in

Tekstilde Moda ve Sanat İlişkisi

  Moda kendi kişiliğini ve karakterini özgürce yansıtabileceğin, kendini ifade edebileceğin ve farkını gösterebileceğin uçsuz bucaksız bir alandır. Bu alan bireye insani ihtiyaçlar arasında kendini gerçekleştirme imkanı verir. Nasıl ki yemek, içmek, barınmak, giyinmek gibi temel ihtiyaçlarımız varsa ruhsal olarak da doyuma ihtiyaç duyarız. İşte tam bu noktada moda, her bireyde farklı ve özgün hayat bulmuş haliyle bizleri tatmin eder ve özel hissettirir.

  İnsanlığın varoluşundan beri içimizden gelen örtünme, korunma, ısınma amaçlı giydiğimiz bu kıyafetlerin içinde sanat olup olmadığı çok uzun yıllardır birçok sanat tarihçisi ve moda tasarımcısı tarafından tartışma konusu olmuştur. Genellikle sanat tarihçileri, tasarımcıları ‘‘sanatçı’’ ve ortaya koydukları ürünleri de ‘’sanat eseri’’ olarak kabul etmezler ancak moda ve sanat iç içe geçmiş ayrılmaz bir bütündür. Tasarımcılar etrafındaki her şeyden hatta göremediği ve duyamadığı soyut durumlardan bile etkilenebilirler: savaş , barış, trendler, akımlar, duygu durumu, mimari bir yapı, bazen bir ağaç dalı ve hatta mevsimler…

  Nasıl bir ressam yaşadığı duyguları, gördüğü güzel manzaraları tablolar aracılığıyla bize yansıtabiliyorsa aynı şekilde bir moda tasarımcısı da gördüğü güzelliklerden, sanattan ve sanatçıdan  esinlenerek ‘‘sanat eseri’’ niteliği taşıyan kıyafetler tasarlayabilir.

  Haute Couture‘ün  öncüsü Charles Frederick Worth’ün (1846-1895) öncülüğü ile geçmişten günümüze kadar birçok moda tasarımcısı sanat akımlarımdan yararlanmış ve muhteşem eserler tasarlamışlardır.

blank
blank

  Bence buna en güzel örnek Viktor & Rolf ikilisidir.

 2015 yılının Sonbahar/Kış sezonunda gerek hazırladıkları şovla gerek tasarladıkları ‘’çerçeve elbiselerle’’ sanat ve moda tarihinde büyük ilgi uyandırmışlardır. Ünlü tasarımcılar, defile sırasında podyumda mankenlerin üstündeki çerçeve elbiseleri çıkartıp duvara asarak davetlileri ve moda severleri şaşırtmış, adeta sergi tadında bir performans sunmuşlardır.

  Günümüze dönecek olursak  2020’nin modası giyilebilir teknoloji alanında önemli gelişmeler kaydetmektedir. Aygıtları şarj eden güneş panelleriyle yapılan kıyafetler, çevresel değişikliklere göre renk ve desen değiştiren kumaşlar, vücut ısısını dengeleyebilen tulumlar… Kısacası kullanıcının az ve öz parçayla hayatını konforlu bir şekilde devam ettirmesi amaçlanmaktadır ve tabii ki gerek renkleriyle gerek formuyla sanatı mutlaka içerisinde barındıracaktır. Belki de önümüzdeki yıllarda bir elbisenin üstünde o an hissettiğimiz duyguya göre renk ve şekil değiştiren desenler olabilir.

 Kim bilir…

  Ben sanata aşık bir tasarımcı olarak, üniversite yıllarım boyunca ve bugün hâlâ sanatla iç içeyim. Birçok koleksiyonumda mimarilerden, kültürlerden, soyut resimlerden ve fotoğraflardan esinleniyorum. Sanat beni her daim özgür kılıyor.

avatar

Yazar Başak Çoşkun

Tekstil ve Moda Tasarımcısı

blank

Animeleri tahmin etmede ne kadar iyisin?

blank

Tek ipucu, tek görsel. 90’lı yılların filmlerine ne kadar hakimsin?