in

Alplerden Gelen Sessiz Çığlıklar

“Karlı dağın zirvesinde sevimli bir kız var adı Heidi, Heidi

  Büyük babanın yanında köpeğiyle Alplerde yaşar Heidi

  Heidi,  güneş gibi sıcak, Heidi hep dostum kalacak

  Heidi mutlu olalım senle, mutlu olalım senle..”

    Bu güzel şarkı sözleriyle başlayan Alplerin sevimli kızı, herkesin yardımına koşmaya hazır Heidi yayınladığı tarihten itibaren popülerliğini kaybetmemiştir. Gülen yüzüyle, sevimli bakışlarıyla ve hayata karşı hep pozitif olmasıyla dikkat çekmektedir.

 Görsel: Listelist

Onun önemi bir çizgi film olmaktan ziyade İsviçre’nin karanlık tarihine dikkat çekmesidir. Heidi çizgi film boyunca çıplak ayaklı olarak resmedilir. Bunun asıl nedeni anlatıldığı gibi Heidi’nin özgür ruhundan ziyade İsviçre’de yasal düzenlemelerle kabul edilen Verdingkinder yani Sözleşmeli Çocukların ayırt edilebilirliği olsun diye “Çıplak Ayaklı” olarak gezmeleridir ve yazar çizgi filmde bu olaya vurgu yapmıştır.

   Görsel: Pinterest

İsviçre’de 1789 yılında 14 yaşından küçük çocukların fabrikalarda çalıştırılması yasaklandı. Bu durum beklendiği gibi çocuklara haklarını teslim etmedi, o dönem İsviçre’de Kilise ve Çiftçiler Birliği’nin desteği ile  çocukların çiftliklerde, evlerde çok ağır koşullarda çalıştırılmasının yolunu açtı. Verdingkinder bir diğer adıyla Sözleşmeli Çocuklar toplumda en alt düzeyde kabul edilmekteydi. Bu çocukların ortak özelliklerine baktığımızda şu nedenleri görürüz; boşanmış ailelerin çocukları olabilir, yetim ve ya öksüz çocuklar olabilir, aileleri yoksul olabilir, anne ve ya babası topluma uygun davranmamış olabilir ve suç işlemiş çocuklar olabilirler.

  Görsel: Listelist

  Toplumun istemediği, dışladığı, kabul etmediği bu çocuklar küçük yaşlarında ailelerinden alınmış kendilerince iyi olduklarını düşündükleri başka ailelere ve ya çiftliklere satılmışlardır. Kilise gibi manevi değerleri yüksek olan, hak, hukuk, eşitlik ilkelerini topluma aktarmaya çalışan bir kurum bu olayı senelerce organize etmiş ve çiftliklere ucuz iş gücü olarak gönderilen bu çocuklar o dönemin fakir İsviçre’sinde ekonomik kalkınmaya destek olmuşlardır. Toplumun bu durumu benimsemesi zor olmadı çünkü olayı Kilise organize ediyordu ve çocukları kurtardıkları iddiasıyla “Kurtarılmış Çocuklar” tanımlamasını yapmaktan geri durmadılar. Böylece olayın vicdani sorumluluğu da ortadan kalkmış oluyordu.

   Görsel:Listelist

   Bu çocuklar yerleştirildikleri çiftliklerde evden ayrı bahçe, ahır gibi yerlerde uyumalarına müsaade edilmiş, ailelerle ortak alanlarda bulunmaları pek mümkün olmamış, aynı sofrada yemek yemelerine kesinlikle izin verilmemiş, bütün ağır işleri yaptırılmış, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmış, cinsel tacize uğramış toplumun “Kurtarılmış Çocuklarıdır”. Bu zor koşulları şöyle anlatmaktadırlar: 

Charles Probst 79 yaşında. “Annem Verdingkinder olarak yanında çalıştığı çiftçi tarafından tecavüze uğraması sonucu doğdum. Başka bir bakıcı aileye verildim. Her gün saat 4’te kalktım, otları biçtim, ahırda yattım, yıllarca kıyafetsiz gezdim. Hasta olunca doktora götürülmedim, cinsel saldırılara uğradım. Aç bırakıldım…”

Peter Weber 55 yaşında. “50 yıl öncesini hiç unutmadım. Ben insanlara olan inancımı kaybettim. Her gün bana yaptıklarıyla başa çıkmak zorunda kaldım.”

