in

Terörizme Bir Bakış: Konformite

  Her gün televizyon ve internet haberlerinde, gazetelerde ve sosyal medyada gördüğümüz bir terim olarak terörizm kavramına ne kadar hakimiz? Kimleri terörist olarak değerlendiriyoruz ve bunları neye göre yapıyoruz? Gelin, belki de üstünde hiç bu kadar düşünmediğimiz terörizm kavramına biraz detaylı bir bakış atalım.

 Terörizm kelimesi, bizi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar götürür. Fransız Devrimi’nde başlangıçta soylu ama sonradan pek çok sıradan yurttaş politik otoriteler tarafından ele geçirilip giyotinle öldürülmüştür. Terör kavramı ise devrimcilerin kendileri tarafından değil; Fransız Devrimi ve onun temsil ettiklerine karşı oluşan devrimciler tarafından bulunmuştur. Her ne kadar terör terimi on sekizinci yüzyıla kadar ortaya konmamış olsa da insanların, şiddet yoluyla terörizm edilmesi olgusu çok eskidir. Antik uygarlıklarda bir ordu, karşı ordudaki bir kenti işgal ettiğinde askerlerin bütün kenti yerle bir etmeleri ve insanları öldürmelerinin amacı aslında bir terör yaratmaktı.

 Sosyal bilimcilerin bu kavramı kullanırken ayrıştıkları da görünür. Çünkü çoğu zaman “bir kişinin teröristi diğerinin özgürlük savaşçısı” olabilir. Ayrıca bir zamanlar terörist olarak nitelendirilen kişilerin daha sonra terörü ve yaptıkları şiddeti kınadıkları da görülür. Örneğin Güney Afrika eski lideri Nelson Mandela yıllar önce, yaygın bir şekilde şiddete dayanan bir terörist olarak kötülenirken bugün günümüzün saygı duyulan politik kişiliklerinden biridir.

  Bu durumlar göz önüne alındığında terör topluluğunun içinde bulunan birey acaba neden kendi topluluğuna “özgürlük savaşçısı” der? Topluluğun içinden çıkarılsa, topluluğun artık onunla birlikte olmadığını öğrense bile yine de onları “özgürlük savaşçısı” olarak nitelendirir mi? Bu konuda Sosyal Psikoloji alanında birçok deney yapılmıştır. Örneğin ünlü Sosyal Psikolog olan  Solomon Asch’in konformite deneyi bize oldukça ilginç şeyler sunar. Deneyde kişi objektif olarak yanlış olduğunu bildiği halde gruba uyarak, gurubun seçtiği “doğru”yu kendi “doğrusu” olarak kabul eder. Yine aynı paradigmayı farklı bir durumla “asansör” deneyi ile ifade etmişler. Bu deneylerde bireylerin zihinlerini tek meşgul eden şey diğer grup üyelerinin tepkileridir.  Bunu psikologlar konformite ile açıklarlar. Konformite, bireyin kendi statüsünden ya da eşitinden gelen, bireyi uymaya sevk eden güçtür. Bir grubun da bir norma uymasının altındaki etken konformitedir. Grup durumunda bulunmak beraberinde konformiteyi doğal olarak getirir. Fakat konformiteden bahsedebilmemiz için bireyin daha önceden grup ile farklı düşünmesi gerekmektedir. Zaten bireyle aynı düşünüyorsa konformiteden bahsedemeyiz.

  Günlük hayatımızda da farkında olmadan yaptığımız bu davranışın bazen boyundan büyük sonuçları olabilmektedir. Dahil olduğunuz gruplarda hoşlanmadığınız ya da sizin doğrunuza uymayan şeyleri bazen kabul edip görmezden geldiğiniz hiç olmadı mı?  İnsanlar sosyal ortamlarında düzensizlik hissetmekten hoşlanmadıkları için bu düzeni bozmadan da hayatlarını kimi zaman devam ettirirler ama bazen sonuçları ağır olabilmektedir.

 Terör gruplarında da bu davranışlar görülebilmektedir. Başta mecburiyet ya da çeşitli zorunluluklarla gruba dahil edilir ya da dahil olursunuz. Gruba dahil olduktan sonra uyum göstermek ve grubu takip etmekle beraber en uç örnek olarak sonunda üzerinde bomba olan, elinde silah olan bir terörist grubuyla beraber hareket ettiğiniz yazılır gazetelerde. Grubun normunu birey kabul ettikten sonra o grup artık ‘özgürlük savaşçısı’ ve karşıdaki ise grup için terörist veya düşman olmuştur. Bunun ne kadar aniden oluştuğunu Netflix’te Messiah dizisindeki Samer karakterinde de görebiliriz. Biraz hatırlayacak olursak yardım edileceği için mecbur gittiği bir yerden sonunda terörist olarak çıkmıştı.

  Sonuç olarak oluşturduğumuz gruplar ya da içinde olduğumuz gruplar her ne kadar bilinçli olsak da kararlarımızı zamanla etkiler, yönlendirir ve şekil verir. Önemli olan topluma ve bireye fayda sağlamaktır. Seçtiğimiz doğruların herkese göre doğru ya da yanlış olmasından ziyade ne kadar fayda sağladığına odaklanırsak her ne grubun üyesi olursak olalım gerçekleri ve aydınlığı görebiliriz. 

 

Asansör Deneyi

Kaynakça

Bilgin, N. (Ed.). (2016). Sosyal Psikoloji. İzmir: Ege Üniversitesi. 
Giddens, A. & Sutton, Philip W. (2016). Sosyoloji. (Çev. M. Şenol). İstanbul: Kırmızı. (Orijinal yayın tarihi, 2013). 
avatar

Yazar Sine Kurt

Ege Üniversitesi-Sosyoloji

blank

Olimpiyat Oyunları’na olan hakimiyetini test ediyoruz!

blank

Marvel ve DC Karakterleri hakkında Birbirinden İlginç 20 Bilgi!