in

Aradaki 7 Farkı Bulun

           Sovyetlerin yıkılması ile beraber çift kutuplu ekosistemin tek ve mutlak(!) kazananı kapitalizm oldu. Serbest piyasa rakibi planlı ekonomiyi uzun bir mücadelenin ertesinde alt etmeyi başardı. Bu konuda en ufak bir şüphem yok fakat kapitalizm yahut liberal perspektif insanlara Sovyetlerin vadedemediği yahut yapısı gereği vadedemeyeceklerini verebildi mi?

            Bugün herhangi yeni inşa olunan ortalama kentleri incelediğimizde yapıları itibariyle birçok benzerlik görürüz. Belli bir kat sayısının üzerinde birbirleriyle çok benzer, betonarme ve genel itibariyle “çirkin” binalar, bu binaların arasına serpiştirilmiş ufak tefek park alanları, genişçe yollar, Pazar yerleri (evvela inşa olunan çarşılarla mukayese edilmeyecek çirkinlikte) eğlence mekanları…. Bu liste biraz daha genişletilebilir elbette fakat genel hatlarıyla görüntü budur. Peki kapitalizm, ana hatlarıyla Sovyet rejiminin inşa ettiğine benzer yapılar ortaya koymayı mı bize vadediyordu? Maliyeti olabildiğince düşürüp kârı maksimize etmenin en doğru ve uygulanması gerekilen yol olduğunu kendine şiar edinmiş sistem savunucuları ortaya çıkan bu görüntünün müsebbibi olarak kâr hırsıyla gözleri kör olmuş insanları mı suçlayacaklar yoksa böyle davranmadıkları takdirde “akılsız, kafayı yemiş, parasını çar çur ediyor” gibi suçlamalar yöneltilmesine sebep olan sistemi mi suçlayacaklar? Elbette ki bütün bu karşı çıkmalara rağmen  sistemin mantığına göre mantıksız davranma cesaretine sahip insanlar var ve bina ettikleri güzelliklerle de bunu gösteriyorlar lakin bu rakam mukayese edildiğinde çok cüzi kalıyor.  Böylelikle rekabet olursa daha güzel ve daha iyileri ortaya çıkar mantığı burada geçerliliğini yitirir.

            Kâr kırbacının yarattığı esareti bir kenara bırakıp mevcut sistemin ne kadar piyasa ekonomisi olduğu ve devletin varlığının piyasada ne raddede hissedildiği meselesine gelelim. Birincisi şudur mevcut ekonomik düzende devlet ticaretin her aşamasında pastadaki paydan nasiplenir buna illegal ticaretleri de dahil ediyorum. Gerek vergiler ve farklı adlar bahşedilmiş diğer vergileri sizden alır. Bununla da yetinmez tesisinden, üretimine pazarlamasından hisselerini nasıl satacağınıza kadar her şeye müdahil olur. Sistemin size izin verdiği dairede hareket edebilirsiniz ki bu daire eski tip kase akvaryumlar kadar bir hacme sahiptir. Dükkan sahibiyseniz bir şirkette oranla daha özgür hareket edebilirsiniz fakat büyüdükçe üzerinizdeki kontrol giderek katlanır. Bu derece büyük bir kontrol üzerinizdeyse o sermayeye siz mi sahip olursunuz yoksa sizi kontrol eden mi? Sermaye biriktirmek üzerine bina edilmiş bu düzende sermayeyi kim için biriktirdiğimiz sorusunun cevabı öyle görünüyor ki devlettir.

            Rekabet ve dolayısıyla serbest piyasa ürün çeşitliliğini -hem kalite hem nitelik hem görüntü- itibariyle arttıracağı iddiasının da mevcut regülasyonlar ile geçerliliğini yitirdiğini kabul etmeliyiz. Ambalajları renkleri ve marka isimlerinin birbirlerinden farklı olduğunu kabul etmekle birlikte içerisindeki ürünlerin birbirlerinden olağanüstü farklılıklara sahip olmadıklarını mevcut regülasyonlarla bunun pek de imkanı olmadığını kabul etmeliyiz. İçerik bakımından birbirinin aynısı ürünlerin servis edildiği bir düzen kapitalizmin vadettiği çeşit ve farklılık konusunda sınıfta kalmıştır. Bunun yanı sıra çeşitliliğin önündeki bir diğer engel de moda akımlarıdır. Mevcut düzende hemen her tüketim aracı trendler tarafından belirleniyor. Kıyafet, dekorasyon, kitap vs şeklinde genişletilebilecek bir alandır. Tüketici eğilimleri bu cihetteyken üretimin farklılaşmasının da imkanı yoktur bu bağlamda da kapitalizm vadettiği ürün çeşitliliği boyutunda sınıfı geçememiştir.  Sovyetlerdeki pantolon çeşidi sayısını, araba modelini eleştiren (ki eleştiriler haklıdır) sistem kınadığına benzemektedir.

            Kapitalizm de diğer kullanıp atılmış sistemler gibi miadını doldurmak üzere gibi görünüyor. Hele ki “gerçek kapitalizm” bu değil minvalinde tepkiler alıyorsanız yönelttiğiniz eleştirilere karşın ruhuna fatiha okumanın vakti gelmiş demektir. Vaddettikleriyle ortaya çıkan sonuç tezat oluşturuyor. Karşısına dikilip zafer elde ettiği sistemden çoğu noktada ayrılamadığı açıktır. Elbette bu tespite cevaben, kapitalizmin sisteme karşı çıkanlar için yaşama imkanı(!) verdiğini ve istersek bu şekilde davranmayabileceğimizi söylerler fakat bu durum varlık vergisi, siyasi ve sosyal baskılar, karalama kampanyaları ve ötekileştirmelere rağmen Türkiye’deki gayrimüslim unsurların ülkeyi terk etmemesini beklemeye benzer, gitmeyenler olmuştur elbette fakat bir elin parmaklarını geçmez.


Kapak Görseli: Russia Beyond
blank

Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Yeni Bir Trend: Tamir Etme Hakkı

blank

Yersiz