in

Delirmedim Yeniden Doğdum

  Kimsenin gerçeğini tam olarak idrak edemediği ve kimsenin tam olarak ruhunu hissedemediği kelime, “Delilik”. Yeniden doğuşun hikâyesi mi yoksa hayatın zindana çevrilmesinden ibaret yeteneksiz bir ruhsalsızlık durumu mu? Masum duyguların bir arada bulunduğu, kontrol mekanizmasının tamamen yok olduğu, kontrolün tamamıyla doğanın, akışın elinde olduğu bu durumda, insanlar karşısındakine kötü bir sıfat olarak “Deli misin ?” , “Delirme” , “Deli deli konuşma” gibi sözler sarf ettiği için kelimenin özü her zaman yabana atılmıştır. Peki, nedir bu delilik? Bu yazıda biraz deliliğin teknikliğinin dışına çıkıp ruhunu inceleyeceğiz. Bu yazıyı paylaşmama yardımcı oldukları için The Vox Populis ekibine teşekkürü bir borç bilirim.

 DELİRMEDİM, YENİDEN DOĞDUM

 “Bende ne maske ne de yalan olabilir. Kalbimde bulunmayan bir hissin görüntüsü de hiçbir zaman yüzümde görünmez 1.  Erasmus, deliliğin mantığın dışında ilerlemesinin güzelliğini böyle açıklamış. Ruhun büsbütün hareket ettiği, kalpten olmayan tek bir duygunun bile olmadığı; kalbin içinde çalan Stairway to Heaven şarkısıdır delilik. Akli sorumlulukları yerinde olan bir insanın mutluluğu en minimal seviyededir. Hâlbuki bütün erdem, bütün özgürlük, hiçbir şeyin zihinde kalmamasıdır. Hiçbir tutkunun kalpten eksilmemesi. Bir adım attığın anda, yoldaki bütün renklerin kalbinden geçmesi. Hiçbir bilim bunun ıstırap olduğunu söyleyemez.

 RUHSAL VE FİZİKİ DEĞİŞİMLER

“Delilik sandığınız şeyin sadece duyuların fazla keskinleşmesi olduğunu söylememiş miydim ben size?”3

 Deliliğin tam tanımı, ağır zihinsel bozukluk ve muhakeme yeteneğinin ortadan kaybolmasıdır. Tıbbi bir terim değildir, halk tarafından ortaya çıkartılmış terimdir. Beynin belirli görevlerini yerine getirememesinin ortaya çıkartacağı birçok hastalık vardır. Obsesif kompulsif  bozukluk,  [1]Kriptomnezi, Şizofreni, Quasimodo sendromu vs… Bu rahatsızlıklar, duygu-durum bozuklukları, psikolojik hastalıklar ve kurguda bozukluklar olarak geçer. Delilik ise bütün zihinsel karmaşanın arasında vicdanın büyümesi, kalbin saflaşması ve bütün bu rahatsızlıklara verilen genel isimdir.

 Şizofrenideki alevlenme döneminin aktif seyrinin halinde, beyindeki yapı değişiklikleri, beyindeki kimyasalların dengesinin bozulması ve kalıtımsal hasarlar sonucu; birey, sahip olduğu motor hareketin beyin sapı tarafından kontrolü, merkezi sinir sistemindeki işlevini yerine getiremez hâle gelip, yaşam için gerekli otomatik davranışları gerçekleştiremez.

 Bütün bu teknik değişimlerin yanında ve kabul edilmiş gerçeklerin yanında bir de ruhsal ve felsefi değişimler var.

  “Gerçek bilgelik deliliktir. Kendini bilge kabul etmek ise gerçek deliliktir.”4

 Bütün evrenin koyun olduğu bir dünyada, deliler palyaço olarak ayıplanır. Halbuki var mıdır onlardan daha temizi ? Söylenilen her şeye inanmak, dine aşırı yatkınlık, cinselliğe fazla merak, yalnızlık hissi, aileden uzaklaşmak, zihinde farklı sesler duymak, ve onlarla konuşmak. Bunların hepsi kontrolün yok oluşunu simgeler. Peki ya neden kimse güzel şeylerden bahsetmiyor ?   

