in

Her Akşam Votka, Rakı ve Şarap

Kıymetli sanatçı Dario Moreno’nun şarkısına ilham olan bu üçlünün tarihi nereye dayanıyor? Alkolün en güzel tarihi için kısa bir yolculuğa çıktık.

RAKI

   Rakının kökeni ile ilgili şaibeler sürse de dünya çapında ilk kez Osmanlı’da üretildiği kabul ediliyor. Rakıya benzeyen başka içecekler 5. Yüzyıl civarlarında gözlense de asıl 11. Yüzyılda Bektaşi kökenli Türklerin yapımını öğrenip bunu kendi topraklarına getirdiği düşünülüyor. İstanbul’da Bizans döneminde ünlü olan meyhaneler, Fatih Sultan Mehmet’in saltanat döneminden sonra varoluşunu sürdürüyor ve zamanla rakı da evvelinde şarabın hüküm sürdüğü meyhanelere giriyor. Evliya Çelebi’nin rakı üreticilerine “Arakçıyan esnafı” dendiğini seyahatnamesinde kaleme almış olması rakı kelimesinin de “terleten” anlamına gelen “Araki”den türediğini düşündürüyor. Arak kelimesi Arapça kökenlidir, imbikten damlayan alkol ter damlası anlamına gelen bu kelimeye ilham olmuştur ve damıtılmış anlamı da vardır. Dilimizdeki ulama kuralı sayesinde üzüm araki, üzüma raki şeklinde telaffuz edilmeye başlanmıştır. Çok eski tarihlerden beri damıtım yapan Araplar, giderek artan dini ve kültürel paylaşımlar ile bunu Türklere aktarmışlardır. Geleneksel Alkollü İçki Sanayicileri Derneği ise uzun taneli ve kalın kabuklu “Razaki” üzümünden yapılan anasonlu bir içki olduğu için “Razaki”den de türemiş  bir kelime olabileceğini belirtiyor.

Sarı Rakı efsanesi: Bakan devreye nasıl girdi; ünü sınırları nasıl aştı?

  Rakının Yunanlılara mı yoksa Türklere mi ait olduğu tartışması ise rakı üreticileri tarafından Yunan içkisi Ouzo ile Türk rakısının özelliklerinin farklı olduğu ile noktalanmıştır. Benzer şekilde Balkan içkisi olan “Rakıja” da farklı bir içkidir. Ouzo’nun üretiminde aromatik özellikleri birbirinden çok farklı anasonlar kullanılabilirken üzüm alkolü de her zaman kullanılmaz. Türk Rakısı ise kabaca üzüm suyunun mayalanması sonucu oluşan içkinin damıtılması ve ardından da ikinci kez anason tohumu ile damıtılması sonucu oluşur. Rakıja’nın ise çeşitli meyvelerden yapılması ve anason içermemesi nedeniyle bizim rakıyla yalnızca fonetik bir benzerlik taşır.

ŞARAP

“Ve Nuh çiftçi olmaya başladı ve

bir bağ dikti ve şaraptan içip

sarhoş oldu.”

Tekvin (yaratılış 9: 20,21)

  Şarapla ilgili anlatılan birçok efsaneden, hikayeden belki de en eski diye nitelendirebileceğimiz pek çoğumuzun aşina olduğu Nuh Peygamber efsanesidir. Bira ve rakıda rastladığımız şekilde şarabın kökenleri de Anadolu’ya dayanır. Bulunan en eski şaraphane 6 bin yaşında olduğu düşünülen Ermenistan’daki Areni-1 mağarasındadır.

  Bundan öncesi ise MÖ 2000 yıllarında hüküm sürmüş Hitit Uygarlığı ile ilişkilidir. Hititçe “şarap kenti” anlamına gelen “wiyanawanda” kelimesinden bugün birçok dilde kendisine şarap anlamında karşılık bulan “wine-vin-oneo” sözcükleri türemiştir.

  Konya ili İvriz ilçesindeki Hititlere ait tarım kabartmalarındaki Tanrılara sunulan arpa, üzüm ve şarap figürleri arkeolojik kazılarda ortaya çıkan içki kaseleriyle birleştirilince ortaya şarap üretimiyle ilgili yadsınamaz bir tarih çıkar. Sıkı kanunlarla sahip çıkılan bağcılık, Hititlerin Anadolu’nun batısına yaptıkları göçlerle Girit ve Ege adalarına yayılmış, bağcılık ve zeytin yetiştiriciliği yapan uygarlıklar sayesinde de Trakya’ya ulaşmıştır. Oradan Akdeniz uygarlıklarına ulaşması ise denizcilikle uğraşan Finikeliler sayesindedir.

Üzümün ve şarabın kısa tarihi » Seferi Keçi

Görsel: Seferi Keçi

  Pagan Ermenilerinin yılın başlangıcı olarak kabul ettikleri Ağustos ayında Tanrıçalarına sundukları üzümleri ritüellerden sonra yerken aslında fark etmeden üzümlerin şarap yapılacak olgunluğa gelmesini de beklemiş olurlarmış. İlk şaraphanenin Ermenistan’da ortaya çıkması tesadüf değil, Ermenilerin yaşadığı Doğu Anadolu ve Gürcistan toprakları da şarap üretiminden nasibini almış.

