in

Sovyet Modernizmi

  Dünyada yıllarca çok güzel yapılar, şehirler var oldu ve varlıklarını sürdürüyorlar. Bir yandan da Sovyet dönemi mimarilerini incelersek; neden bu kadar birbirine benzer yapılarla dolu şehirleri görüyoruz? Sovyetler Birliği Mimari Yarışması ile başlayan Stalinist Mimari dönem, bu şehirlerin yapılanmasının başlangıcı da sayılabilir. Stalin’in Gökdelenleri (Stalinskie Vysotki) Moskova için tasarlanmış bir proje. İlk yapılardan olan “Seven Sisters” Stalinist tarzda Moskova’da inşa edilmiş yedi gökdelen. Bu gökdelenler yapılırken Manhattan’daki belediye binasından ilham alınmış. Gökdelenler tamamlandığında Avrupa’daki en yüksek yapılar olmuş, Moskova Devlet Üniversitesi olan yapı ise 1997’ye kadar en yüksek gökdelen olma özelliğini korumuş. Bazı insanlar ortaya çıkan yapıları muhteşem buluyor, diğerleri ürkütücü ve karanlık. “Seven Sisters” yapılarının kaleye benzeyen dış cephelerinin ağır taş kaplaması ve çatıları Gotham şehrini andırıyor. Daha önce kilise çan kulelerinin hakim olduğu bir şehirde, binaların muhteşem ölçeği ufuk çizgisini yeniden şekillendirmiş. Seven Sisters, Moskova’nın sembolleri oldular ve Sovyetler Birliği’nin modern yüzünü tanımladılar. Bu yedi yapı günümüzde hala otel veya devlete bağlı birimler olarak kullanılıyor.Diğer yandan, “Stalinki” ismi verilen konut amaçlı yapılar belediye kolaylıklarıyla donatılmış, yanmaz malzemeden duvarlara sahip 2 kattan yüksek başkent binaları. Joseph Stalin’in liderliği sırasında inşa edilen diğer konut yapıları; kışla, kamu hizmeti olmayan tuğla evler, bireysel veya eşleştirilmiş tek katlı evler kabul edilemezdi. Stalinist tarzda klasik evlerin dönemi, mimari aşırılıklarla mücadeleye ilişkin bir kararın kabul edilmesinden sonra sona erdi. 1950’lerin ilk yarısında konut inşaatını standartlaştırmak için bir yol izlendi. İnşaatta, inşaatı hızlandırmak için fabrika üretiminin standart beton ürünleri tanıtıldı, prefabrik betonarme levhalar lehine yangın tehlikesi olan ahşap zeminlerin reddedilmesi, standart tasarımlara göre inşa edilmiş yapılar sunuldu. Stalinist evlerin inşası, 1958’de, endüstriyel toplu konut inşaatı ve inşaatın ucuzlaştırılması için yaşam alanlarının boyutunun azalması nedeniyle yavaşladı.

Görsel: Nytımes/Sergey Ponomarev

  Kanadalı fotoğrafçı Christopher Herwig eski SSCB’nin Fütürist otobüs duraklarını “Beklenmedik derecede güzel” diyerek tanımlıyor. 2002’de Londra’dan St. Petersburg’a bisiklet süren Herwig, 2.800 kilometre yolculuğunun her saatinde yeni bir fotoğraf çekmeye meydan okudu. Christopher Herwig, Litvanya’ya girdiğinde bu otobüs duraklarının mükemmel bir konu olduğunu düşündü. Sovyet dönemindeki otobüs durakları, amaçlarını aşan, giderek daha ayrıntılı tasarımlar yaratan gelecek mimarlar için bir örnekti. Uzay Yarışı heyecanından nükleer paranoya benzeri yapılara kadar, bu otobüs durakları 20. yüzyılın sonunda Sovyet kültürü hakkında politik bir yorum sunuyor. Otobüsler SSCB sırasında çok önemliydi, ancak daha uzak otobüs duraklarının çoğu artık kullanılmıyor çünkü otobüs sistemi eskisi kadar güçlü değil. İnsanlar da uzak bölgelerden şehirlere taşınıyor. Neden otobüs durakları? Çünkü Herwig, eski Sovyetler Birliği’nin büyük şehirleri arasında uzanan uzun, düz, genellikle çukurlu otoyolların yüzlerce, belki de binlerce mimari olarak yaratıcı otobüs barınakları ile dolu olduğunu keşfetti.

