in

Frigya Devleti ve Medeniyeti

Özet

Anadolu pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Frigya uygarlığının Anadolu tarihi için çok mühim olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Frigler tam olarak bilinmemekle birlikte M.Ö. 13-12. yüzyıl arasında Trakya’dan Anadolu’ya boğazlar yoluyla gelerek, süreç içerisinde Anadolu’nun kuzey batısı ve orta kısmında varlık sürdürmüşlerdir. Bölge adını Küçük Asya’ya Trakya ve Boğazlar üzerinden girmiş bir Trakya boyu olan Frigler den almıştır. Anadolu’ya Makedonya ve Trakya’dan gelen Frigler, Avrupa da otururlarken Brig adın taşıyorlardı (Sevin, 2007, s. 193). Bugünkü Ankara’nın Polatlı ilçesinin batısına denk gelen Gordion(Yassıhöyük),  Frigya medeniyetinin başkentidir. Bu medeniyet inşası her siyasal yapıda olduğu gibi başlangıç, yükseliş ve bitiş dönemlerini içermekteydi. Friglerlerin Anadolu’ya yerleşmesi kesin bir şekilde bilinmemekle birlikte, M.Ö. 900’lü yıllar aralığı görüşlerin arasında mutabık bir nokta olarak yer gösterilebilinir.  Frigler, M.Ö. 8. yüzyılda en güçlü dönemini yaşarken, M.Ö. 7. yüzyıl başlarında siyasal varlığını Kafkas kökenli bir savaşçı toplum olan Kimmerler tarafından sona erdirilmiştir. Ardından bir dönem Frigya toplumu batıya göç ederek beylikler halinde yaşamaya devam etse de kısa bir süre içerisinde Lidya krallığının potası altında eriyerek varlıklarını bütünüyle kaybetmişlerdir diyebiliriz.

Friglerin Siyasal Tarihi

Hititlerin egemenlik sahası 13. yüzyıl başlarına doğru yavaş yavaş daralmaktaydı.  Kesin tarih bilinmemekle birlikte Frigler, 13-12. yüzyıl civarında Balkanlar’dan Trakya’ya oradansa boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelerek varlıklarını göstermeye başlamıştı. Friglerin Anadolu’daki ilk yüzyıllarının hala büyük ölçüde karanlık olduğu belirtilmektedir. Eskiçağ yazarlarından edinilen bilgilere göre önceleri Troia ve çevresini ele geçirmişler, zamanla Askania/İznik gölü kıyıları ve Sangarios/Sakarya nehri vadisine yayılmışlardır. Buradan güney ve doğu yönünde Anadolu içlerine yayılmaya devam etmişlerdir (Dinarlı, 2011, s.1). Ana vatanlarının Makedonya olduğu ileri sürülen Frigler Anadolu’ya geldikten sonra haklı olarak kendilerine yeni bir yurt bulma çabası içerisine girmişler ve yavaş yavaş Hititlerin tam olarak etkinlik sağlayamadığı bölgelere yerleşmeye başlamışlardır (Bülbül, 2009, s. 80).

Hititlerin, Ege Göçleri ve çeşitli nedenlerle birlikte yıkılmasının ardından Frigler, Hititlerin etkisi altında bulunan Orta Anadolu coğrafyasına egemen olmuşlardır. Bu egemenlik coğrafyaya sadece siyasi olarak yansımamıştır. Başta Orta Anadolu’da yaygın bir şekilde kullanılan Hitit mimarisinin yerini Frig mimarisi almış ve gündelik hayatın en önemli unsurlarından biri olan yazı sitilleri içerisinde çivinin yerini Grek alfabesinin bir çeşidi olan Frig alfabesi almıştır.

