in

Afrodisias’ın Renkli Sırları: Antik Kentin Keşfi Üzerine Bir İnceleme

 Aşkın ve güzelliğin tanrıçasına adanan Afrodisias Antik Kenti, Babadağ’ın eteklerine uzanan Geyre Ovası’nın bereketli toprakları üzerinde yükselir. Dandalaz Nehri’nin kolları tarafından oluşturulan bu vadi, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren Antik Yunan ve Roma tarihinin eşsiz kentlerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Afrodisias’ı benzersiz kılan, mermer rezervleri ve heykel atölyeleriyle bir sanat merkezini temsil etmesinin yanı sıra Batı mimarisinin önemli bir örneğini oluşturmasından kaynaklanır. Gerçekten bu büyülü kent, Roma İmparatorluğu’nun en gelişmiş stadyumu, ana tanrıçayı günümüze taşıyan Afrodit Tapınağı ile sayısız anıtları, heykelleri ve yazıtlarıyla kendine has bir kültürel kimliği yaşatmaktadır. Kozmopolit sosyal yapısı, Antik Yunan ve Roma’nın geleneklerini harmanlayan kültürü, yetiştirdiği bilim insanları ve sanatçıları ile kutsal bir yöre olan Afrodisias kenti, M.S. 1. ve 3. yüzyıllar arasında pek çok ziyaretçiye kapılarını aralamış ve 4. yüzyılda ise Roma eyaleti Karya’nın başkenti hâline gelmiştir. İlk olarak 18. yüzyılda Batılı araştırmacıların dikkatini çeken antik kent, 9 Temmuz 2017 tarihi itibariyle UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.

 Antik kentin duvarlarına işlenmiş yazıtları incelemek amacıyla düzenlenen ilk ve en önemli keşif gezisi, İzmir’deki İngiliz Konsolosu ve botanikçi William Sherard tarafından 1705 yılında gerçekleştirilmiştir. Sherard tarafından alınan bu kayıtlar, daha sonra birçok araştırmaya öncülük etmiştir. Bir başka keşif gezisi ise Antik Yunan ve Roma sanatını inceleme amacını üstlenen İngiliz Society of Dillettanti tarafından düzenlenmiş ve kent hakkındaki ilk kapsamlı bilgiler, 18. yüzyılın sonlarına doğru bu derneğin yayınlarında paylaşılmıştır. Afrodisias Antik Kenti daha sonra arkeolog Charles Texier tarafından ziyaret edilmiş ve anıtlara ilişkin kayıtlar 1849 yılında yayınlanmıştır. 1892 yılında ise İlk Türk arkeoloğu olarak kabul edilen Osman Hamdi Bey, Afrodisias kentine yaptığı ziyaretten çok etkilenmiş ve bu alanda çalışmalar sürdürme fikrini Fransız mühendis Paul Gaudin ile paylaşmıştır. Böylece 1904 yılı itibariyle antik kentte ilk resmi kazılar başlatılmış; bu çalışmalar, her ne kadar Gustav Mendel ve André Boulanger tarafından devam ettirilse de kişisel veya uluslararası anlaşmazlıklar ve ardından 1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda tamamlanamamıştır. Daha sonra antik kentte Gulio Jacopi başkanlığında İtalyanlar tarafından kazılara başlanmış; bu incelemeler sonucunda elde edilen veriler 1939 yılında yayınlanmıştır. Bütün bu çalışmaların yanı sıra,antik kentte gerçekleştirilen ilk sistematik ve uzun soluklu kazılar; 1961 yılında ismi Afrodisias ile özdeşleşen Türk arkeolog Kenan Erim tarafından New York Üniversitesi’nin desteği ile başlatılmıştır. Ancak burada belirtilmesi gereken, Erim’in ömrü boyunca süren bu çalışmaları esas olarak kendi emeği ve finansal desteği ile gerçekleştirmiş olmasıdır. Bu antik kente duyduğu aşkıölümünden yaklaşık bir ay önce dile getiren Erim, Afrodisias’a ilk gelişini; “Varlığımı aydınlatan bir aşk ilişkisinin başlangıcı” olarak ifade etmiştir. Erim’in, Afrodisias’ın temel özelliklerini ortaya çıkaran Aphrodisias-City of Venus Aphrodite kitabında da yöreye duyduğu tutkusu sayfa sayfa aktarılmıştır. Ömrünü bu kentin keşfine adayan Erim’in mezarı ise, antik kentin içerisinde yer almaktadır.

