in

Atlıkarınca ve Bıkmışlık

 Artık konuşmaktan zevk almadığınızda, bir şeyler anlatmaktan sıkıldığınızda, dışarı çıkıp içtiğiniz bir kadeh şarap tat vermediğinde, sevişirken haz duymadığınızda, her şeyden bıktığınızda ve en önemlisi hayal kurmaktan vazgeçtiğinizde çekip gitmenin en iyi tercih olduğunu anlamak çok zor değil. “Yine hata yapıp bir düşün altına girdiğiniz ve hiçbirinin peşine düşmediğiniz…” o anda elinizden düşürdüğünüz kalem, yerlere sıçramış hayal damlaları ve boğazınızdan fışkıran sessiz ağıtlar aslında sizin en büyük eseriniz.

 Tekrar, tekrar ve tekrar hayal kurmak ve hepsinin yıkılışını izlemek bir insanın en büyük acısı olsa gerek. Yıkılması için kurduğumuz hayal sahnesinde sahneye çıkan umut parçalarının erozyona uğramasını büyük bir sevinçle izlemek en büyük hobimiz haline geldiğine göre artık her şeyi bırakıp hayal memurluğundan emekli olma zamanınız gelmiş demektir.

 Oyuncakçıda gördüğünüz o minik kırmızı arabaya sahip olamadığınız o anda içinizde yer eden üzüntünün o araba sizin olduğunda bile dinmediğini anımsayın. O arabayı o günkü kadar sevmedim hiç. Bir kadınla birlikteydim mesela ona bir gün şiir okumuştum, ne gaz ama, o kadına hiçbir zaman şiir okuduğum andaki gibi bakmadım. O da bunu fark etti sanırım, terk edildim. Sonra bir şeyler başarmaya çalıştım, çok istedim bir şeyler olsun diye olmadı.

 Yıkılmış beton binaların arasında dolaşırken feryatlar duyuyorsunuz, küçük bir çocuğun feryatları bunlar. Bunlar sizin yeterli su ve güneş ışığı veremediğiniz hayallerinizin feryatları. Molozların ve toz dumanın arasından sıyrılıp simsiyah bir sirk çadırına girin, karşınıza çıkan ucubeleri düşünün, “Resimli Adamı” düşünün kaderiniz sırtında beliriveriyor aniden. Sonra bir atlıkarıncaya binin ve sizi çocukluğunuza döndürsün.

 Bir küvete girip lastik ördeğinizi yüzdürün çocuk olunca, sonra bir kurşun askerle oynayın ve pilli robotları alt edip bayrağını göndere çeksin. Tekrar, tekrar ve tekrar hayaller kurun, sonra en başa dönün, nefes almaktan bile zevk almayın. Hemen arkasından tekrar o çadıra girin ve bunu sonsuza kadar tekrarlayın. Kişisel gelişim kitabınız artık raflardaki yerini almaya hazır olacaktır afiyetle servis edebilirsiniz. Çocuk ruhumuzu öldüren çılgınlıklar artık bizi esir aldığına göre ondan geriye doğru sayın; on, dokuz, sekiz, yedi, altı, beş, dört, üç, iki, bir ve tüm hayallerinizi itiraf edip sonsuz bir boşluğa düşmek artık daha kolay olacaktır ve o sonsuz boşlukta kırmızı arabanızdaki koltuğun altına kaçan hayallerinizle birlikte süzülmek size iyi gelecektir. (Pek tabii arkada “Dead and Lovely” çaldığı sürece).

avatar

Yazar Ali İhsan Cihan

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi'nde Sosyoloji öğrenciliği yaparken bu yıllarımı sinema, edebiyat ve müzik üzerine inşa edip bu konular hakkında fikir beyan ediyorum.

blank

Sanat Zevkine Göre Sana Uygun Müzik Listesini Söylüyoruz!

blank

Game of Thrones bilginizi ölçüyoruz!