Frigler hemen hemen Orta Anadolu coğrafyası içerisinde Hititlerin egemenlik sınırları ile aynı ölçüde toprağa egemen olmuşlardır. Fakat Frig Devleti’nin doğuşu sırasında politik ve kültürel durum çok başka olduğundan, Frigler Hititlerin aksine doğuya değil batıya yönelmiştir. Böylece Asurlular’la savaşmakta olan Frigler’i Yunanlılarla dostane ilişkiler içinde görmekteyiz (Herodotos, I.13.).[1] Ön Frig stilinin büyük çoğunlukla Kızılırmak kavisi içindeki bölgede ortaya çıkması, ağırlık noktasının önce Kapadokya da bulundu unu göstermektedir. II. Sargon’a ait (MÖ. 722-705) yıllıklarda ise Mita’nın büyük bir ülkeyi elinde bulundurduğu ve Que ülkesinin birçok şehrini gasp etmiş olduğu bildirilmektedir  (Kınal, 1987). [2] Bu bağlamda Friglerin ilk etapta Kapadokya bölgesinde olup ardından Asur tehdidi sonrası bugünkü Polatlı civarına gelindiği düşünülmektedir.

M.Ö. 8. yüzyıla gelindiğinde Gordios’un oğlu Midas tahtaydı. Midas’ın döneminde ağırlıklı olarak Kafkasya kavimli olan Kimmerler, Anadolu’ya çeşitli akınlar ve istilalar düzenlemiş ve Frigya Krallığı bu akınlar karşısında Asur Krallığından yardım istemişti. Asur Kralı 2. Sargon bu yardım talebine olumlu karşılayıp, Kimmerler’in üzerinde doğru yürüyünce Kimmerler geri püskürtülmüş olundu. Fakat Asur kralı 2. Sargon’un yine Kimmerler ile yaptığı bir savaş sonucunda ölmesinin ardından Kimmerler, Anadolu istikametinde ikinci bir istila girişiminde bulundular. Bu istila sonucu Frigler fazla direnemeyerek ilk başta Orta Anadolu’daki siyasi egemenliğini ardındansa Batı ve Orta Anadolu’da etnik varlığını Lidyalılarla karışarak kaybetmiştir.

Friglerin Medeniyet Tarihi

Devlet Yönetimi: Bilindiği üzere o çağlarda krallık devletlerin yönetimi açısından en yaygın kullanılan siyasal yapıydı. Fakat kral sadece kral olmamakla birlikte dinin, hukukun ve ordunun en önemli temsilcisi olma sıfatlarını da taşımaktaydı. Frigya devletinde de bunun geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Aynı zamanda diğer krallıklarla benzer bir şekilde Frigya krallığın merkezi yapısının yanında özerk yapıda karlıklarda bulunmaktaydı.

Yazı: Frigce, Hint-Avrupa dil ailesi içerisindedir. Frigçe yazıtlar Eski Frigçe ve Yeni Frigçe olmak üzere iki grup halindedir. Eski Frigçe yazıtlar oldukça geniş bir alana yayılmıştır. Yeni Frigçe’nin yayılma alanı ise diğerine oranla daha sınırlıdır (Reyhan & Cengiz, 2015, s. 142). Frig alfabesinin Grek alfabesinin benzerinde semboller taşıdığı için Grek alfabesinin farklı bir uyarlanması olduğu düşünülmektedir. Bu düşünce doğrultusunda Frig dili Yunanca ve Ermenicelerin bir sentezi olduğu d Frigya’nın en göze çarpan özelliklerinden biri Frig dilindeki yazıtlardır. Bunların hemen hemen hepsinin okunmasına rağmen anlamlar çıkarılamamıştır. Yine de bu yazıtlar Küçük Asya’nın bu çok eski halkından kalan en önemli belgeleri oluşturmaktadır (Bülbül, 2009, s. 90). Arkeolojik çalışmalar sonucunda çıkan epigrafik belgelerin çoğu güneşin doğuşu yönüne bakmaktadır. Uzmanlar bunun dinsel bir amaç doğrultusunda yapıldığı yönünde bir kanaat taşımaktadır.

