakkı olmasa da bu konu hakkında çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşları bu gelişmeyi uzun vadede ulaşılacak nihai hedef için büyük bir adım olarak görüyor. Eklemek gerekir ki Avrupa Birliği bu düzenleme ile planlı eskitmenin önüne geçmeyi de amaçlamaktadır. 

 

 

Her yıl dünyada yaklaşık 50 milyon ton elektronik ürün atığı üretmekteyiz ve bu sayının gelecekte artması bekleniyor. Açıkçası bu tüketim seviyesi ile de sürdürülebilir bir gelecek pek mümkün gözükmemekte. Tamir etme hakkının benimsenmesi ile hayat kalitemizi düşürmeden tüketim seviyemizi aşağı çekebilme ihtimalimiz mevcut.  Devletler nezdinde de bu hakkın tanınmaya başlanması da yakın zamanda bunun global bir politikaya dönüşeceğine işaret etmekte. Aldous Huxley, günümüzdeki tüketim çılgınlığını bir distopya üzerinden eleştirdiği Cesur Yeni Dünya adlı kült eserinde demiştir ki: ”Sadece tüketmek için yaşa. Eski eşyalar toplumsal statüyü düşürürler bu yüzden tamir etme yenisini al. Atıp kurtulmak onarmaktan iyidir”.  İnsanlık Aldous Huxley’nin söylediklerini tamir etme hakkı ile tersine çevirecek mi? Tamir etmek satın almaktan daha iyidir fikrini benimseyip sürdürülebilir bir gelecek için büyük bir adım atacak mı? Önümüzdeki süreçte hep birlikte göreceğiz.

 

Kaynakça

 

Repair.eu

The New York Times Wirecutter  

 

ifixit 

Kapak Görseli: BBC 

 

 

 

 

blank

Kişisel Gerçekliğin Sınırları: Filtre Balonu

blank

Aradaki 7 Farkı Bulun