in

Hun Devlet Teşkilatı ve Kültürüne Kısa Bir Bakış

Merhabalar, bir süredir üniversitede tutuğum notlarımı  derlemeye başladım. Notlarımın bir kısmını hem revize ettim hem de ileri okuma listesi ekliyorum. Bu notlarımdan hazırladığım ikinci yazım. Bu yazımın konusu Hun devleti ve kültürü ile ilgili giriş anlamında kısa bir bakış olacaktır. Keyifli okumalar.

blank
Orta Asya'daki bozkır şartları dolayısıyla göçebe şeklinde yaşayan Hunları anlatan bir çizim

Hunların Devlet Teşkilatı

Hun devleti, Orta Asya coğrafyasında Sakalardan sonra Türkleri bir araya getiren devlet olarak tarihte önemli bir yere sahiptir.  M.Ö. 5 yüzyıldan M.S. 1. yüzyıla kadar Orta Asya’da dağınık bir şekilde yaşayan Türk toplulukları, Hunların önderliğinde tek bir devlet anlayışıyla birleşmiş ve kültürler tek potada eritilerek ortak bir Türk kültürü oluşmuştur. Bugün bile Modern Türk devletlerinde, Hunların kültürel etkisini görmek mümkündür.

Türklerin devlet teşkilatı ve yönetim felsefesi Çin veya Hint kültürlerinde olduğu gibi mistik anlayışlara dayandırılmıyordu. Daha çok doğaya olan saygı ve inançlarından dolayı mitolojileri tabiatla ilgiliydi. (Örnek: Oğuz Kağan’ın altı çocuğu: Deniz, Dağ, Gök, Yıldız, Ay ve Gün)

Türklerin her zaman bir “kızıl elma ülküsü” yani tüm Türkleri tek bir bayrak altında birleştirip ardından dünyadaki her yeri ele geçirme duygusu olmuştur. Bu kapsamda Batur Tanrıkut’dan (Mete Han)  günümüze pek çok Türk devleti askeri kuvvetleriyle komşu devletlerin üzerine akınlar düzenlemiştir. Bunun yanı sıra Hunlar öncülüğündeki Türkler, yönetiminde merkezi bir güçlü yapılanmayla birlikte “Doğu-Boz-ok” ve “Batı-Üç-ok” olarak 12’şerli boylarla birlikte kısmi federatif bir yapılanmayla devlet organizasyonunu inşa etmişlerdir.

Ayrıca Hun devletinde, hükümdar yani Tanrıkut bir karar almadan önce devletin ileri gelen akil insanlarından oluşan danışma meclisinde “Ken’geş’te” fikir alışverişinde bulunarak kararlarını neticeye bağladığını bilmekteyiz.

Herkesin ilkokuldan itibaren bildiği bir kült bilgi vardır. Hun devletinin ilk hükümdarı (tanrıkut) Mete Han (Batur Tanrıkut) ile birlikte Türk devlet geleneği ciddi bir reforma gitmiştir. Bu bizlere en basit itibariyle ordunun “onluk, yüzlük ve binlik”  kuvvetler şeklinde bölündüğü bilgisini çağrıştırmaktadır. Bununla birlikte Mete Han, tanrıkut makamından sonra sağ ve sol kollar olmak üzere bir makam oluşturulmuş ve bunlara genellikle hükümdarın oğulları gelerek, devlet için yetiştirilmiştir. Eğer oğulları yoksa hükümdarın kendi kardeşleri getirilmiştir. Sağ kol devletin batısını yönetirken, sol kol devletin doğusunu idare etmekteydi.

Hunlarda her kişi asker doğar mantığı hâkimdi ki bu bugünün Türk dünyasında, her Türk asker doğar mantığıyla eştir. Çin kaynaklarında verilen bilgiler nazarında klasik üniforma sistemi Hunlar için pek rastlanan bir şey değildi. Savaş koşullarında kıdem ve rütbeyi belirtmek için bayraklar ve beyaz elbiseler kullanılmaktaydı.

Hunların Hükümdarlık Unvanları

Çin kaynaklarında Hun Hükümdarları(Tanrıkut) için “ Büyük Han” anlamına gelen “Shang-yü” unvanlarını geçmektedir. Hun devrinin kaynaklarında ise “Tan-hu” veya “Tan-ju” ifade edilmektedir. Tarihçiler tarafından “Sang-yü” unvanının kullanımı ve kimin daha önce kullandığı tartışama konusudur.

blank
Hun atlı okçu birliklerini anlatan bir çizim

Hunların Askeri Teşkilatı ve Savaş Taktikleri

Batur Tanrıkut’un (Mete Han) yaptığı askeri reformlarla birlikte Hun devleti daha geniş ve kuvvetli seferler yapmak için hazırdı. Bu durumun tabii ki de Çin ve diğer komşu devletlerde farkındaydı. Hunlar askeri kuvvet olarak, yayaların yanı sıra askeri okçu birliklere epey önem vermekteydi. Bilakis Hunlu çocuklar küçük yaştan itibaren tabiri caizse küçük askeri birlikler olarak hazırlanmakta ve büyütülmekteydi.

Hun ordusunun başkomutanı devletin hükümdarı olan tanrıkuttu. Ardından sağ ve sol başkomutanlar gelmekteydi. Askeri teşkilat tamamen “emir komuta” zinciri dâhilinde tepeden kararlarla yönetilmekteydi.