Sanat: Frig sanatını; el sanatı, dokumacılık ve seramik(çanak-çömlek) olarak üçe ayırabiliriz. Frigler’de el sanatları ağırlıklı olarak ahşap ve mobilyacılık üzerine yapılmıştır. Bunun nedeniyse: Bölgenin ağaç ve kütük kaynağı bakımından çok zengin olmasıdır. Gordion ve Midas’ta bulunan tümülüslerin içerisinde Frig el işlemeciliği ve ahşaptan yapılmış ürünlerin olduğu görülmüştür. Tabii kral mezarlarında bulunan ürünler diğer tümülüslere nazaran daha kaliteli madenlerden ve malzemelerden yapılmıştır diyebiliriz. Dokumacılık konusunda Friglerin epey iyi iş çıkardığı bilinmektedir. Dönem içerinde Frig kumaşları en tercih edilen kumaşlar arasındaydı. Frig seramiği, tek renkli ve çok renkli olmak üzere iki gruba ayrılır. Tek renkli türde madeni kaplara benzetilerek yapılmış, siyah ya da gri astarlı örnekleri mevcuttur. Renkli seramik örnekleri ise genellikle kırmızımsı kahverengi ve açık renk astar üzerine yapılan çeşitli benzemeler şeklindedir. Dikdörtgenler, üçgenler, zikzaklar, daireler, dalga şekline bezekler, satranç tahtası motifleri en yaygın kullanılan şekillerdir. Makhara kulplu tunç kaplar, kazanlar, altın, gümüş ve bronzdan çengelli iğneler (fibula) ve kemer tokaları en önemli madeni eserler arasındadır (Reyhan & Cengiz, 2015, s. 144).

Madencilik: Frigler, bulundukları coğrafi konum itibariyle bakır madenlerinin bol oldukları bir konumdaydı. Bu noktada Frigler, bakır ve kalayın alaşımı olan tunç madenlerini iyi işlemiş ve bu alanda uzmanlaşıp çeşitli madeni eserler meydana getirmişlerdir.

Mimari: Aslında daha çok köylü olan Trak kökenli Anadolu Frigler’i, mimarlık alanında oldukça başarılı bir ulustur. Onların karakteri hemen her mimari uygulamada kendini belli etmektedir. Oldukça geni bir coğrafyaya yayılan bu halkın mimarlıktaki başarıları daha çok Boğazköy, Alacahöyük, Pazarlı ve biraz da Hacıtuğrul/Yenidoğan Höyüğü kazılarından izlenebilir. Ancak şimdilik en önemli bilgi kayna Gordion dur (Bülbül, 2009, s. 88). Frigler, Anadolu’ya gelişler itibariyle pek çok eser bırakmış ve önemli kentler inşa etmiştir. Bu kentler içerisinde Gordion(Yassıhöyük), Midas(Yazılıkaya) ve Pessinus(Ballıhisar) gerek höyükleri ile gerekse dini mitlerin kaynakları doğrultusunda büyük önem taşımaktadır. Bunun yanında ve Dorylaion (Eskişehir), Ankyra (Ankara), Pazarlı, Akalan ve Oluz Höyük gibi yerleşim yerlerinin önemli olduğunu belirtmekte fayda olduğu kanaatindeyim. İlaveten yapılan inşalar eğer soylulara yönelikse megaron tarzı benimsenmiş, değilse basit yapılar inşa edilmiştir.