 “Kim bilmez ki delilik, özgür bir zihin ve görülmedik bir erdemin ortaya attıklarıyla yakın kapı komşusudur.”5  

 Asil olmak, erdemli olmak…Kalpten geçen duyguların kesintisiz şekilde dile dökülmesi ve mantığın değil insanın tamamen duygularına yenik düşmesidir delilik. Toplumdaki sabit düşünmeden uzaklaşma, gerçeğin zorbalığına karşı koymaktır delilik. Bir din adamının sözlerine ölesiye tapıldığı ama arkasından kirli işlerinin ortaya çıktı, televizyondaki ne söylediği belirsiz göz boyası astrologların dalga geçildiği, bir miktar para için girilmedik şekil bırakmayan şaklabanların olmasına rağmen neden deliler bu kadar hor görülür ?

 “Düşünmek artık şekilsel onurunu yitirmiş durumda, düşünmenin ananevi ve kendine özgü durumları artık komik bir hal aldı”.6

 İnsan saflığını kaybetti, acele etmekten varlığın onurunu yitirmiş durumda. Kalbin sesi hiç bu kadar kısılmamıştı ve evren hiç bu kadar fukara hissetmemişti kendini.[2]

 BİLİNÇ

 “Bilinç, organik gelişmenin en son ve böylece de bitmemiş ve zayıf halidir.”7

 İnsanlık tarihinin başından bu zamana kadar toplumu belirli ideolojiler ve belirli gruplar yönetmiştir. Bu grupların düşüncelerine sahip olmayan ve karşı çıkanlar ise muhalefet olarak isimlendirilmiş ve karşılıklı tez-antitez oyunu oynanmıştır. Yine de karşı karşıya olsalar da, bütün bu düşünceler toplum tarafından kabul edilmiş ve kendi içlerinde gelişime uğramıştır. Bütün bu düşüncelerin hiç birini barındırmaya topluma toplu bir başkaldırış yapan kendi soyutlanması içinde topumdan da soyutlanan insanlar da deli olarak isimlendirilip, kulak asılmamıştır. Toplumun kaçtığı gerçekleri gören belki de “Delirmek bazen gerçekliğe verilebilecek en uygun tepkidir.”8

 Savaşlarda askerler, bazı durumlarda anlık reflekslerle hareket ederler. Bu, onların bir olay karşısında hızlı tepki verebilmesini sağlar. İnsan, acele davranmaya başladığı andan itibaren, bu reflekslerini kaybetmeye mahkumdur.  Reflekslerde yavaşlamanın yol açabileceği iki durum vardır ve bu iki durum aynı zamanda iki zıt kutup oluşturur. Bunlardan birisi, zihnin sürekli meşgul olduğu için sürekli aktif bir beynin yol açacağı aktif ve uzun yaşam; bir diğeri de reflekslerin kaybedilmesi ve insanın tembelleşmesiyle birlikte  oluşabilecek duygu-durum bozuklukları.

 Bilincini korumaya çalışan bir insan, iki duruma karşı da nasıl aktif bir dinlenme yapacağını bilir hale gelir. Ama bütün bunların yanında duygu-durum bozukluklarının ileri safhasını oluşturacak olan deliler, hiçbir reflekse sahip değildir. Çünkü refleks bir noktada mantığın ve tekniğin bir yansımasıdır. Duygu yoğunluğuyla yaşayan ve bütün duyguları tutkuyla donatmış, bir nevi ruhunu gökyüzüne şahlandırmış insanlar gerçek delilerdir. Kirlenmiş bir dünyada hayatını tüm temizliğiyle yaşayan insanlar gerçek delilerdir ve bu deliler, kalplerini tüm dünyaya açmış, sevginin, nefretin, şaşkınlığın ve belki de cehaletin en temiz halleriyle, aslında tüm dünyayı temiz kılan yegâne varlıklardır.