Osmanlı Döneminde İçki Yasaklarına Karşı Bulunan Tuhaf Çözüm: Koyun Bağırsağında Rakı - onedio.com

Görsel: Gazete Manifesto 

  Avrupalılar ve Batı dünyası Hristiyan inancının da etkisiyle şarap üretiminde öncü olmuştur, bir dönem sırf Roma İmparatorluğu’nun eline düşen şarap üretimi ne yazık ki Osmanlı Devleti’ndeki çeşitli içki yasakları nedeniyle çok gerilemiş, ortaya çıktığı topraklarda yalnızca Rum ve Ermeniler bağcılıkla ilgilenmiştir. Yine de yasaklara rağmen Evliya Çelebi İstanbul’da 160 civarında meyhane olduğunu belirtmiştir, yani Anadolu insanı yasaklara rağmen şaraptan vazgeçmemiştir.

VODKA

  Bira, şarap ve rakıyla kıyaslanınca vodkanın çok daha yeni olduğunu söyleyebiliriz. Rusların milli içkisi olarak bilinen Vodka ilk olarak 14. Yüzyılda Polonya’da üretilmiştir. Çavdar başta olmak üzere mısır, patates ve şeker kamışı gibi birçok tahıl ürününden elde edilebilir. Slav kültüründe ispirtolu içeceklere genelde vodka denir ve hammaddeye göre bir ayrıştırma yapılmaz. Slav dilinde su anlamına gelen “vada” kelimesinden türemiştir ve su gibi renksiz oluşundan dolayı bu ismi aldığı düşünülmektedir. İlk ortaya çıkış hikayesinde, suyun donma noktasının epey yüksek olduğu soğuk Rusya topraklarında şarabı dondurmak için bir damıtma uyguladılar ve elde ettikleri alkollü sıvıyı antiseptik olarak kullandılar. “Zhiznennia Voda” yani yaşam suyu olarak adlandırdılar. İlk vodkaya bu nedenle “ekmek şarabı” veya “şarap yanması” dediler.

  Son derece yaygın ve ucuz olan votkanın ticarileşmesi ise 1540 yılında nam-ı diğer “Korkunç” Ivan ile başladı. Ağır vergilendirmelerle votkayı Rusların milli içeceği haline getirdi. Çarlık ve Sovyet hükümetleri votka gelirleriyle ayakta kaldılar çünkü bu içecekten alınan gelir tüm gelirin %40’ıydı. 17. Yüzyılda Amerika’da “beyaz viski” olarak tanıtılan Rus votkası, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra tamamen Marksist-Leninist hükümetlerin tekeline girdi.

Bonus: BİRA!

  Diğer alkol çeşitlerine göre daha çok tüketilen biradan da bahsetmemek olmaz şimdi.

  Bira kelimesinin Latince “her çeşit içki” anlamına gelen “biber” sözcüğünden türediği düşünülüyor, İtalyanca “mayalanmış arpa içkisi” anlamına geliyor.  Biranın keşfi, insanların yerleşik hayata geçmesi ve tarım toplumunda temel besin maddelerinden olan buğdayın aldığı formlarla başlıyor. Göbeklitepe’nin keşfinden önce biranın Mezopotamya’da 6 bin sene önce hüküm sürmüş Sümerlilerin tesadüfen bulduğu bir içecek olduğu düşünülüyordu. Sümer kabartmalarında resimlerle ve yazılarla desteklenen bira yapım süreçleri bunu kanıtlar nitelikte ve bu kalıntılarda Sümerliler’in bu kutsal içkiyi Tanrılarına sunduğu görülüyor.

Tarihe Meydan Okuyan Bira - Dünyalılar

Görsel: Forum Gerçek

  Birada bulunan oksalat aside Sümerlilerden tam 6 bin sene önce inşa edilen, insanlık tarihinin en eski uygarlığı kabul edilen Göbeklitepe’de rastlanması tarihçileri heyecanlandırmıştı ancak oksalat asidin Anadolu düğünlerinde sofralarda kendine sıkça yer bulan keşkek yemeğinde de bulunması bu heyecanın kursaklarda kalmasına neden oldu.

  Kesin olarak ilk üretimine Sümerliler zamanında rastlandığını söyleyebildiğimiz bira, katı kanunlarıyla nam salan Babil İmparatoru Hammurabi zamanında da yasaklardan pay alacak kadar toplumda yaygınmış. Mısır döneminde ise biracılığa çok değer verildiğini çeşitli hiyerogliflerde görüyoruz, biraya hurma katmak ve ekmek hamurunu kullanmak Mısırlıların başının altından çıkmış.

antik mısır birası (1) | Nereye

Görsel: Nereye Dergisi

  Bizans döneminde ise şarabın dominasyonunu ve kendisine atfedilen kutsiyetleri bilmeyeniniz yoktur, bu nedenle o zamanlarda bira şarabın gölgesinde kalmış ve genelde “barbar içkisi” olarak nam salmış. Birayla ilgili eski uygarlıklarda en dikkat çekici olan kısım, birçok uygarlığın bu içkiyi şifa niyetine tüketmiş olmaları. Biralarıyla ünlü Almanlar bu içkiyi dünyaya yayan millet olarak biliniyor, özellikle manastır gibi dini yerlerde üretimi ele geçirilen bira reform hareketi sonucu kiliseler gücünü yitirince ticarileşmeye başlamış. Arkasından gelen Sanayi Devrimi ve makineleşmedeki başarılarıyla büyüyen Almanlar ilk soğutucu sistemi de Münih’te kurmuşlar. Bir küvet dolusu bira içiyorlar mı bilinmez ancak yaklaşık 8 bin çeşit bira üreten bir millet bu içkinin babası olmasın da kim olsun!

Kaynakça:

Ges-Der

Din ve Mitoloji

Medium

Kapak Görseli: Din ve Mitoloji 

avatar

Yazar Asya Özkara

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi bölümü öğrencisiyim. Sinema, edebiyat, resim ve sosyolojiye meraklıyım.

blank

‘’Şimdilik Devrim Yapacak Durumda Değilim’’

blank

Diğerleri