Gordion (Yassıhöyük)

Coğrafi olarak Sakarya Nehri’nin civarında olması nedeniyle yerleşim, tarım ve besicilik bakımından insanlar için cazibe merkezi olmuştur diyebiliriz. Ünlü coğrafyacı Strabon, İ.Ö. 1. yüzyılda Gordion antik kentinden terk edilmiş harabeler olarak söz eder. Gordion, İ.Ö. 3000-2000’de Hattilerin, Orta ve Geç Tunç Çağı’nda (İ.Ö. 2000-1100) Hititlerin, İ.Ö. 1100-300 yıllarında Friglerin egemenliği altına girmişti. Ardından; Lidyalılar, Persler, Büyük İskender, Galatlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar hüküm sürdü. Kent 1893’te keşfedilmiş. Kazılar 1950’den bu yana aralıksız sürüyor (Vural). Gordion (Yassıhöyük) bugünkü Ankara’nın Polatlı ilçesi sınırları içerisindedir. Gordion’da Erken Demir Çağı’na tarihlenen kalıntılar, ilk Frig göçmenlerinin M.Ö. 11. yüzyıla doğru Polatlı yakınlarındaki Yassıhöyük (Gordion)’e geldiklerini göstermektedir. Bilinen ilk Frig kralları Gordion şehrinin kurucusu Gordios ve oğlu Midas’tır. Gordios, M.Ö. 9. yüzyılda, Frig Devleti’ni kurmuş ve ülkesini Gordion’dan (Yassıhöyük) yönetmiştir (Reyhan & Cengiz, 2015, s. 140). Gordion kentini önemli kılan şeylerden biride soyluların mezarları olarak bilinen çok sayıda tümülüslerdir[3]. Bu tümülüsler, dağların taşlarına oyulan mezarlıklar ve tepelere yığma şeklinde oluşan mezarlıklar olarak ikiye ayrılmaktadır. Friglerin bu höyük tarzındaki tümülüsleri kimilerine göre Kurgan Hipotezinin[4] bir nedenlerindendir. Tümülüslerin içerisine ağırlıklı olarak ahşaptan ve diğer çeşitli malzemelerden yapılmış eşyalar bırakılırdı. Bu bağlamda, Frig medeniyetinin ölüme ve ölü gömme ritüellerine verdikleri önem anlaşılmaktadır. Gordion’da bulunan tümüslerin en büyüğünün (300. m. Çapında 50. m. yüksekliğinde) Kral Gordos’a ait olduğu düşünülmektedir. Kral için ölü hediyesi olarak bırakılan eşyalar arasında üçayaklı masalar, taslar, fibulalar[5], makhara kulplu çanaklar, tunç kazanlar bulunmaktadır (Reyhan & Cengiz, 2015, s. 143).

Midas (Yazılıkaya)

Midas, günümüz Eskişehir’e bağlı Han ilçesinin sınırları içerisindedir. Şehrin kurucusu kral Gordios’un oğlu Midas olduğu düşünülmektedir. Gordion’dan sonra Frig yerleşim merkezleri arasında en önemli yerleşim yeri Midas kentidir. Kayalık üzerinde şehrin ihtiyacını karşılamak için kayalara oyulmuş sarnıçlar vardır. Ayrıca, kayalığın yamacında açık hava tapınağı olarak kullanılmış olan Anıtsal tapınaklar ile kayaların işlenmesi ile oluşturulmuş sunaklar yer alır. Anıtsal boyuttaki büyük tapınağın üçgen alınlığında ve bir kenarında yer alan Frigçe yazıtta Midai, yani Midas kelimesinin okunabilmesi nedeniyle Yazılıkaya olarak da adlandırılan bu şehir Midas Şehri olarak arkeoloji literatürüne girmiştir (Dinarlı, 2011, s.12-13). Midas şehri kayalıklarında kurulmuş yerleşim yerleri de mevcuttur. Bunlar: Doğanlı Kale, Gökgöz Kale, Ballık Kale, Fındık Kale ve olarak sıralanabilir. Midas Şehri çevresinde ayrıca Friglere mal edilen kaya anıtları da vardır. Bunlar açık hava tapınakları ve kaya oyma mezarlar olarak iki ayrı grupta toplanır. Bu anıtların ortak özelliği ise dikdörtgen biçimli, üçgen alınlıklı ve kırma çatılı bir yapının dar cephesini yansıtmasıdır. Bu cephede kör bir kapıya yer verilmişse bu bir tapınaktır, oyularak yapılmış bir oda varsa bu bir mezardır. Bu anıtların geometrik motiflerle kabartma olarak bezenmiş oldukları görülür (Dinarlı, 2011, s.13).

