in

Devlerin Aşkı Büyük Olur

Kuşkusuz ki günümüzde çocuklar eskisi kadar masal dinlemiyor, aileler de çocuklarına masal kitapları satın almak yerine zaman geçirmeleri için ellerine teknolojik aletler tutuşturmayı yeğliyorlar. Esasen masallara da bu dijital dünyanın sihirli değneği dokundu ve devinim içindeki animasyon dünyası bizim yedi cüceleri tahtından etti. Oyuncak firmaları da artık üretim yelpazesini o dönemin popüler dijital temaları ve karakterleri üzerine yoğunlaştırıyorlar. 2020’lerin çocukları bırakın tasoları, atarileri bilsin; Spiderman ve Barbie’yi bile tanımıyor. Onların hayal dünyalarını, bilişsel ve duygusal zekalarını ve kişiliklerini etkileyen bambaşka karakterler var artık. Bunların arasında 2001 senesinden bu yana çocuk olan herkesin izlediği, gizli alt metinleri ve geleneksel Disney dünyasına vurduğu sarsıcı yumrukla hepimizin gönlünü fetheden bir tanesi var ki, popüler ana akım çizgi film ve animasyon dünyasında yepyeni bir kapı açtı: Pis kokulu, yeşil, korkunç devimiz Shrek!

Görsel: JustWatch 

Shrek’i ilk yayınlanışının üzerinden 20 sene geçmesine rağmen hala çok sevilir ve üzerine konuşulabilir kılan birçok özelliği var. Bence en önemlisi beyaz atlı, sarı parlak saçlı ve kahraman şövalye algısının karşısında duran ana karakter Shrek’in pis ve itici bir bataklık devi olması. Shrek ilk vizyona girdiği döneme kadar izleyicinin görmeye alışık olduğu kahramanların hepsinden daha çirkin, klasik masallardaki canavarları andırıyor ve zaten onu ilk gören herkes Shrek’in kendisini yemesinden korkuyor. Shrek’in monarşi, zenginlik ve güç gibi bir erkekle özdeşleştirilen hiçbir şeyde gözü yok, sadece kendi bataklığında yalnız kalmak istiyor. Filmin orijinalinde avam ve bayağı bulunan İskoç şivesiyle konuşuyor, burjuvaya nereden bakarsanız bakın çok ters ve çok uzak.

Üstelik ilk filmin sonunda Fiona onu öpünce yakışıklı bir prense de dönüşmüyor, tam tersine Fiona da Shrek gibi yeşil bir deve dönüşüyor!

Görsel: BOSA Film 

Film, klasik masalları hicveden bir parodi olduğunu daha ilk sahnesinden belli eder. Shrek Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler masal kitabını tuvalet kağıdı olarak kullanarak aslında bize çok farklı bir hikaye izleyeceğimizin sinyalini verir. Pamuk Prenses masalındaki gibi bir sihirli ayna Lord Farquaad karakterine krallığa hükmedebilmesi için bir prensesle evlenmesi gerektiğini söyler, ancak bu defa Lord için birkaç alternatif vardır. Bunlardan biri ruhsal sorunlara sahip Sindirella, bir diğeri yedi erkekle beraber yaşayan ve fazla kadınsı özellikleriyle tehlikeli bulunan Pamuk Prenses ve sonuncusu ise Rapunzel gibi hapsedildiği kulede prensinin kendisini öperek uyandırmasını bekleyen Fiona’dır. Fiona, Shrek onu kurtarmaya geldiğinde onun beyaz atlı cesur prensi olduğunu düşünür, ancak Shrek’in centilmenlikle de romantiklikle de bir alakası yoktur.  Filmin devamında da hiçbir şey Fiona’nın beklediği gibi olmaz; Shrek’i öptüğü zaman Fiona’nın deve dönüşmesi ve toplumun güzellik algılarına paralel bir prensesken güzelliğinden vazgeçerek Shrek ile birlikte bataklıkta yaşamayı kabul etmesi bu hikayenin kahramanını Fiona yapar. O zamana dek alıştığımız masal prenseslerinin ve yaşanmasını beklediğimiz klişeleşmiş olay örgülerinin metinler arasılık ve üst kurmaca gibi post-modern tekniklerle yeniden yorumlanışı dikkat çekicidir.

