in

Dünya’nın 7. Gününde Afrika

    Tevrat’ta tasvir edildiği şekle göre tanrı evreni 6 günde yaratmıştır; birinci gün ışığı, karanlığı, geceyi, gündüzü, ikinci gün gök kubbeyi, daha sonra karayı, denizi, otları, bitkileri, tohumları, meyveleri, üçüncü gün sıra Güneş’te, Ay’da ve yıldızlardaydı, beşinci gün yeryüzü canlılarla doldu, erkekler, kadınlar ve daha nicesi… Altıncı gün oldu ve evren tamamlanmıştı her şeyiyle. 7. Günde artık Tanrı’nın işi bitmişti, dinlenmeye çekilmişti. Belki de Afrika bu inanışa göre 7. günde var oldu. Var olurken yerli halkının acılar içinde öldürüldüğü bir 7. gün, topraklarında herkesin söz sahibi olmak istediği bir 7. gün, zengin kaynaklarını kendi halkından başka herkesin  kullanabildiği bir 7. gün…

    Afrika köle ticareti de böylesi bir 7. günde başlamış olsa gerek. Atlantik Köle Ticareti ile 15. yy’ın sonlarından 19. yy’ın ortalarına kadar 10 milyondan fazla  Afrikalı zorla Amerika’ya getirildi.  Atlantik Köle Ticareti hem uygulanış şekliyle hem de kalıcı etkileriyle her zaman ön plana çıkabilmiştir. 1400lü yıllarda Portekiz ile başlamış ve varlığını uzun yıllar devam ettirmiştir. Köleler Afrika’da toplandıkları merkezden önce Amerika’ya getirilirdi ve buna “middle passage” yani “orta geçit” denirdi. Götüren şirket kendi damgasını basar ve zincirlerle bağlanarak yolculuk başlardı. Bu uygulama  sadece Afrika’dan getirilen köleleri ve onların nesillerini değil dünyanın nerdeyse tamamını ve ekonomisini etkilemiştir. Bu yöntemle Amerika’ya getirilen köleler başka ülkelere satılmış ve bundan zengin olan bir sınıfı da beraberinde ortaya çıkarmıştır. İnsani olmayan yollarla getirilen Afrikalıların bir kısmı karanın yüzünü tekrar göremeden zorla bindirildikleri kargo gemilerinde hayatlarını kaybetmiştir. Olaudah Equiano, köle gemisindeki zor şartları şöyle anlatır:

“Gemi ambarındaki leş kokusu… öyle tiksindiriciydi ki…

“Kadınların çığlıkları ve ölüm iniltileri, hayali bile mümkün olmayan bir manzara ortaya koyuyordu.”.   Biraz daha yaşama şansı olanlar ise kalan hayatlarını başkalarının boyunduruğu altında hizmetçilik yaparak, şeker kamışı, tütün ve kahve plantasyonlarında çalışarak tüketmiştir. 

   Atlantik Köle Ticareti Portekizlilerin 1441 yılında Afrika’da Moritanya olarak bilinen bölgede yakaladıkları bir grup insanı Güney Avrupa’da bulunan ve köle pazarı olarak bilinen Lizbon’a getirip satmasıyla başlamış oldu. Asıl etkisini Amerika’nın keşfiyle sağladı. 1492’de keşfedilen Amerika Atlantik Köle Ticaretine uzun yıllar ev sahipliği yaptı. Amerika keşfi ile Avrupalıların sadece Amerikan yerlilerini yok eden bir kara delik olmamış dünyanın diğer ucundaki insanları da etkilemiştir. Afrikalı esirler köle tüccarları sayesinde bütün Amerika’ya dağıtıldı. Yaklaşık olarak 400 yıl süren Atlantik Köle Ticareti üç köşeli bir ticaret ağına sahipti. İlk aşamada, Avrupa ve Asya’dan getirilen ürünler  Afrika limanlarına bırakılır ve buradan gemilere Afrikalı köleler alınırdı. İkinci aşama uzun, zorlu bir hayatta kalma mücadelesi olan Atlantik okyanusu yolculuğuydu. Bu yolculuktan hayatta kalmayı başaranlar çalışacakları plantasyonlara gönderilir,  son aşamada ise gemilere tekrar Avrupa’da satılmak üzere ham madde ve ticari ürünler yüklenir ve gemi tekrar Atlantik yolculuğuna çıkartılırdı. Bu ticaret ağı Afrika kıtasının insan kaynağından doğal zenginliklerine kadar her zerresinin sömürülmesine yol açmış ve geri döndürülemez sonuçlar doğurmuştur.

Görsel: pinterest 

   Getirilen bazı köleler sözleşmeli olabiliyordu yani çalışarak kendi özgürlüğünü satın alabiliyordu. Olaudah Equiano onlardan biriydi. Gustavus Vassa olarak da bilinen  Olaudah Equiano yazardı ve aynı zamanda kölelik karşıtı aktivistti. Küçükken Afrika’dan Karayipler’e götürülmüş ve orada bir subaya satılmıştır. Kaçırılma anını otobiyografisinde şöyle anlatmıştır: “Bir gün, her zamanki gibi, tüm insanlarımız işlerini yapmak için gittiklerinde, geride sadece ben ve kız kardeşim kalmıştık. İki adam ve bir kadın duvarlarımızı aştılar ve yalnızca bir dakika içinde her ikimizin de ağlamamıza veya direnmemize imkân vermeksizin bizi alıkoydular. Ağızlarımızı kapattılar ve bizi en yakın ormanlığa doğru kaçırdılar.”  Bu sadece ufak bir örnek olmakla birlikte Afrikalıların nasıl zorla kaçırıldığına da işaret etmektedir. Daha sonrasında Olaudah Equiano’nun çalışarak kendi özgürlüğünü kazanması ya da başka bir ifade ile “özgürlüğünü satın alması” 1766 yılını bulmuştur.

  Görsel: pinterest

Evrensel eşitlik idealleri ile yanıp tutuşan ve Hristiyanlık gibi köleleştirmeyi yasaklayan dine mensup Avrupalıların köle ticareti gibi insanlık dışı uygulamayı illaki gerekçelendirmeleri gerekecekti. Böylelikle Afrikalıların biyolojik açıdan aşağı olduğu fikrini ortaya atıp bunu kabul ettirmek için büyük çaba harcadılar. Irkçı ideolojiye de katkıları yadsınamaz oldu.

   Her şeyin bir sonu olduğu gibi köle ticaretinin de bir sonu olacaktı. Yaklaşık 400 yıl sürse de bir sonu illaki olacaktı… Ama etkilerinin bir sonu var mı emin değilim. Karşımızda mahvolmuş koca bir kıta var: Afrika.

Kaynakça

Hatice Delibaş-Transatlantik Köle Ticaretine Dair Bir Analiz 

TED

Olaudah Equiano- The Interesting Narrative of the Life of Equiano, Or Gustavus Vassa, The African

Kapak Görseli: pinterest
blank

Sancılı Demokrasi

blank

Haftalık Gündem (28 Hazian – 5 Temmuz)