blank

Pessinus (Ballıhisar)

Kral Midas tarafından kurulmuş olduğuna inanılan diğer bir Frig şehri bugün Ballıhisar olarak bilinen Pessinus’tur. Burası Mater Dindymene, Magna Mater, Mater Kubile, Agdistis ya da Agdistis Dindymene diye anılan Frig baş tanrıçasının kutsal kenti olarak ün yapmıştır. Pessinus daha sonraki dönemlerde aynı zamanda tanrıça ile genç sevgilisi Attis onuruna verilen görkemli törenlerin yapıldığı bir bayram yeri olarak da bilinir. Ancak, bu kutsal şehir hakkında bilinenler Frig döneminden çok Galat ve takip eden dönemlere aittir (Dinarlı, 2011, s.12).

blank

Friglerin Dini ve İnançları

Antik Çağlarda insanlar, yaşanan doğa olaylarını net bir şekilde çözemedikleri için bunları dini bir çerçeve içerisinde anlamlandırmışlardır. Fakat bu çerçevenin içinde de aslında yine insan yatmaktaydı. Yani insanlar yaratıcı gücü anlayamadıkları için onu kendisine benzer şekilde yorumlamış ve tasvir etmiştir. Bu doğrultuda; bir yıldırımın klan yakınlarına düşmesi, Antik Çağların insanları bakımından tabiri caizse şu düşünceyi oluşturmuştur: “Tanrıları kızdırdık ki onlarda bunun tepkisi olarak yıldırım yolladı, onları mutlu edersem bana kızmaz ve yıldırım yollayıp, bana zarar vermez. Ona sevdiğim yiyecekleri armağan edebilirim.”. Dolayısıyla tanrılar tıpkı insanlar gibi kızıp, sinirleniyor ve mutlu edilmesi gereken bir varlık gibi düşünülüyordu. Ayrıca bu olay teolojik açıdan tanrılara tapınmayı gerektiren eylemler dizisinin başlangıcı olarak da kabul edilebilir. Antik çağlarda insanlar çözemedikleri olay sadece yıldırımın düşmesi değildi. Yüzlerce doğa olayı meydana geliyor ve insanlar her doğa olayını bir tanrının meydana getirdiğine inanıyordu. Bu da bize çok tanrılı inançları(politeizm) oluşturacaktı.

Orta Doğu coğrafyası özellikle Eski Çağ dönemlerinden itibaren din ve inancın çokluğu bakımından epey bereketli bir bölgeydi diyebiliriz. Bilakis bu coğrafyadan çıkan çok tanrılı dinler, tarih boyunca hem bir birlerini hem de daha sonradan tek tanrılı dinleri etkiyecekti. Eski Çağ döneminde Anadolu’da yoğun bir şekilde pagan inançları ve pagan inancıyla sentezlenmiş Sümer, Mısır, Luvi ve Yunan mitlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Frig dini ve inançları da paganlık temelli birçok tanrılı dindi. Friglerin çok tanrılı bir dinleri vardı; Güneş Tanrısı Sabazios ile Ay Tanrısı Men bunların en tanınmışlarıydı. Ancak Frigler denince, akla hemen gelen tanrıça, Agdistis, Matar Kubile (Büyük Ana) ya da Kubile denen Kybele’dir. Kybele, Frigler için doğa tanrıçası, hatta doğanın bizzat kendisiydi (Uçankuş, 2000, s. 569).[6] Antik yazar Strabon’a göre: Frigler genel olarak Tanrıça Rea’ya taparlardı. Değişik adlar vererek tanrıların anası Angdissis, Büyük Frigya tanrıçası Kybele, ya da sadece Ida, Dyndyma, Spilos veya Pessinus gibi Kybele kültünün bulunduğu kutsal mekânlara göre adlandırılırdı (Parmen, 2002, s. 21).[7]

