in

Karanlık Sütunlar

  Yıllardır dünyanın çeşitli yerlerinden, farklı kültürlere ve etnik kökenlere sahip insanların ortak uğrak yerlerinden biri olmuş olan İtalya’nın başkenti Roma’da, şehrin kalbinde yüzlerce yıldır ayakta duran, Flavianus Amfitiyatro olarak da bilinen Kolezyum’un kanlı tarihini gözler önüne sermek ve bir toplumun etik değerlerinin nasıl değişebileceğini düşünmeniz için siz değerli okurlara birkaç kapı aralamak istedim…

  Bu yazıyı okurken gözünüzde boyutlarının ve ihtişamının canlanması için size biraz tarif edeyim bu devasa yapıyı. Kolezyum 188 metre uzunluğunda, 156 metre genişliğinde ve 49 metre yüksekliğinde, 55.000 seyirci kapasiteli, 76 tanesi halka ve 4 tane yüksek mertebeli insanların kullanımına sunulan 80 girişi vardır. Peki Kolezyum hangi amaçla inşa edildi? İnşasından sonra hangi amaçla kullanıldı? Doğrusunu söylemek gerekirse Kolezyum’un inşasının suç oranını kontrol altına almaktan tebaaya gövde gösterisi yapmaya kadar uzanan belli başlı sebepleri var. Bu ölüm arenasının kullanımı sadece kan dökme üzerine olmadı. Arenanın amfitiyatro özelliği, içerisinde bir çok klasik mitoloji ve savaş dramalarının yer almasına olanak sağladı. Bu tür sosyal ve günümüz etik algısı çerçevesinde normal sayılabilinecek aktiviteler dışında Kolezyum halkın aşırılığının ve sıra dışı bir eğlence arayışının sonucu olarak 10 yıl içerisinde inşa edildi. Gladyatörler gladyatörlere karşı ölümüne savaşacak ve halk onların üzerine küçük bahisler oynayacaklardı. Böylece halk gündelik ve alışıldık buhranlarından uzaklaşıp imparatorun eğlencesinde farkında bile olmadan önemsiz kuklalar olacaklardı.

 

  Kolezyum’un açılışı töreni, açılış denildiğinde akla gelenin aksine 100 gün 100 gece sürdü. İlk gün 5000 bin hayvan ve geri kalan 99 günde 4000 hayvan öldürüldü. Bunların yanı sıra 2000 insan da gerek birbirleriyle gerek vahşi hayvanlarla dövüştürülerek katledildi. Eğlence adı altında halkın yabani dürtülerini kamçılayan bu aktiviteler aynı zamanda izleyicinin bir kölenin özgürlüğü üzerinde karar hakkı olmasına da fırsat tanımıştı. Gladyatörler imparatorun haftalarca çetin koşullarda yetiştirilen özel köleleriydi. Sıraları geldiğinde podyuma çıkıp aynı onlar gibi olan ve özgürlüğü için savaşan bir gladyatörle ölümüne çarpışacaklardı. İnsanların özgürlükleri söz konusuyken Roma halkının vurdumduymazlığı hat safhadaydı ve halk gladyatörlerin üzerine bahisler oynar ve ölümlerini imparatorla beraber büyük bir keyifle izlerlerdi. Gladyatörler rakibini alt ettikten sonra rakibini hareket edemez hale getirir ve halka dönerdi. Halkın çılgınca bakan gözlerindeki hırsı ve açgözlülüğü gördüğünde, onların ve nihai olarak imparatorun rızasını aldığında yani baş parmak aşağıyı gösterdiğinde rakibinin işini bitirirdi.. Peki bu kanlı oyunların Roma halkı tarafından yadırganmadan izlenilip devam ettirilmesinin sebebi neydi? Cevaplaması çok basit olan bu soruya birkaç örnek vererek devam etmek istiyorum. Televizyon karşısına geçip bir korku filmi açmamız veya boks gibi yüksek şiddet içeren sporları tutkuyla izlememiz ile aynı gerekçeye dayanıyor. Çünkü insan, kendi içerisinde bulunmasa dahi çeşitli hormonlarını harekete geçiren bu aksiyonlardan haz alır. Roma halkı için bu hormonların üzerine bir kölenin özgürlüğünü kazanmasının verdiği duygusallığı da ekleyelim. Bir kölenin diğerini vahşice katletmesinden alınan haz ve bir kölenin özgürlüğüne kavuşmasına duyulan sevinç bir arada, birbirine karışmış bir vaziyette seyirciyi zevkin doruklarına çıkartıyordu.

   Aklınızda beliren bir soruyu hisseder gibiyim… Bu vahşete kimse dur demedi mi? Tabii ki…  M.S. 404 yılının 1 Ocak gününde her şey normal ilerlerken arenaya biri atladı. Ve tarihte ilk kez bir gladyatör savaşını imparator haricinde durduran biri olmuştu. M.S 380’den itibaren Hristiyanlığın Roma halkının resmi dini olmasına rağmen Hristiyanlık ilkelerine ve yasaklarına karşı devam eden bu kanlı düellolara bir dur demek isteyen Telemachus, arenaya atlayarak savaşan iki gladyatörü fiziksel müdahalelerle ayırmaya çalıştı. Yaşlı rahip yaptığı bu hareket yüzünden izleyici tarafından savaşı durdurduğu ve eğlencelerinin devamına mani olduğu için olduğu yerde seyirci tarafından taşlanarak öldürüldü.  Yaşlı rahip ölümüyle Roma halkı için büyük bir fedakarlık yapmıştı. Kutsal keşişin ölümü İmparator Honorius’u derinden etkilemiş ve gladyatör savaşlarını o günden sonra yasaklamıştı ve artık Kolezyum tamamıyla sanatsal amaçlarla kullanılacaktı. Bu yasağın gelmesi ve koca amfitiyatronun doğru amacıyla nihai olarak kulanılması için yaşlı bir rahibin taşlanarak öldürülmesine gerek var mıydı? İşte bu soruyla birlikte Roma halkının gözü dönmüşlüğünün ve eğlence sarhoşluğunun seviyesini anlayabilirsiniz. Onlara Telemachus’un öldürülmesinde, ne yaşlı olması ne de din adamı olması bir engel teşkil etmedi. Evet belki de bu çılgınlığın başındaki insanın, imparatorun fikrini değiştirmek ve düelloların yasaklanmasını sağlamak için bu trajik ölüm gerekliydi.

  Eğer bir toplumun; belirli dinamikleri oturmuş, büyük çoğunluğunun hayatı tekdüzeliğe ulaşmış ve normal seyrediyorsa çeşitli eğlence arayışları ortaya çıkar. Roma halkının eğlence açlığı döneminde önlerine sunulan bu arena onları gün geçtikçe hali hazırda tahrip olmuş etik değerlerini zamanla aşındırmış ve neredeyse yok etmiştir. Dünyevi zevkler, çağ veya yüzyıl farketmeksizin insanın gözünü kör edebilir ve elinde kalmış olan iradenin üzerine çıkıp ona her şeyi yaptırabilir.

avatar

Yazar Ahmet Arda Taşkireç

Hacettepe University- English Linguistics
Interested in history of art and design mostly

blank

Tesla Inc. Hakkında İlginç Gerçekler

blank

Bir Trajedinin Öyküsü: Hillsborough