Görsel: Enchanted Rose

Fiona’nın progresif dönüşümü serinin bütünü düşünüldüğünde çok daha net göze çarpmaktadır. Bir kadın olarak giderek savaşçı yanını keşfetmesi, üçüncü filmde krallık işgal edildiğinde etrafındaki bütün kadınlarla birlikte -ki bunlardan bir tanesi trans bir kadın olan Doris’tir- savaşmaya gitmesi metnin feminist açıdan çok değerli taraflarıdır.  Bu kadınlar arasında yer alan Pamuk Prenses ve Rapunzel’in parodileri de muhtaç zayıf prensesleri güçlendirerek ayağa kaldırır. Bir erkeğin kendisini kurtarmasını bekleyerek yaşayan kadın figürlerinin belki Winx’te de kırıldığını söyleyebiliriz ancak Kayıp Krallığın Sırrı filminde de düşmanlarıyla mücadele ederken bile upuzun saçları, ince uzun bacakları ve eşsiz güzellikleriyle Winx perileri kadınlardan beklenen özelliklerin hepsini taşır. Ekipteki hiçbir kız yalnız değildir, her birinin bir eşi olması ne kadar başarılı olursa olsun yanlarında bir erkek figürünün gerekliliğini vurgular. Shrek krallığa, taca ve monarşiye sırt çevirirken Winx perileri esasen ataerkilliğe yatkın olan krallıklarını kurtarmaya çalışırlar.  Erkek hala gücüyle ön plana çıkarken bütün verilen çabalara karşın kadın cinselliğiyle ön plandadır. Barbie filmleri ve Barbie karakteri zaten bütün ideal kadın algısını besleyen ana kaynaktır, benzer bir serzeniş vardır, aşk hep kutsanır. Krallıkların üzerindeki lanetler veya prenseslerin üzerindeki kara bulutlar ancak ve ancak gerçek aşkı bulmaları suretiyle dağılır. Bu koşul mutluluğu aşktan ibaret sayar; yani yalnız kalmak söz konusu bile değildir. Bunun gibi birçok sebepten dolayı Shrek’teki kırılmalar onu biricik kılar.

Görsel: Little Shrek Details

Shrek’in bir de ideolojik olarak yorumlanan alt metinleri var. Çirkin yeşil devimizin ilerleyen filmlerde saltanata, kraliyete ve tahta karşı çıkıyor oluşunu sıkça görürüz. Kendi basit bataklığından bolluk ve lüks içinde yaşayan Dulac krallığına her şeyi yakıp yıkarak girmesi, Çizmeli Kedi’nin kralın askerlerine “pis kapitalistler” diye bağırması, Fiona ve Farquaad kilisede evlenirlerken ejderhanın kiliseyi oranın halkının özellikle de burjuvaların tepesine yıkması gibi hareketlerin altında Shrek’in Polonya asıllı sosyalist bir Yahudi olan yaratıcısının izlerini görebiliriz.

Görsel: Cinema2Cinema 

Ayrıca yardımcı karakterlerden Eşek’in ilk filmde Shrek’in bataklığının kimin mülkü olduğu ve mülkiyetin sınırlarının belirlenmesi üzerine başlattığı tartışma da manidardır. Shrek sözcüğü de Almanca korku anlamına gelen “Schreck” sözcüğüne olan fonetik benzerliğiyle dikkat çeker. Benim yorumum Shrek’in özellikle politize edilmiş bir yapım olmadığı yönünde, yaratıcısına dair yaptığım araştırmalar ve sonrasında okuduğum makaleler sayesinde bu yönünü fark edebildim.

Peki bunca mesaj taşıyan filmlerden, masallardan ve çizgi filmlerden çocuklar nasıl etkileniyorlar?

Shrek filminde alt üst edilmeye çalışılan toplumsan cinsiyet algıları en iyi medya araçlarıyla yayılıyor aslında. Hâkim kültürlerin, hakim bakış açılarının ve hakim normların yetişkin insanların bilinçaltlarına yerleştirilmesi için bu yola sıkça başvuruluyor. Filmler ve dizilerde pompalanmak istenen ana mesaj çıplak ve radikal haliyle verilmiyor; dram, aşk, heyecan, macera gibi farklı duygularla yoğuruluyor ve çoğu zaman bu mesajları fark etmiyoruz bile. Hele çocukların bu mesajları ayırt etmeyi ve kendi dünya görüşleriyle kıyaslamayı içeren filtre mekanizmaları bir yetişkininki kadar gelişmediği için onların etkilenmesi kaçınılmaz oluyor. Filmler ve çizgi filmler, görsel yapımlar oldukları için pompalanan algıları bütün detayları ile gösteriyor. Tek tipleşen güzellik algıları Yapılan araştırmalarda Shrek dışındaki animasyon filmlerinin erkeği egemenlikle kadını ise doğayla ve evle eşleştiren patriarkal toplum düzenini ve insanları ikili cinsiyet kalıplarına girmeye zorlayan anlayışları pekiştirdiği ortaya çıkmıştır. Cinsiyet kavramını güzel prensesler ve kahraman beyaz atlı prensler olarak yaratan yapımlarla büyüyen çocuklar için hiç de şaşırtıcı bir sonuç değil aslında.

Dilerim ki bu tabuları yıkıp bulaşıklara karışmayan karakterler çocukların hayatına daha çok dokunur. Post-modern olarak nitelendirdiğimiz masal ve çizgi film karakterlerinin çoğalması ve popülerleşmesi, onlarla büyüyecek onları kendilerine rol model alacak çocukların kendilerini oldukları gibi sevebilmesi ve kendilerinden bir parçayı bu karakterlerde görerek kendileriyle barışabilmeleri açısından çok değerli.

Kaynakça 

Polygon

Kapak Görseli: Polygon
avatar

Yazar Asya Özkara

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümü öğrencisiyim. Sinema, edebiyat, resim ve sosyolojiye meraklıyım.

blank

Yeşil Pazarlama ve Green Washing Nedir?

blank

Haftalık Gündem (7-14 Haziran)