Frig dini tek tanrılı bir izlenimi verse de aslında politeist bir inanç sistemidir. Tek tanrılı din izlenimi vermesinin nedeniyse; Matar Kybeleia(Dağın Anası) – Kybeleia/Kibele en güçlü ve ana tanrı olmasından dolayıdır. Fakat Kibele’nin yanında ay tanrıçası Men ve güneş tanrısı Sabazios, Frig dini açısından büyük önem taşıyan tanrılardır. Araştırmamızın bu kısmında Frig dinin temel tanrılarını kısaca ele alacağız.

Kybeleia/Kibele

Frigler’de insan suretinde tasvir edilen “Matar (Ana) en iyi bilinen tanrıçalardandır. Yunanlıları “Kybele” dedikleri “Kybeleia” (Frigçe “dağ”) ve Matar Kybeleia (Dağın Anası), “ana tanrıça ve dağ birlikteliği”nin bir yansıması olarak ortaya çıkmıştır. Tanrıçanın evi kayalara oyulmuş kapı girişleridir (Reyhan & Cengiz, 2015, s. 142). Kibele, Frig dini panteonu açısından ana tanrıçadır. Kibele bereketin ve çokluğun simgesidir. Aynı zamanda Kibele mitolojiye konu olan Attis’in[8] de aşkıdır. Tanrıça Kibele’nin en büyük tapınağı Pessinus’tadır. Frig dini ana tanrıçası Kibele ile birçok medeniyeti ve dini inancı etkilemiştir. Anadolu’da halen Kibele’nin diğer dini inançlarla sentezlenmiş şekilde varlığı hissedilir.

Sabazios (Güneş Tanrısı)

Sabazios, Frig dinin kült diye tabir edebileceğimiz tanrılarındandır. Sabazios’un Friglere ait yere tanrılardan biri olduğu düşünülmektedir. Bazı kaynaklar ise kendisinin Trakya asılı olduğu olduğu ve göçlerle birlikte Balkanlar üzerinden Frigya’ya geldiğini belirtmektedir. Fakat birçok araştırmacı Sabazios’u Friglerin yerel tanrısı olarak görmektedir. Sabazios tapınımı tek başına bir dinmiş gibi Anadolu’nun büyük bir kısmında yaygın hale gelmiştir. Ayrıca Yunan ve Romalıarca benimsenmiş bu tek tanrı, Yahudi dinini de etkileyebilmiştir. Yahudiler Sabazios’un Yahve Sabooth olduğunu ileri sürmüşlerdir. R. D. Barnett Dionysos’in kökenlerinin tanrı Sabazios’a dayandığını ileri sürerek, yaygın hale gelen Sabazios kültünün Trakya’daki şeklinin aslında Dionysos kültü olduğunu savunmuştur (https://tr.wikipedia.org/wiki/Sabazios).

Men (Ay Tanrısı)

Ay tanrısı olarak bilinir. Pers mitolojisinin ay tanrısı olarak bilinen Mao’nun Frig dinine yansıması olarak kabul edilmektedir.

