in

Die Welle

 2008 yılı, Alman yapımı olan bu film yaşayarak öğretilmeye çalışılan bir otokrasi ve onun öğrenciler üzerinde yarattığı büyük etkiyi konu alıyor. Öğrencilerin proje haftalarında “Otokrasi” dersini seçmeleri ile başlayan bu süreçte dersin öğretmeni Rainer Wenger demokratik toplulukların faşizme bağlı olmadığını göstermeyi amaçlar.

 Öğretmenin lider olduğu, ders öğrencilerinden oluşan bu ekibin ilk ateşi “disiplin aracılığı ile güç” sloganı oluyor. Kendilerine “Die Welle (Dalga)” adını veren bu grup akabinde kendilerine özel selamlaşma ve sembol yaratıyor. Bir grup insan bu durumdan rahatsız olup derslerini değiştirirken diğer grup insanlar da bütün benlikleriyle bu gruba teslim oluyorlar. Derse ilgisi olmayan öğrencilerin de dikkatini çekmeye başlayan bu deney belli bir yerden sonra olumsuz sonuçlar doğurmaya başlıyor, amaçta sapmalar yaşanıyor.

 Bütün amacını bu grubun varlığında arayan öğrencilerin içlerinde bastırmış oldukları yönetilme ve bağlanma arzusu “Die Welle (Dalga)” grubunun oluşması ile dışa yansıyor. Aynı tarzda giyinmeye başlayarak tek tipleşen bu grup emirlere itaat etmekten de rahatsız olmuyor. Aksine onlarda bir güç algısı uyandıran bu tek tipleşme kendilerini grup dışındaki insanlardan da daha üstün görmelerini sağlıyor. Belli zorbalıklar uygulamalarına, kendi grubundan olmayan insanları dışlamalarına neden oluyor. Aksi görüşlere olan saygılarını yitiriyorlar.

 Ayrıca öğrencilerde yönetilme arzusunun ortaya çıkmasının öğretmenin de yönetme isteğini arttırdığını düşünüyorum. Aslında bu iş toplumlarda da böyledir. Yönetilme isteği olan insanların bunu dışavurmaları ile kendilerine bir yönetici bulmaları yahut zaten hazırda var olan yöneticiyi kuvvetlendirmeleri olasıdır.

 Film, insanların açık bir şekilde söylendiği takdirde karşı çıkacakları bir yapının, onlara söylenmeden yavaş yavaş işlenmesi ile seslerinin çıkmaması ve yine insanların dile getirildiği takdirde uyum sağlamayacağı bir düşünceye adapte olmasının ne kadar kolay olduğunu anlamama sebep oldu. Film faşizmin aslında ne kadar mümkün olduğunu insanın her zaman için içinde var olan şiddete ve baskıya işaret ederken aynı zamanda dışarıya çıkarmaya nasıl meyilli olduğunu da gözler önüne seriyor.

 Açık söylemek gerekirse filmi izlerken sonu ile ilgili tahminlerim konusunda büyük yanılgılar yaşadım. Beklentim hep beyaz gömlekli öğrencilerin bir şekilde her şeyi fark etmeleri ve bu saçmalığa son vermek istemelerinden yanaydı. Böyle bir şeyin olmayacağını anladığımda ise öğretmenin öğrencilere iyi birer ders vermesini, olaylar bu kadar amacından sapmadan durdurmasını temenni ettim.

  Her ikisinin de olmayışı son dakikalarda içten içe gerilmeme sebep olurken asıl sonu tahmin ettiğimde filmin devam etmesini istemedim çünkü asıl sonu düşünürken filmde kendi toplumumuz ve diğer toplumlarla bağdaştırdığım noktalar ve varılması muhtemel sonuç fazlasıyla üzücüydü.

 Toparlayacak olursam, bu tarz oluşumların özellikle kişiliği oturmamış ve yalnız hisseden bireyler üzerindeki etkilerini tüm gerçekliğiyle gözler önüne seren bir filmdi fakat filmin biraz daha uzun sürmesini ve verilmek istenen mesajların bütün detaylarıyla insanlara işlenmesini isterdim.

 Filmin yüzeysel kaldığını düşünmekle beraber yine de mutlaka izlenmesi ve izlettirilmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum. 

avatar

Yazar Azra Bengisu Alkan

Ufuk Üniversitesi Hukuk

blank

Tek Kral Vardır

blank

Delirmedim Yeniden Doğdum