in

Tüketim Toplumunda Önemli Bir Kavram: Anti-Ageing

 Postmodern dönem, yaşam tarzları itibariyle modernliğin klasik evresinden farklılaşan, tüketim kültürünün salgın bir hastalık gibi hızla yayılarak bedenlere musallat olduğu bir dönem olarak deneyimlenmektedir (1 s. 1303). Tüketimin salgın bir hastalığa dönüşerek kitleleri etkisi altına aldığı günümüz toplumlarında beden, bireyleri mutlu etmenin aracı haline gelmiştir. Bu açıdan bakıldığında modernitenin birey üzerinde gerçekleştirdiği değişim ve dönüşümler, tüketim toplumunun üzerine inşa edildiği temel dinamiklerini beslemektedir (1 s. 1303-1304).

  Yaşlılık; kişilerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal bakımdan değişim yaşadığı ve insan hayatının geri dönülemez süreçlerinden biridir. İnsan hayatı açısından kaçınılmaz oluşu yaşlılık sürecinin bir olgu olarak irdelenmesini gerektirmiştir (2 s. 283).  Yaşlanma sosyolojik olarak aktif üretim sürecinin dışında kalmak ve düşük gelirli tüketici konumuna gelmek anlamlarına gelebileceği için yine günümüz toplumlarında sosyal anlamda statü kaybına neden olabilmektedir. Dolayısıyla sosyal iktidar kaybıyla tanımlanacak anlamları içermektedir. Bu nedenle kronolojik yaşlılık ve beraberinde ortaya çıkan bedensel değişimler sadece tıbbi ve fiziksel yönü ile değil aynı zamanda toplumsal iktidar ve güç ile olan ilişkisi bağlamında da tartışılmalıdır (3 s. 444).

  Bir zamanlar bilgeliğin ve dolaylı şekilde de iktidarın sembolü olan ‘yaşlılık’, modern zamanda, kusursuz güzel, genç ve sağlıklı beden yaratma algısının oluşturulmasıyla birlikte üzerinde her türlü tıbbi müdahaleyi meşrulaştıran bir alan haline gelmiştir (3). Ayrıca, yaşlanan bedenin hem söylemsel hem de pratik boyutta kültürel, sosyal, politik ve ekonomik olarak yeniden inşa edilmesini de gündeme getirmiştir. Bu süreç tıbbi, teknolojik ve kozmetik alanında yaşanan gelişmeler eşliğinde bedenin de bir proje olarak algılanıp, düzlenmesi süreciyle paralellik göstermektedir (3 s. 444).

 Modernliğin evrensel, üniter, disipliner ahlakından farklı olarak postmodernliğin fragmenter, esnek etiği (Çabuklu, 2004: 36-37’dan akt. Kurt, 2016, s. 1304) bedeni tüketimin merkezine koyarak aynı zamanda tüketmektedir de. Bedenin düzenlenmesi, disipline edilmesi kapitalist sistemde ve tüketim toplumunda söz konusu olan bir durumdur. Çünkü bedenin bir projeye dönüştürülmesi; onu düzenleme hakkını sadece bireyin hak ve sorumluğuna bırakmamakta; çeşitli iktidar araçlarının da bu sürecin önemli birer aktörü olarak yer almasını sağlamaktadır (Shilling, 1993: 5’den akt. Timurturkan & Demez, 2018, s. 444). Bu süreçte beden “sağlık” ve “gençlik” kurgusu üzerinden tanımlanarak, adeta yeni bir inşa alanına dönüşmektedir. Hukuk, din, moda, medya, ekonomi, psikoloji, sosyoloji ve tıp gibi birçok alan tanımlama sürecine dâhil olmuştur. Modern dönemde müdahaleler uzmanlar ve otoriteler tarafından yapılmaktadır (3 s. 444).

 Modern dünyada normal-normal dışı ayrımından bütün varoluş biçimleri payını almıştır, en çok da insan toplulukları. Güçsüz, sağlıksız, bilgisiz, adına her ne denilirse denilsin hayatta herhangi bir açıdan yetersizliği olan herkes yok sayılmaya başlanmıştır. Bundan en fazla etkilenenlerin başında da bilindiği gibi yaşlılar gelmektedir (4 s. 12).  Zamanın içerisinde yaşamın ayrılmaz, doğal bir evresi olan yaşlılık, modern dünyada tümüyle normal dışı bir sınıfın üyeliği olarak görülmektedir (Baars, 2010:6’dan akt. Bektaş, 2017, s. 12). 

 Gençliğin daha tercih edilen bir durum olması tarihin hemen her döneminde karşılaşılsa da yaşlılığın tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğu algısı geç moderniteyle gelen bir durumdur (5). Geleneksel toplumlarda yaşlılık “çeşitli şekillerde kuşkulu bir ayrıcalık ya da acınacak bir son olarak görülür, fakat asla bir hastalık olarak” yaftalanmazdı (Illich: 1995: 60’den akt. Man & Balcı, 2008, s. 11).  Fakat 20. yüzyıla birlikte yaşlılık müdahale edilmesi gereken ve böylelikle kontrol altına alınarak dışarılaştırılmaya çalışılan bir pratik halini aldı (5 s. 11). Tüketim toplumunda gündelik yaşamın çeşitli yönlerinin giderek tıbbın ilgi alanı içerisine kaydığını görmekteyiz. Bu anlamda tıbbın iktidar alanı yaygınlaştırarak, doğrudan tıbbi bir olay olmamasına rağmen beslenme, kozmetik, güzellik… vs gibi konuları da açıklanmaya çalışılması olgusuna “tıbbileştirme (medicalization)adı verilmektedir (1 s. 1308).

