in

Asur Ticaret Kolonileri

“Asur Ticaret Kolonileri Çağı” Kültepe kazıları sonucu öğrenilebilen bir dönem olarak Eskiçağ literatürüne girmiştir. Sayıları 22.000 varan Kültepe tabletleri Anadolu’ya ticaret yapmak amacıyla gelen Asurlu tüccarlara ait ticari ve hukuki vesikalardır.¹ Bu çıkan belgelerin dili Akadca’nın eski Asurca lehçesidir. Tabletlerin içeriği çoğunlukla ticari ve hukuki vesikalar olsa dahi bizlere Anadolu’nun sosyo-kültürel yapısına ışık tuttuğu görülmektedir. Asurlu tüccarlar, bulundukları pazar yerlerine çoğunlukla kalay ve dokuma ürünleri getirmişler ve karşılığında gümüş veya altın almışlardır. Kalay o dönemde en değerli madenlerden birisi idi çünkü bakır ve kalayın karışımında ortaya çıkan tuncun ana maddesini oluşturmaktaydı. Tunç ile sağlam ve dayanaklı aletler yapılıyor, bazen de süs eşyaları ve takıların yapımında da kullanılmıştır. Malları, Kültepe tabletlerinde “emerum sallamum” siyah eşek ya da “emerum” olarak geçen bu hayvanlar taşırdı.² Bu pazar yerlerinin adı karum ya da vabartum olarak adlandırılmıştır. Karum ve vabartum arasındaki fark ise; vabartumun, karuma göre daha küçük ticaret hacminin olmasıdır. Kaç adet karumun varlığını ise bilinen üç tane ve yerleri bilinmeyen karumlara üçü geçtiği söylenmektedir. En büyüğü Kaniş yani Kültepe’de ki karumdur daha sonrasında ki karum Hattuşa yani Boğazköy’de ki ve son olarak Pruşhattum yani Acemhöyük olarak bilinmektedir. Bu dönemde Anadolu’da net bir siyasi birliğin varlığından söz edilmemektedir. Bu devirde yaşayan belirli başlı şehir devletleri, başta Kaniş Krallığı olmak üzere, Hattuş, Zalpa, Kuşşara, Wahşaniya ve Puruşhanda krallıkları idi.³ Bu dönemin bir diğer önemi ise Asurlu tüccarların Mezopotamya ve Anadolu’ya yazıyı getirmiş olmalarıdır. Akadca, MÖ 2000’li yıllardan sonra ise Akadca daha çok Orta ve Güney Mezopotamya’da konuşulan Babilce ve Kuzey Mezopotamya’da konuşulan Asurca olmak üzere iki ana lehçeye ayrılmıştır.(4) Sami dil ailesine mevcut bir dil olup yaklaşık iki bin sene kullanılmıştır.

Bu döneme ait çıkan tabletler sadece ticari ve hukuki vesikalar olmamış bazı krallıkların birbirine yazdığı mektuplarda ortaya çıkmıştır. Örneğin; Kültepe’de bulunan, Mama Kralı Anum-Hirbi’den Kaniş Kralı Varşama’ya yazılmış mektup, Anadolu’da iki kral arasında yapılan yazışmanın ilk örneğidir.(5) Mektuptan bazı yerler: “Bu sebepten avcının tuzağını kaldırdım’ O ülkemi koruyacak ve beni cesaretlendirecek yerde ülkemi yakmakla kalmadı, dumanı da pis kokuttu. Baban İnar Harsamna şehrini dokuz yıl boyunca muhasara ettiği zaman benim halkım senin ülkene akın edip tek bir sığır veya koyun öldürdü mü? bugün sen bana mektup yazıp söyle diyorsun: ‘Benim için yolun için serbest bırakmıyorsun?’ Yolu senin için serbest hale getireceğim.(On bir satır hasarlı)”(6) Bu mektupta, çok da güçlü olmayan ufak çaplı krallıkların birbiri arasında yaşadığı sorunların, ittifakların olduğu görülmektedir. Diğer bir siyasi duruma örnek ise Hattuşa’da çıkan Anitta Metni’dir. Anitta Metni’nin içeriği ise babası Pithana ve Anitta yaptığı savaşları anlatmaktadır. Anitta Metni’nden bazı örnekler: “Babam [Pi]thana’dan sonra aynı yılda, Bir savaş kazandım. Güneş Tanrısı tarafından(doğudan), hangi ülke başkaldırdı ise, onların hepsini yendim.” Başka kısmında ise: “Babam [Pithana’dan] sonra deniz [kenarındaki] Zalpuwa’ya [sefere gittim.] [Ve] deniz [kenarındaki Zalpuwa’yı yendim.]” “Göğün Fırtına Tanrısının Tapınağını ve Tanrı Şiunaşummi’nin tapınağını inşa ettim.” şeklinde devam edecek bir metindir. Böylece bu metinlerden Anadolu’da yapılan seferlerin bazılarını öğrenilmiş, yer adları, tanrı isimlerini de eskiçağ literatürüne kazandırılmıştır. Anadolu’da tam anlamı ile merkezi otorite hiçbir zaman olmamış yalnızca Anitta’nin zamanında böyle bir girişimin olduğu görülmektedir. Tam anlamıyla “Asur Ticaret Kolonileri Çağı” nasıl bittiğine dair kesin bir kanı söz konusu da değildir. Kimi kaynaklara göre Anitta, Asurlu tüccarlardan rahatsızlık duyup yok edip yaktığı veya büyük bir yangınla sona kütüphanelerin yandığı söylenmektedir. Yine de bu arşivlerin kendi kendine yakılmayacağını, Asurlu tüccarlardan kurtulmak veya küçük krallıkların artık harekete geçmesi ile buraları yağmalaması ile son bulduğu söylenmektedir. Bu dönemin sonunda ise Anadolu’ya merkezi otorite tam anlamı ile oturacak ve medeniyete yön verecek olan “Hititler” tarih sahnesine çıkacaktır.

KAYNAKÇA

1 Memiş, Ekrem, Eskiçağ Medeniyetler Tarihi, Ekin Basın Yayın Dağıtım, Bursa, 2015, s.115

2 Sabuncuo, Tuğba, “Eski Mezopotamya ve Anadolu’da Çocuk (MÖ II. Binyılın Sonuna Kadar)”, Doktora Tezi, Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Denizli, 2019

3 Memiş, Ekrem, a.g.e., s.116

4 acikders.ankara.edu.tr, Konu 4 Çivi Yazısının Kullanıldığı Diller ve Çözümü.docx

5 Reyhan, Esma, Cengiz, Tülin, Eskiçağ Anadolu Tarihi ve Uygarlığı (El Kitabı), Grafiker Yayınları, Ankara, 2015, s.62
6 Günbattı, Cahit, Kültepe-Kaniş Anadolu’da İlk Yazı İlk Belgeler, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları,2017, s.50
7 Alp, Sedat Hititler Devrinde Anadolu, TÜBİTAK Popüler Bilim Yayınları, İstanbul 2002.
blank

İhtiyaç Fazlası

blank

Biden-Harris Yönetimi: ABD’de Temiz Bir Sayfa