Hunların savaş taktikleri coğrafi yaşamları ve coğrafyasal etkenlerine göre şekillenmişti. Bilakis step ve bozkır ikliminde boyların dağınık halde yaşaması oldukça riskliydi. Bu durumu engellemek için, hep bir çatı altında yaşamaya özen göstermekteydiler.

Hunlar, Çin kaynaklarında geçtiği üzere kendilerini “ordu millet” olarak atfetmekteydiler. Bunla beraber Hunlar bir önceki Türk devleti Sakalar gibi at üstünde çok iyi ok atmaktaydılar.

Savaş taktikleri hepimizin ilkokuldan itibaren bildiği “Turan” veyahut “Hilal” taktiğiydi. Bu plan düşman üzerinde aşama aşama uygulardı. Önce düşmana taciz taarruzları yapılır ve geri çekiliyor izlenimi yaratılır ardından düşman ordusu taarruza başlayınca gerideki tüm ordular düşman birliklerini kuşatır ve yok ederdi.

blank
Mistik ritüelini yapan bir şaman

Hunların Kültürü

Çin kaynakları tarafınca Hunların devlet gelenekleri ve toplumsal kültürleriyle ilgili epey teferruatlı bilgiler aktarmaktadır. Tabii bunun komşu devletler olması ve ticaretten doğan kültürel etkileşim yönlerini de es geçmemek lazım. Tüm Hunlar kendilerini aile olarak görmekteydiler. Bununla birlikte devletin başı olan Tanrıkutu’da baba olarak görülmekteydi.

Ayrıca bir Çin prensesinin harem ağası olan “Chong-Hang yüeh” isimli kişi, prensesle birlikte Hun devletine gelir ve Tanrıkut’un güvenini kazanmasıyla, Hun devletinin vezirliğine kadar yükselmiştir. Bu durumda Hun devlet kültürünün dışa açık ve hoşgörülü olduğunu gösterse de dönem içerisinde pek çok devlet diplomasi ve ticareti devam ettirebilmek için bunu yapmak zorundaydı.

Kültürel konulara değinecek olursak; her mart ayının yedinci gününde “yeni gün” yani Nevruz kutlamaları yapılmaktaydı. Ve bunun gibi onlarca doğayla barışık ve doğanın saygınlığı çerçevesinde bayramlar yapılamaktaydı. Dini inanç konusundaysa; Hunlar Şamanist bir anlayışa sahipti. Yani doğadaki güçleri ve unsurları tanrılaştırarak anlamlandırmaya ve açıklamaya çalıştılar. Doğa için adaklar adanır ve kurbanlar kesilirdi. Çin kaynaklarında; Tanrıkut adak adaması halinde önce göğe ok atar ardından Tanrıya selam verir ve adadığı kurbanları aynı anda kurban ettirirdi.

Hunlarda hukuk ve ceza konusuysa genel hatlarıyla şu şekildeydi; bir oba başka bir obayla husumet halindeyse ve karşılıklı cinayetler işlenmekteyse hemen Hun töreleri tarafından olaya el konulurdu. Haksız taraf tespit edilir ve hak ettiği ceza neyse bizzat devlet tarafından uygulanırdı. Çok ağır suç işleyenleler ibreti alem olsun diye yüzlerce kalın çizgiler vücuduna çizilirdi. Savaştan kaçma ve devlete, hükümdara isyan asla affedilmeyecek olaylardı ve cezası en ahır şekilde verilmekteydi.

blank

İleri Okuma Listesi

  1. ABEŞİ, Hasan Ata, (Çeviren: D. Ahsen Batur), Türk Kavimleri Tarihi, Selenge Yayınları, İstanbul, 2019.
  2. ÖGEL, Bahaeddin, Büyük Hun İmparatorluğu Tarihi(I-II), TTK, Ankara, 2015.
  3. GÜMİLÖV, Lev Nikolayeviç, (Çeviren: D. Ahsen Batur), Hunlar, Selenge Yayınları, İstanbul, 2002.
  4. BAYKUZU, Tilla Deniz, Asya Hun İmparatorluğu, Kömen Yayınları, Konya, 2012.
  5. THOMPSON, Edward Arthur, (Çeviren: M. Sibel Dinçel), Hunlar, Phoenix Yayınları, Ankara, 2012.
  6. TOGAN, Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş (I-II), Türkiye İŞ Bankası Yayınları, İstanbul, 2019.
  7. TAŞAĞIL, Ahmet, Bozkırların İlk İmparatorluğu Hunlar, Yeditepe Yayınevi, İstanbul, 2020.
  8. TAŞAĞIL, Ahmet, Bozkırın Kağanlıkları Hunlar, Tabgaçlar, Göktürkler, Uygurlar, Kronik Kitap, İstanbul, 2019.
  9. ÇAKAN, Varis Abdurrahman, Orta Asya Türk Tarihine Giriş (İslam’a Kadar), A Kitap, Ankara, 2019.
avatar

Yazar Berat Ünal

Tarih ve politikada; analizde realist, gelecek için idealist bir genç.

blank

Lübnan ve Çıkış Yolu

blank

Formula 1 Dosyası: Evrim