Görsel: Guardıan/Chrıstopher Herwıg

  1950’lerde Sovyetler Birliği bir konut krizi yaşadı… Moskova’nın popülasyonu var olan konut sayısının yaklaşık 2 katından fazlaydı. Sovyet hükümeti ve dönemin lideri Nikita Khrushchev çözümü devasa yapılar inşa etmek de buldu. Çünkü 2 kişinin yaşadığı eve ek olarak 3 kişilik bir ailenin taşınması sosyalizmi pek de iyi bir fikir olarak göstermiyordu. Bu yapılar Sovyet şehirlerinin neredeyse hepsinde inşa edilmeye başlandı. Bu inşaların yapımında önemli olan iki etken vardı: Olabildiği kadar insana yaşam alanı sağlayabilmek ve olabildiğince bütçeyi kısık tutmak. Bütçenin kısıtlı olması, bloklara; duvarların aşırı ince olması, mutfağın sadece bir kişinin sığacağı şekilde yapılması, genel olarak 5 kat olarak inşa edilmiş binalarda asansör olmaması gibi özellikler kazandırmış. Khrushchev’in desteklediği ve yapıların mimari olan Vitaly Lagutenko o dönem için yenilikçi bir fikirle blokları tasarlamış diyebiliriz: Yapılarda fabrikalarda üretilen betonu kullanmak. Kare ve basit. Dışı kırmızı tuğla. Dallar ve kuru yapraklar, cepheler boyunca balkonlar arasında tırmanır. Yapılar sıkıcı, kasvetli ve harap. Hepsi aynı görünüyor. Hepsinin aynı görünmesinin nedeni, Sovyet Anayasası’nın her vatandaşa bir ev garanti etmesiydi, bu yüzden onları toplu olarak üretmek zorunda kaldılar. Asansörün bulunmamasının nedeni de budur: bütçeyi azaltmak. Bu bloklara Khrushchyovka adı verilmiş. Bu yapılarda hala yaşayan binlerce insandan biri olan Irina Kopyeva düşüncelerini “Eşimin ailesi 1962’de, ev inşa edildikten hemen sonra buraya taşındı. Dairemiz önce büyükbabasına, daha sonra babasına aitti ve son dört yıldır kendim, eşim ve küçük oğlumuzun, üç kişilik ailemizin evi oldu. Moskova yakınlarındaki yeni bir apartmanda oturuyorduk ve çok daha rahat ve ferahtı. Ancak, Moskova’nın dışından gelmek kocam için çok zaman alıcıydı, bu yüzden buraya taşındık. Bazı onarımlar yaptık; tesisat, kablolama ve zemin kapaklarını değiştirmek gibi. Fakat bu daireyi elden geçirmeye ne kadar uğraşırsanız uğraşın, yaşamak için hala rahat bir yer değil. İki kişilik bir aile muhtemelen nispeten iyi olabilir, ancak bir çocuk doğduktan sonra, bu dairenin tüm dezavantajlarını gerçekten fark etmeye başlarsınız.Biri bana taşınmayı teklif etseydi, aynı gün eşyalarımı toplardım.” diyerek ifade ediyor.

Görsel: rbth.com

  Son olarak, Brezhnev dönemine gelindiğinde 1960’larda Sovyet kentsel felsefesi doğal şehir merkezlerinin genişlemesinden, yeni “mikro bölgelerin” inşasına taşındı. Her mikro bölgenin bir mağazası, bir anaokulu ve birçok apartman bloğu olacaktı. Her apartman, diğerleriyle benzer bir tasarıma göre inşa edilecekti. Her mikro bölge, diğer mikro bölgelerden küçük ormanlar tarafından ayrılacaktı. Apartman blokları arasındaki alanlar da şimdi ki gibi arabalarla dolu açık alanlar olacaktı. Sovyet apartman inşaatlarını beş kattan daha uzun görürseniz, muhtemelen Brezhnev’in iktidarda olduğu 1964’ten sonra inşa edilmiştir. Hala standardizasyon vardı, ancak standartlaştırılmış bir apartman yerine iklim ve yerel koşullara daha fazla dikkat edildi. Sovyet şehirleri dışa doğru genişledikçe, planlamacılar yoğunluğa değer vermeye başladılar. Yeni konutlar 9 ila 16 katlıydı ve içinde asansör bulunduruyordu. Birimlerin kendileri daha büyük ve daha güzel ama Stalinka’lardan daha küçüktü. Bu planlama modeli Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar devam etti. Sovyet şehirleri, altta yatan toplumsal hedefler farklıysa, farklı kentsel formun nasıl olabileceğini gösterdi. Sovyetler Birliği’nin sosyalist perspektifi, herkesin ortak yaşamını ve konutlarını özel mülkiyet teşviklerinin ortadan kaldırılması çağrısında bulundu. Sonuç ise seri üretilen apartman binaları ve tüm günlük aktivitelere yaya erişimi olan standart kentsel bölgelerdi…

Görsel: rbth.com

  35 yaşın altındaki Batılıların çoğunun Sovyetler Birliği’nin ne olduğu ya da çöküşünün “ne anlama geldiği” konusunda hiçbir fikri yoktur. Aslında, bu tür bir zenginliği ‘online’ olarak çok yaygın kılan muhtemelen bu tarihsel kör nokta. Hem harabe yapılar hem de Doğu Bloğu görüntüleri sosyalist dönemin maddi kalıntılarını tasvir ediyor. Bu yapılar, denemelerin sona ermesinden sonra, yaşamın tarifsiz bir şekilde devam ettiğinin kanıtı. Başka bir deyişle, bu yapıların fotoğrafları Doğu Avrupa’nın Batı için uzun zamandır oynadığı bir rolü yerine getiriyor: meraklı yabancılara aynı anda tanıdık ve egzotik olan kendi yaşamlarının bir versiyonunu sunmak. Tabii ki kesin sonuçların ne olduğu belirsiz. Profesyonel ve sosyal güvencesizlikle mücadele etmek zorunda kalan batı; monoton, standartlaşmış bir dünyanın bu hatırlatıcılarında biraz rahat buluyor mu? Bu yapıları nihilistik olarak mı okuyorlar? Şiirsel? Bir kış gecesinde sıkılmış ve yalnız olmanın soğuk, varoluşsal umutsuzluğunu yaşamak istiyorsanız, Steam’de son zamanlarda bu yeri dolduran bir oyun var – “It’s Winter” adlı garip bir deneyim sunan oyunun tasarımcıları, oyunu: “Hiçbir şey sizi bekliyor: Dışarı çıkma şansı yok, maceralara yer yok.” diyerek tanımlıyor.

Kaynakça

NY Times
Hisour
Strelka Mag
RBTH
Al Jazeera
The Spaces
The Next Web
avatar

Yazar Elif Olçok

İstanbul Bilgi Üniversitesi, Siyaset ve Tarih

blank

Dünyada neler oluyor? v.5

blank

Av. Mehmet Gün Özel Röportaj