in

Bir Ötenazi Savunması

   Kantçı söyleme yine Kantçı söylemle karşı gelmek…

  Ölüm genel anlayışta, bir insanın yaşayabileceği en kötü şey olarak düşünülür. Genel olarak ölmeyi kimsenin istemeyeceği düşüncesi hakimdir. Birini öldürmek de bu anlayışa göre bir insana yapılacak en kötü şeydir. Fakat meşru müdafaa veya savaş gibi durumlarda öldürmeye izin verilen genel bir ahlaki anlayış da vardır. O zaman bazı durumlarda öldürmek kınanan bir davranış olmayabilmektedir. Yani öldürme eyleminin sonucunda genel bir koruma durumu olduğunda ya da öldürülen kişinin kurban olmaması, öldürme eyleminin arkasında bir iyiye hizmet etme gibi düşünceler varsa öldürme ahlaki olarak yanlış sayılmayabilir de. Ötenazi bu öldürme biçimlerindendir. Yunanca iyi ve rahat ölüm anlamına gelen bu ölüm, iyileşemez ve daha da kötü olacak hasta kişinin kendi iyiliği ve çıkarı doğrultusunda merhametle öldürmek eylemidir.

  Kant’ın etik anlayışında a priori temelli bir tutum vardır. Etiğin a priori yani herkes için geçerli bir yasa olabilmesi açısından gerekliliği olduğunu savunur. Kant’a göre evrensel bir ahlak yasasına uygun olarak hareket eden ve bunu bilen istenci, iyi istenç (irade) olarak adlandırır. Kant bir davranışın, tutumun vs. ahlaki olabilmesi için onun evrensel olarak da ahlaki sayılabilmesi şartını koyar. Kant aynı zamanda insanların akılcı düşünme ve eylem kapasitesine sahip olduklarını savunur. Bu nedenle insanların özgürce yaptıkları seçime ve kararlara saygı duyulur. Bu kavram da özerklik hakkı olarak incelenir. Bu bağlamda ötenazi için, insan nasıl yaşamını belirleyebilirse ölümünü de belirleyebilmelidir. Özellikle Kant etiği için önemli bir durum olan ‘insanlık onurunu’ zedeleyen durumlarda bu düşünce geçerli olmalıdır ve ahlaki olarak yanlış olmamalıdır.

Kendi anlayışınızı kullanma cesaretine sahip olun.

 Bir insan herhangi bir durumdan dolayı yaşadığı acının kötü olduğunu  kabul ettikten sonra, bu acıyı kesmek ya da ortadan kaldırmak ahlaki açıdan bir gereklilik olacaktır. Acıyı kesmenin ölümden başka bir yolu yoksa, kişi ölene kadar bu acıyı yaşamak zorundaysa kendisi en azından kendi onuru açısından daha fazla acı çekmemek için ölümü seçebilir. Bu durumda o kişi için bir gereklilik durumu vardır. Çünkü acı istenilen bir durum değildir ve zarar verir. Ona ötenazi için ‘yardım eden’ kişi de iyi niyet ile yapar. Kant etiğinde ahlaklı eylemler ‘iyi niyet’ten doğan eylemler olarak kabul edilir. Dolayısıyla kişinin acısını kesmek iyi niyetli bir davranış olduğundan ahlaklı bir davranış olarak da kabul edilmelidir. Kant’ın etiğinde irademizin maximlerinin öyle olması gereklidir ki her zaman genel bir yasanın ilkesi de olabilmelidir. Bir insanın kendi isteği üzerine onun acısının kesilmesi ve bunun ötenaziden başka hiçbir yolunun olmaması, kişinin bunu talep etmesi her zaman ve her yer olarak genellenebilir bir şey olarak da Kant’ın ahlaki tanımlamalarına ters düşmez.

 Kant’a göre bir insanın hayatına son vermek istemesi kendi öz saygısını hiçe sayması olarak değerlendirilir. İnsan kendisi dahil herhangi bir insana zarar vermesi Kantçı etiğe göre ahlaksal değildir. Fakat insanın dayanamayacağı acılarla karşılaşması, kendisine ve istemeden çevresine zararlar vermesi karşısında tam da bu yüzden yani öz saygısını korumak adına yaşamına mutlak olarak son vermek istemesi bireysel otonominin kullanımına dayandırılarak ahlaksaldır diyebiliriz. Sonuç olarak gerçekten de Kantçı etiğin ileri sürmüş olduğu argümanlar, insan yaşamına mutlak anlamda değer vermesi bakımından önemlidir. Fakat iyileşmesi mümkün olmayan ve daha da kötüleşecek bir hastanın bu hastalığından dolayı ölmek istemesi de tutarsız olmayacaktır.

avatar

Yazar Sine Kurt

Ege Üniversitesi-Sosyoloji

blank

TRUMP’IN 3 KAVGASI

blank

Darüşşafaka Tekfen Baş Antrenörü Sayın Selçuk Ernak ile Milli Takımın Geleceğinden Yeni Sezondaki Daçka’ya Kadar