in

Robert Fortune’ın Hikayesi: Çay İmparatorluğu’nun Çöküşü

  Çin, çay pazarında çok uzun zaman boyunca tekel kalmayı başarmıştı, nitekim bunu sona erdiren bir İskoç biyoloğun 1848’te Çin’in varlıklı eyaletlerinden biri olan Shangai’a gelişine kadar. 

  Dönemin şartlarını incelememiz gerekirse 18.yy’ın ortalarında Birleşik Krallık, neredeyse dengi olmayan oldukça güçlü bir imparatorluktu. Neredeyse dünya üzerinde istediği her şeyi alabilmeye muktedir bu imparatorluğun tek bir zayıf yanı vardı: Sıcak su içinde demlenen ve servis edilen bir ot yani çay. O dönem Çin çay üretiminde pazardaki tek üretici ve aynı zamanda gerek Budist inanışın gereği gerekse de 2000 senelik bir kültür birikiminin sonucu olarak dünyada en çok tüketen ülke konumundaydı. Onu ikinci sırada takip eden ülkeyse Birleşik Krallıktı. Normal şartlar altında İmparatorluğun, Çin’e karşı afyon gibi çok önemli ve ticari açıdan da dengeleyici bir aracı olsa da dönemin Çin Hanedanlığı Daoguang, afyonun ülkeye girişini yasaklamış, bu konudaki ithalatı sona erdirmişti. Bunun tarih içindeki akışı sadece Afyon Savaşları ve sonrasında Hanedanlığın değişmesi değil, Çin’in kültürel olduğu kadar siyasi olan silahı çayın da ülkeden çıkışını başlatacak olaylar zincirinin ilk halkası olmuştu.

Görsel: Reuters

  Dönemin Hindistan’da faaliyet gösteren “East India Company” İngilizlerin de getirdiği motivasyonla çayın nasıl dünyanın dört bir tarafına dağılabileceği ile ilgili kafa kafaya vermiş ve toplantıdan bir adet liste “alışveriş listesi” çıkmıştır. Artık bu lazım olan şey, bu ihtiyaç listesindeki her maddeyi karşı kıyıya güvenli bir biçimde getirebilecek biriydi. O dönemin az bilinen ama bundan sadece aylar sonra ünü dünyanın her tarafına fincanlarca yayılacak birine gidildi: Robert Fortune. O dönemi kendi kitabında da anlatan Robert Fortune, bu iş için gerçekten biçilmiş kaftan olduğunun farkındaydı. Aranan özellikler, Çin’i tanıyan, bitki avcısı bir ajandı. Robert Fortune da buna uygun olarak 3 sene Çin’in bitki örtüsüyle ilgili çalışmış hatta bugün on bahçenin dokuzunda görebileceğimiz orman gülü, açelya gibi türlü bitki türünü de Çin’den çıkaran kişidir. Sonuç olarak, kendi yardımcılarıyla önce Hangzhou’ya gitmiş oradan Shanghai’ya geçerek çay avına başlamıştır. 

 Görsel: Sıxth Tone

  Çin, o dönem her açıdan oldukça içine kapanık bir toplum sayılabilirdi, kitabında Çin’in toplumsal dinamiklerine de atıfta bulunan Fortune, Çinlilerin, Seddin ötesinden gelenleri bir nevi uzaylı gibi gördüğünü ve bu dönem yabancılara karşı sert ve soğuk bir tavır takındığını yazmıştır. Buna paralel olarak Fortune, saç kesiminden, giyimine kadar her şeyini Çin’e uygun hale getirmiştir ve kendini, soran yerlilere, “duvarın ötesinden bir tüccar” olarak tanıtmıştır. İmajı sayesinde hiç dışlanmamış ve neredeyse sorunsuz bir yolculuk geçirmiştir.

   Fortune, kendisine verilen listeye baktığında çok zor bir görevle karşı karşıya olduğunu en başından anlamıştı, zira kendisinden istenen birkaç çay fidesi değil, siyah ve yeşil çayın en iyi türüyle beraber bunların formülü de olmuştur. Bu görevi zorlaştıran biyolojik zorluğu sonra Fortune, Çin’de farklı ortamlarda yetişen çayları analiz ederken şu şekilde açıklayacaktır: “Siyah ve Yeşil çay arasında biyolojik olarak ayrı tür sayılamayacak kadar küçük farklılıklar olmasına rağmen bu iki türü ayıran gözle görülemeyen kimyasal ve karakter farklılıklarıdır. Bunun sonucu olarak her iki tür farklı demleme ve kurutma süreçlerine konu olmaktaydı. Uzun uğraşlar sonucu topladığı 20.000 çay fidesi için Çin’in formülünü de öğrenen Fortune, artık buradaki yolculuğuna son verip East India Company’e doğru gidecekti. Ama geçilmemesi gereken bir nokta var ki Robert Fortune, bütün bunları ilk denemesinde başarmamıştı, zira kendisi, normal şartlar altında, yıkıcı bir başarısızlık olarak kabul edilebilecek bir biçimde ilk çay fidelerinin çok büyük bir kısmını bir ay süren yolculuğunda kaybetmişti. Bunun nedeni, korsan saldırıları, mürettebat hataları ve fırtınalar olarak kayıtlara geçmişti. Böylesine yıkıcı bir durumu kitabında sadece yarım paragraf ile anlatan Robert Fortune yalnızca bir sene sonra bu sefer 20.000 fide ile Hindistan’a yelken açmıştı. İşleri bu sefer yolunda gitmiş ve Çin’in en iyi çay fidelerini East India Company’ye getirmişti. Hindistan Hükümeti’nin de yardımlarıyla dikilen çay fidelerinin sonuç vermesi artık Çin’in çay konusundaki tekelini resmen yıkan olay olmuştu.

  Robert Fortune’ın Çin macerasında madalyonun iki yüzünün olduğu kabul edilebilir. Bugün de Çin ve Batı’nın ters düştüğü yerler olarak kabul edilmektedir. Çin, bunun bir ticari hırsızlık olduğunu ve asla sempatik bir davranış olarak kabul edilemeyeceğini, bu eylemin Çin için ciddi sonuçlar doğurduğunu, Çin’deki bir hanedanlığı değiştirdiğini ve önemli bir gelir kaynağından ülkeyi yoksun bıraktığını söylerken Robert Fortune, kendi mentalitesinde, hiçbir bitki türünün bir ülkeye veya bir hanedanlığa ait olmaması gerektiğini kitabında söyleyerek, doğanın tüm sunduklarının, yapay sınırlar olmadan herkese ait olduğunu öne sürmüştür. Gerçek şu ki şuan elliye yakın çay üreten ülke vardır ve 49 ülkenin çay türü, 1849’a kadar dayanmaktadır. Dolayısıyla, Robert Fortune, “Çin Seddi’nin ötesindeki çay tarımının babası” olarak sayılmıştır.

Kaynakça

Documentary: Tea War: The Adventures of Robert Fortune
NPR: Tea Tuesdays: The Scottish Spy who Breaks the China’s Tea Empire
Smithsonian Magazine: The Great British Tea Heist
avatar

Yazar Ege Altunışık

Ankara Üniversitesi- Hukuk

blank

Dış Ticaretimizde KOBİ’ler Olmadan Olmaz

blank

Su Üzerinde Satranç: Doğu Akdeniz Çıkmazı