in

Foxtrot

  Merhaba The Vox Populis okuyucuları! Bu yazımda sizlere yönetmenliğini Samuel Maouz’un üstlendiği 2017 yapımı “Foxtrot” filminden bahsetmek istiyorum. Tür olarak kara komedi başlığının altında değerlendirilebilecek olan filmde bir ailenin askerdeki oğullarından gelen ölüm haberiyle birlikte neler yaşadığını görüyoruz. Lakin bu noktada sizlere filmin esasında üç farklı bölümden oluştuğunu belirtmem gerekiyor. Bu yazımda da sizlere önce üç bölümden bahsedip sonra da kendi düşüncelerimi paylaşmayı planlıyorum. Hazırsanız başlayalım.

  Foxtrot filminin ilk bölümünde sınırda görev yapan oğullarının ölüm haberini alan ebeveynleri izliyoruz. Sakinleştirici ilaçlarla uyutulan bir anne ve kendini gereksiz bir defin işlemi politikasının içinde bulup acısını yaşayamayacak kadar sıkboğaz edilen bir baba bu bölümün ana karakterlerini oluşturuyor. Bu ölümden kimsenin haberdar olmasını istemeyen babanın bir noktadan sonra kendisine karşı sunulan dini argümanlarla birlikte ateist olduğunu da öğreniyoruz.

  Filmin ikinci bölümünde Samuel Maoz bizi sınıra götürüyor. Issız bir geçiş noktası olarak nitelendirilebilecek olan bu noktada Jonathan Feldmann’ın nasıl bir yaşam sürdüğü, askerlerin genelde hobileriyle uğraştığı ve bu geçiş noktasındaki kriterlerinin neler olduğu bizlere gösteriliyor. Distopik bir görünüm verilmeye çalışılmış olan bu boş bir arazi ve bataklık üzerine kurulu geçiş noktasında sadece ara ara geçen Arapların arabaları didik didik kontrol ediliyor. İsrail hükümetinin izlediği politikalara eleştiri niteliğinde olan bu sahnelerin ardından yönetmen bizleri biraz gergin, biraz da buruk olarak üçüncü bölüme geçiriyor.

  Yönetmen üçüncü bölümde Jonathan Feldmann’ın ailesine tekrar götürüyor bizi. Defin işlemlerinin prosedürlerini halletmek ve sakinleştiricilerle uyutulan annenin sağlık durumunu kontrol etmek üzere bir heyet eve gönderiliyor ve aileye esas vurucu haber bu noktada veriliyor; “Oğlunuz aslında ölmemiş, aynı isme sahip başka bir asker şehit düşmüş ve evraklar karışmış!” Jonathan’ın annesi her ne kadar buna karşı çıksa da babası haberin ardından bir hışımla araya birilerini sokarak oğlunu tekrar eve çağırıyor.

  İsmini bir danstan alan Foxtrot filmi Venedik Film Festivali, İsrail Film Akademisi Ödülleri ve Asya Pasifik Ekran Ödülleri çeşitli festivallerde ve ödül törenlerinde boy göstererek toplamda yirmi bir ödül ve yirmi farklı adaylığa da sahip olmuştur.

  Şahsi olarak sevdiğim filmler arasında bir liste yapacak olsam bu filme ilk yirmi arasında yer vereceğimden eminim. Dramı ve komedisiyle tam bir bütün oluşturarak yer yer gözlerimi dolduran yer yer tebessüm etmemi sağlayan bu film benim için her zaman farklı bir noktada olacak. Teknik açıdan baktığımızda da gayet başarılı bir iş çıkardığını söyleyebileceğim Samuel Maoz’un bundan sonra gelecek tüm işlerini büyük bir sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Lütfen sizler de film hakkındaki görüşlerinizi benimle paylaşın ve Foxtrot dansını yapmayı unutmayın! Görüşmek üzere.

avatar

Yazar Ali İhsan Cihan

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde Sosyoloji öğrenciliği yaparken bu yıllarımı sinema, edebiyat ve müzik üzerine inşa edip bu konular hakkında fikir beyan ediyorum.

blank

Misafir

blank

Willkommen in Berlin