 EVREN SANATI

“Deli olun”.9

 Dünya, bütün bilim alanlarında ve gerçeklik yansımalarında birçok deliye şahit oldu. W.A. Mozart, öyle bir deliydi ki, kalbinin bütün ritmini parmaklarına yansıtabilmiş, bilgelikle delilik arasındaki çizgiyi aşmış ve delilik tutkusu ardında hayata veda etmişti. Salvador Dali, çiçek aşkından mı bıyıklarının ucuna çiçek takıyordu, yoksa alışılagelmişliğin karşısında dik durabilmek için mi? Saatleri, eritmesinin sebebi, zamanın akıp gitmesi mi? Zamanın değersizliği mi? Yoksa zamanın ne kadar değerli olduğunu anlatmak istemesiydi? Michael Jordan, 3 kere basketbolu bıraktı, tutkusundan vazgeçemeyip her geri geldiğinde zafere ulaştı ve 6 kupa kazandı.

                         “Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız deli kalırız.”10

 Kalbin karanlık odalarında kalmış, dürtülerin zihindeki en terk edilmiş ve vücudun en pasif kasları kadar yok olmaya mahkum edildiğimiz bir dünya bize bütün gücüyle saldırırken, bir Flamenko ritmiyle dans edebilmek bir başkaldırıştır. Evrenin tımarhanesi olan dünya, herkesin parmaklarını ısırtıyor ve aslında bombaları savaş alanındaki hedeflere değil zihnimize atıyor.

 EN ACI YOL

“Yeniden doğuş, herhangi bir şekilde gözlemleyebileceğimiz bir süreç değildir. Onu ne ölçebiliriz, ne tartabiliriz, ne de fotoğrafını çekebiliriz. O algılarımızın tamamen ötesindedir.11

 Delirmenin, bütün bu kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşmasının yanı sıra bir de fiziksel şartlar vardır ki bu en kötüsüdür. Hayatının her hangi bir alanında, çok aşırı bir olay yaşamış insanlarda duygusal çöküntüyle birlikte bir algı kayması başlar. Bu en acı çektiren ve yıpratıcı yoldur. İnsan ızdırap çekmek ve yaşamda kalmak arasında incecik bir çizgide kalır ve bu çizgide kalmanın süresi çok azdır. Aynı bir ip cambazının ipte kalması gibi. Mesafe kısadır ama o sallantı ya onu düşürür öldürür ya da karşıya geçip hayatta kalmasını sağlar.

 Bu duygusal çöküntüde mağlup olan kişi için artık yeni bir yol başlıyordur. O yol tek başına evrenin en güzel en temiz en renkli yoluyken, dünyada en hor görülen ve de en acı çektiren yoldur. Delirmek, bu dünya için değil de ruhlarla hoştur.

KAYNAKÇA

Desiderius Erasmus, Deliliğe Övgü, İnsan Yayınları, 1. Baskı, Ekim 2019

Friedrich Nietzsche, Bilim ve Felsefe, Tutku yayınevi, 1. Baskı Mart 2018

Carl Gustav Jung, Dört Arketip, Metis Yayınları, 6. Baskı, Mayıs 2019

İstanbul Üniversitesi, Fizyoloji, Kontrol Sistemleri, Boşaltım ve Sindirim Fizyolojisi

 

[1] Deliliğe Övgü, s.20

2 Led Zeppelin, Led Zeppelin IV

3 Edgar Allan Poe

4 Desiderius Erasmus

5 Montaigne

6 Bilim ve Felsefe, s.31

9 Salvador Dali

10Samuel Beckett

11Dört Arketip, s49   

avatar

Yazar İbrahim Kay

UFUK Üniversitesi

blank

Die Welle

blank

Big Little Lies