in

Farklı bir Gaspar Noé!

   Gaspar Noé… Farklı aynanın parlayan yüzü… Son zamanlarda sinema dünyasında titrini perçinlemiş ve gittikçe kendisine daha geniş bir seyirci kitlesi yaratan birisi. Kimi çevrelerden fazlaca eleştirilere maruz kalmış, kimi çevrelerden de yenilikçi sinematografinin vitrin yüzlerinden olarak görülüp alkış toplamıştır. Filmlerinde bilinçaltı ve birikiminin yanına ambiyansını, ışığını, çekimlerini harmanlayınca farklı perspektiflerle yapıtlar yaratan bir yönetmen haline gelmiştir. Ana akım çizgisinden çok uzak olup yarattığı bu yeni görünüm, yeni çizgi onu farklı bir alana taşımıştır. Bu yazımda onun penceresinin nereye baktığını derledim. Keyifli okumalar dilerim…

   1-) İlgisi sadece beyaz perdeye değil!

  Sebastian’ın geri dönüş şarkısı THIRST’ün videosunun yönetmenlik koltuğunu alan Gasper Noé tek plan çekim yapılan bu videoda yine göze çarpan üslubunu devam ettirmiş aynı zamanda sevdiği filmlerden birisi olan Taxi Driver’ın taksicisi Travis Bickle’a göndermede bulunmuştur.

   2-) Hayatını değiştiren film!

  Xan Brooks’a vermiş olduğu röportaja göre; sinemaya ilgisi küçük yaşlarda başlayan Gaspar’ın hayatını değiştiren filmin “2001: A Space Odyssey” olduğunu söylemiş. Filmi ilk kez 7 yaşında Buenos Aires’te dev bir sinema salonunda izleyen Gaspar, o zamandan beri de her yıl tekrar tekrar izlemiş. Çoğu yılbaşı gecesini  CD’den, DVD’den, VHS’den bu filmi izleyerek geçirmiş. 

   3-) Dans etmeyi seviyor

  Yine Xan Brooks ile röportajında geçen bir ifadeye göre Paris’e döndüğünde kulüplere gittiğini, dans ederken kendisini kaybettiğini ifade etmiş. 

   4-) Stanley Kubrick hayranı

  Hayatını değiştiren filmin yönetmen koltuğunda oturan Stanley Kubrick’in büyük bir hayranı. Onun farklı bir tarzı olduğunu savunan Gaspar’a göre Stanley Kubrick, bana filmlerin dilini sevmeyi öğretti, Martin Scorsese ise oyuncuları sevmeyi…

   5-) Filmlerinde güçlü neon aydınlatma kullanmayı sever

  Her yönetmenin farklı bir perspektifi vardır. Yönetmenler filmlerinde kullandığı ışık yöntemleriyle bir ressamın tablosunu boyadığı gibi filmini süsler, ahenk katar. İşte bu noktada Gasper Noé gözünden bakacak olursak o filmlerini neon ışıklar ile makyajlamayı seviyor.

   6-) Her şeyde sanat vardır

 “Her şeyden sanat yapabilirsiniz. Bir mumdan veya bir kayıt cihazından sanat filmi yaratabilirsiniz. Süt içen bir kedi ile bir sanat eseri yaratabilirsiniz. Sevişen insanlarla bir sanat eseri yapabilirsiniz. Sınır yok. Farklı bir açıdan çekilen veya türetilen herhangi bir şey artistik veya deneysel olarak görülebilir.” 

Gaspar Noé’nin bu sözleri sanata bakış açısını yansıtıyor. O herkesçe benimsenen popüler materyallerden çok kendi çizgisinden, bakışından gördükleriyle sanat yaratmayı tercih ediyor. 

   7-) Climax rüya gibiydi!

  Verdiği bir röportajda Climax sürecini anlatan Gaspar Noé, çok basit bir set ile eşsiz bir yapıt koymak istediklerini söylüyor. Sevdikleri dansçılarla tanışıp daha sonra onların önerdiklerini araştırıp en sonunda bir set bulup Aralık ayında işe koyulmuşlar. Süreci “Her şeyi tasarlamanın, çekmenin ve düzenlemenin sadece dört buçuk ay sürdüğüne inanamadık.” diye özetliyor.

   😎 Luis Buñuel ona ilham veriyor

  NY Times’dan Alexandria Symonds’un haberine göre Gaspar Noé, Luis Buñuel hakkında şunları söylüyor: “Bence, rüyaların veya kabusların dilini beyaz perdeye taşıyan iki şaheser var. Biri, Dalí ve Buñuel ortak yapımı Un Chien Andalou. Diğeri ise David Lynch’in Eraserhead’i. Un Chien Andalou, neredeyse 90 yıl evvel çekilmesine rağmen, tekrar tekrar izlediğim bir film. Zamanının, hatta zamanımızın o kadar ötesinde ki… Keşke Buñuel’le tanışabilseydim. Bana göre en eğlenceli kara mizah yeteneğine sahip sanatçı. Bugünlerde sadece Todd Solondz, beni Buñuel kadar güldürebiliyor.”

   9-) Ölümün her zaman kötü bir şey olduğu gibi düşünülen bir kültürden rahatsızım

  “Ölüm olağanüstü bir deneyim. Buna inanıyorum. Kimse size bunun nasıl olduğunu gerçekten söyleyemez çünkü ölümü deneyimledikten sonra işiniz bitti demektir. Ama bu sadece hayatında sadece bir kez olur. Doğası gereği olağanüstü. Eğer acı çekiyorsanız olabilecek en iyi şey ölümdür. Ölümün her zaman kötü bir şey olduğu düşünülen bir kültürden rahatsız oluyorum.”

Ölüm hakkındaki düşüncelerini böyle özetliyor.

   10-) Gaspar Noé ve favori 13 filmi!

  • Anne ve Fahişe – Jean Eustache, 1973.
  • Endülüs Köpeği – Luis Buñuel, 1929.
  • 2001: Bir Uzay Odyssey – Stanley Kubrick, 1968.
  • Gazap Günü – Carl Theodor Dreyer, 1943.
  • Zevk Kubbesi’nin açılışı – Kenneth Anger, 1954.
  • Aşk – Michael Haneke, 2012
  • Angst – Gerald Kargl, 1983.
  • Eraserhead – David Lynch, 1976
  • Ben Küba – Mikhail Kalatozov, 1964.
  • King Kong – Merian C. Cooper / Ernest B. Schoedsack, 1933.
  • Salo veya Sodom’un 120 Günü – Pier Paolo Pasolini, 1975
  • Akrep Yükseliyor – Kenneth Anger, 1964
  • Taksi Şoförü – Martin Scorsese, 1976 

Kaynakçalar ve Ön Okumalar:

The Guardian
Irish Times
Tvovermind
Far out Magazine
NY Times 
blank

Kemalizmler: Ulusalcılıktan Yeni Atatürkçülüğe Bir Kemalizm Hikayesi

blank

Uzun Sokak