Clara X. “Bana kendim hakkında hiç bir şey sormadılar. Benim hakkımda karar verdiler.

Franz Hohler. “Uzun süren bir yanlış için özür dilenmesinden mutluyum.”

  1. “Ben de bir Verdingkinder idim. Çok geç kaldınız.”

Tori Honegger 80 yaşında. “Dayak yedim, merdiven altında uyudum. Çiftçi beni dövdü. Karısı halime acımıştı. Yaralarımı temizledi. Beni yatağa yatırmak istedi. Ama çiftçi buna daha çok kızdı. Beni sürükleyerek dışarı attı. Günlerce ahırda kilitli tuttu. “

Verding mağduru Steck, “Yatağımı ıslattığım zamanlarda bana yemek vermezlerdi – ki uzun zaman ıslattım. O zamanlar hep aç kalırdım” der ve şöyle devam eder “Burada dar bir yol vardı. Yukarı doğru çıkardı ve tepeden tren istasyonu gözükürdü. Biz çocuklar yukarı çıkıp, ailelerimiz geliyor mu diye bakardık. Tabii ki bende. Benim annem babam hiç gelmezdi. Evet bu çok acıydı”

   İsviçreli tarihçi Marco Leunberg uzun yıllar bu konu üzerine çalışmış ve çalışmalara Kilisenin ve papazların çok fazla  destek vermediğini dile getirmiştir. Leunberg 1920 ile 1970 yılları arasında 300.000 İsviçreli çocuğun bu şekilde çalıştırıldığını söylemektedir ve 1930’lu yıllarda sadece Bern kantonunda tarım için çalışan işçilerin %10u bu çocuklardan oluştuğuna dikkat çekmiştir. Ayrıca  Leunberg sözleşme yapılırken çocuklara annenin fahişe babanın alkolik olduğu gibi yalanların söylenerek çocukların geri dönmelerinin engellendiğini anlatır.  Dikkat çektiği diğer bir nokta çocukların istismarıdır. Leunberg’e göre  araştırmalar her yıl 40.000 kadar çocuğun istismar edildiğini gösteriyor.

     Bu duruma ilk kez bir Rus doktor ses çıkarmıştır. 1875 yılında çiftlikte çalışan bir çocuk hakkında ölüm raporu hazırladı ve bu rapora göre  çocuğun ölüm nedeni  maruz kaldığı yoğun cinsel tacizdi. Ancak bu rapor dikkate alınmadı ve olayların üstü bir şekilde örtüldü.

     Çocukların köle olarak kullanıldığı bu sistem 1981 yılında kaldırılabildi.  Araştırmalarla durumun farkındalığı artmış ve çeşitli dernek, kuruluşlar bu konuda arşiv çalışmaları yaparak İsviçre Hükümetine başvurup özür dilenmesi  ve tazminat ödenmesi gerektiğini dile getirmişlerdir. Ancak 2013 yılında İsviçre hükümeti resmi olarak özür dilemiştir ama tazminat konusunda sessiz kalmıştır.  

 Görsel:Listelist

  Tarihin her zaman karanlık tarafları olmuştur. Ama bu karanlık tarafları bastıracak aydınlıklar da olmuştur. Her şey zıddıyla var olur. Önemli olan tarihin karanlık taraflarından öğrenilen şeylerdir.

Özgürlüklerin tutsaklıklara dönüşmemesi dileğimle…

Kaynak

DW 

Fenster Zum Sonntag

Fatma Türkkol- Lobicilik ve İsviçre’nin Köle Çocukları: Verdingkinder

Kapak Görseli:Pinterest
blank

Mutluluğun Formülü?

blank

Blockchain ile Şeffaf Hayırseverlik Projesi: TraceDonate