 Yaşlılığa bağlı olarak vücudun çeşitli yerlerindeki değişiklikler, hamilelik, cinsiyet farklılıkları, bağımlılık durumları gibi birçok konu tıbbın ilgi alanına dâhil olması, bedenin de bu alan içerisinde geçmişte olduğundan daha geniş ve gidererek büyüyen bir alan işgal etmesini sağlamıştır (1 s. 1308).  Beğeni oluşturma düşüncesiyle bedensel estetik sağlayan pratiklerin sağlıkla ilişkilendirilmesi reklamlar ve medya yoluyla daha fazla kitle tarafından sağlıklı bir yaşam için elzem olarak görülmesine neden olmakta ve bu uygulamaların daha fazla tüketilmesini sağlamaktadır. (1 s. 1309). Bu durumun sonucunda kozmetik ürünlerinde ‘anti-ageing’ yazılarını görebiliriz. Yaşlılık kavramı artık bedensel güzellik ve estetik kaygısıyla yeniden inşa edilmesi gereken bir durum haline gelmiştir. Gençliğin yükselen bir ideal değer olması, beden projesinin artık bir tüketim değerine dönüşmesini de beraberinde getirmiştir. Bu nedenle sektörde anti-ageing uygulamaları da oldukça karşılaştığımız tüketim maddelerindendir (3). Anti-aging ile birlikte imgelerin pazarlandığı bir dünyanın kapıları bu kez sonuna dek yaşlanmakta olan müşteriler için açılmaktadır (4 s. 16). Pazar tarafından verilen mesaj kronolojik yaşın kişinin gerçekte olduğu yaşı yansıtmadığı, gerçek yaşın kişi tarafından değiştirilebilir olduğu şeklindedir (4). Mevcut halleriyle toplumun istenmeyen bir kitlesi olan yaşlılar, anti-aging yoluyla istenilen yaşlı profiline ulaştırılmakta, bir anlamda geç kapitalizmin istekleri doğrultusunda kendilerinin de tam anlamı ile inandığı yeni profilleri aracılığıyla yok edilmektedirler (4 s. 16).

  Yaşlılıkla ilgili olumsuz fikirler yaşlı bireyi çaresiz, şaşkın, değişime uygun olmayan ve mutsuz olarak tanımlama eğilimindedir (Macionis, 2013: 393-398’den akt. Çetin Dağdelen, 2017, s. 292). Toplumsal yapının değişmesi ve tüketim endeksli oluşumu sonucu yaşlılık olgusu olumsuz özellikler çağrıştıran bir olgu haline gelmiştir. Bu durum tüketim toplumunun yaşlılığa soyut anlamda etkisi şeklinde okunabilir (2 s. 292). Bedensel tatminlerin ve arzuların ön planda olduğu bu dönemde “kaliteli, başarılı ve sağlıklı yaşama ve yaşlanma sadece bireyin değil çeşitli iktidarların da ereği haline gelmektedir. Dolaysıyla ölümsüz, kaliteli, güzel bir bedene sahip olmak isteyen bireyleri, bitmek bilmez bir mücadele alanı ve çözüm arayışı içine hapsederek; tüketim piyasasının uzmanlaşmış ve kurumsallaşmış iktidar ilişkileri içine sokarak denetim altına almakta ve kontrol ederek özgürlük ve ölümsüzlük vaatleriyle bağımlı kılmaktadır (3 s. 454). Modernitenin arka planında işlerliğini sürdüren kapitalist sistem yaşlılığa geçişi belirleyen bu sınırı temel alarak çeşitli ekonomik düzenlemeleri devreye sokmuş, yaşlı sayılan bireyin böylelikle iş gücünden uzaklaştırılması ile başlayan ve sosyal yaşam da dahil bütün yaşam koşullarına etki edecek bir yalıtılma süreci başlatılmıştır (4 s. 17). 

 Yaşlı olmanın verdiği o ötekileştirme hissinin moderniteden postmoderniteye geçişle birlikte daha fazla hisseden, enformasyon hızına ve teknolojik gelişmelere yetişmekte zorlanan yaşlılar kendi haline terk edilmeye başlanmıştır. Bu da yaşlılarda varoluş kaygısına yol açmıştır. Varoluş kaygısının üstesinden gelmeleri için yaşlılara sunulan seçenekler, aslında yaşlılığın henüz başında olan ya da daha yaşlanmamış bireyler için alternatif haline gelmiştir. Dolayısıyla sunuluyor gibi görünen seçenekler yaşlılığı daima ötekileştirme yoluyla dışlamaktadır (4).

Kullanılan Kaynaklar
  1. Tüketim Toplumunda Kusursuzlaş(tır)ma Ayinlerinin Kurbanı Olarak Beden. Kurt, Ayşula. 4, 2016, Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 20, s. 1301-1319.
  2. Tüketim Kültüründe Alternatif Bir Bakış: Yaşlılık Değerinin Tüketimi. Çetin Dağdelen, Merve. 49, 2017, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 10, s. 283-293.
  3. Bir Toplumsal İktidar Alanı Olarak Beden ve ‘Yaşlanan Bedenin’ Yeniden İnşaası. Timurturkan, Meral ve Demez, Gönül. 2, 2018, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 5, s. 441-457.
  4. Postmodern Dünyada Yaşlı Olmak. Bektaş, Oya Esra. 2, 2017, Yaşlı Sorunları Araştırma Dergisi, Cilt 10, s. 9-18.
  5. Man, Fuat ve Balcı, Ali. Postmodern Dönemde Modern Bir PratikOlarak Sağlık. Researchgate. [Çevrimiçi] 2008. https://www.researchgate.net/publication/267409148.
 
avatar

Yazar Sine Kurt

Ege Üniversitesi-Sosyoloji

blank

Willkommen in Berlin

blank

Ya İstiklal Ya Ölüm: Karabağ