blank

Frig Tapınakları

Frig dininde tapınakların rolü büyüktü. Ve birçok kentte tanrılara ait tapınaklar inşa edilmişti. Bu tapınaklarda tanrılara ait heykel tasvirleri bulunmaktaydı. Ayrıca dini ritüeller bu tapınaklarda icra ediliyordu. Eskişehir ve Afyonkarahisar arasındaki kutsal platoya, M.Ö. 8. yüzyıl ile 6. yüzyıl arasında, tanrıçanın tapınaklarını temsil etmek üzere, yapılmış olan bu kaya yapıları çok büyük bir emeğin ürünüdürler. Friglerin, Kybele’ye ne derece önem verdiklerinin en güzel kanıtıdırlar. Üzerlerinde bazen geometrik, bazen bitkisel, bazen de hayvan motifleri bulunuyor. Bu kaya yüzeylerinden en ünlüsü, kuşkusuz ki, MIDAS=Midas adını içeren Frigce yazıtı nedeniyle Midas Mezarı denen, 17 m. yüksekliğindeki Yazılı Kaya Anıtı oluşturur. Ancak bu anıt bir mezar olarak değil, yine bir tapınma cephesi olarak kullanılmıştır. Öteki Frig oyma kaya cephelerinde olduğu gibi, M.Ö.8. yüzyılın ikinci yarısına ait olan “Midas Anıtı”nın yüzü de doğuya bakar (Birecikli, 2010, s. 221-222).

Dipnotlar

[1] Cemil BÜLBÜL, Eski Anadolu Tarihinde Frigler, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi: 84’ten naklen.

[2] a.g.m. sayfa: 84’ten naklen.

[3] Yığma mezar tepeleri

[4] Hint-Avrupalıların kökenli kavimlerin Kafkasya’dan Orta Asya’ya, Doğu Avrupa’dan Karadeniz steplerine yayılmış olduklarını öne süren bir hipotezdir.

[5] Friglerin bulduğu çengeli iğneye verilen isim.

[6] Fatma BİRECİKLİ, Ana Hatlarıyla Friglerde Din, Gazi Akademik Bakış, Cilt 4, Sayı 7, Kış 2010: sayfa 220’den naklen.

[7] Fatma BİRECİKLİ, Ana Hatlarıyla Friglerde Din, Gazi Akademik Bakış, Cilt 4, Sayı 7, Kış 2010: sayfa 220’den naklen.

[8] Eski Anadolu (Frigya) tanrılarından biri. Efsanelere göre Adonis kadar güzeldi bu yüzden Anadolu tanrılarının anası Kybele ona gönül verdi. Ondan hayat boyu kendisine sadık kalma sözü almıştı ancak Attis Sakarya Nehri’nin perisi Sagaratis’e gönül verdi. Kybele buna çok öfkelendi ve peri kızının hayatının bağlı olduğu ağacı keserek Attis’i de delirtti (https://tr.wikipedia.org/wiki/Attis)

Kaynakça

Birecikli, F. (2010). Ana Hatlarıyla Friglerde Din. Gazi Akademik Bakış , 215-232.

Bülbül, C. (2009). Eski Anadolu Tarihinde Frigler. Erciyes Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi , 80.

Kınal, F. (1987). Eski Anadolu Tarihi. Ankara: TTK Yayınları.

Parmen, E. (2002). Ortaçağda Bizans Döneminde Frigya (Phrygia) ve Bölge Müzelerindeki Bizans Taş. Eskişehir: T.C. Anadolu Üniversitesi Yayınları.

Reyhan, E., & Cengiz, T. B. (2015). Eski Çağ Tarihi ve Uygarlığı (El Kitabı). Ankara: Grafiker Yayınları.

Sevin, V. (2007). Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası. Ankara: TTK.

Uçankuş, H. T. (2000). Tarih Öncesi Çağlardan Perslere Kadar Anadolu. Ankara: KB.Y.

Vural, Y. (tarih yok). GORDİON ANTİK KENTİ. https://www.academia.edu/37888753/GORDİON_ANTİK_KENTİ adresinden alınmıştır

avatar

Yazar Berat Ünal

Tarih ve politikada; analizde realist, gelecek için idealist bir genç.

blank

Su Üzerinde Satranç: Doğu Akdeniz Çıkmazı

blank

Doğu Akdeniz’de Mat Yaptıracak Hamle