 Afrodisias’tan bahsederken, antik kent üzerine kapsamlı çalışmaları bulunan ünlü gazeteci ve yazar Ara Güler’i de unutmamak gerekir. Güler’in bu bölgeye yaptığı ziyaretlerde çektiği fotoğraflar, Afrodisias’ın yeniden insanlığa kazandırılmasında büyük rol oynamış ve Aphrodisias Çığlığı adlı eserinde bir araya getirilmiştir. Bazı kaynaklarda her ne kadar antik kentin Güler tarafından keşfedildiği belirtilse de değerli sanatçının, esasen Afrodisias’ın tanıtılması ve topluma sunulması açısından önemli bir etkisinin bulunduğunu söylemek gerekir. Zira 18. yüzyıldan beri bilinen ve birçok araştırmaya konu edilen bu antik kent; 1961 yılında başlatılan ve Kenan Erim’in şahsi girişimleri ile gerçekleştirilen, otuz yılı aşkın bir keşif ve kazı programı sonucunda gün yüzüne çıkarılmıştır.

 Bugün Aydın ilinin Karasu ilçesinde bulunan Afrodisias Antik Kenti, dünyanın en iyi korunmuş ve hâlen ayakta olan nadir şehirlerinden biri olarak kabul edilmektedir. İlk olarak 21 Temmuz 1979 tarihinde kapılarını aralayan Afrodisias müzesi ise, her yıl en az 50.000 ziyaretçiye ev sahipliği yapmaktadır.

 Başta Kenan Erim olmak üzere, dünyamıza böylesine değerli ve ihtişamlı bir kültürü kazandıran bütün sanatçılara ve emekçilere teşekkürü borç biliriz…

 

Yararlanılan Başlıca Kaynaklar

 Doruk, S.: Aphrodisias, Araştırmalar-Kazılar-Tarihçe, Belleten Dergisi, C. LIII, S.207-208, Y.1989, s. 553-563.

Bowersock, G.W.: Kenan Tevfik Erim, 1929-1990, AmericanJorunal of Archaeology, V.95, N.2, 1992, s. 281-283.

Yıldırım, G./ Özbek, Ö./ Kılınç, C.Ç.: Afrodisias (Aydın), Türkiye’nin Unesco Değerleri ve Turizm Potansiyeli, Karaman, A./ Ateş, A./ Sayın, K. (Haz./Ed.), Konya 2019.

Eren, K.:Aphrodite’nin Kenti Aphrodisias, Aydın Güzelhisar, Özdem, F. (Haz./Ed.), Yapı Kredi Yayınları 2016.

Howe, M.:Aphrodisias, The New York Times, S.10, 1982, s. 6.

 

İnternet Kaynakları

Aphrodisias Kazı Projesi, University of Oxford, E.T.16.04.2020,

<http://aphrodisias.classics.ox.ac.uk/tr/tr-exploration.html>

Aphrodisias Tarihçesi ve İlk Kazılar, E.T.16.04.2020,

<https://www.aphrodisias.org/aphrodisias-tarihcesi-ve-ilk-kazilar>

Archaeological Site of Aphrodisias, UNESCO, E.T.16.04.2020,

<https://web.archive.org/web/20170320010953/http://whc.unesco.org/en/tentativelists/5406/>

avatar

Yazar Cansu Cindoruk

Başkent Üniversitesi / Hukuk Fakültesi Araştırma Görevlisi
Kafka Okur Fikir Sanat ve Edebiyat Dergisi'nde yazım hayatına devam ediyor.

blank

21. Yüzyılın Dâhisi Elon Musk ve Onun Uzay Hayalleri

blank

Asker Churchill