in

Türkiye’de Taşrada Eğitim ve Köy Enstitüleri

  Türkiye’de TBMM’nin kurulmasının ardından eğitim politikaları şekillenmeye başlamıştır. Ancak memleketin o dönemde içinde bulunduğu kıtlık ve üç milyona yakın insanın yaşamını savaş alanlarında yitirmesinden ötürü eğitilebilecek genç nüfus da bir hayli azdır ve o dönemde nüfusun %80’i taşrada yaşamaktadır. Bu sebeplerle bir ulus örgütlenmesi ile şekillenecek eğitim politikasının inşası da oldukça zordu.

  Atatürk 1935’te bir kongre düzenledi. Bu kongrede köylülerin kalkınması için çalışmaya karar verildi. Amaç, köylerde yaşayan halkın eğitimden mahrum kalmamasıydı. O dönem orduda çavuş ve onbaşı olarak askerlik yapmış ve okuma yazma bilen 85 asker köylerden çağırıldı ve Eskişehir’de eğitime alındı. 6 ay süren bu eğitimin sonucunda kendi köylerine eğitmen olarak geri döneceklerdi. Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç tek tek köyleri gezerek rapor hazırladı.

  Dönemin milletvekilli İsmail Safa Özler, kurumların durumunu anlamak için dönemin tanınmış eğitim yöneticileri ve öğretmenleri ile bir anket oluşturarak çalışmalara başladı. Anketlerin sonuçlanması ile memleketteki eğitim sorunlarını 24 maddede topladı. Toplanan 24 madde sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı, Kasım 1922’de valiliklere gönderdiği bir genelge ile halk eğitimi çalışmalarının başlatılmasının talimatını verdi. 105 değişik yörede halk mektepleri ve gece dersleri açıldı. Bu kararlar üzerine Türkiye’de taşrada eğitimin ilk temelleri atılmış oldu ancak bu girişimlerin de tamamen yeterli olmadığı düşüncesiyle dönemin cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel öncülüğünde dünyada aletçilik olarak bilinen felsefe akımının kurucusu ünlü Amerikalı eğitim bilimci ve Filozof John Dewey özel davet ile Türkiye’ye çağırıldı. Kendisinden Türkiye’de taşrada eğitim sistematiğinin ve köylerdeki zeki, gelecek vaat eden gençlerin değerlendirilip, öğretmen olarak yetiştirilip sonrasında yetişen öğretmenlerin tekrar taşradaki insanları eğitmesi ile alakalı bir sistematik içerisinde örnek bir eğitim modeli tasarlanması istenmiştir.

  Dönemde halihazırda öğretmen okullarında yetişmiş öğretmenler, kentleri bırakarak köylerde öğretmenlik yapmak istememesinden ötürü “köye göre öğretmen” kavramı ile o köyden yetişen öğretmenin o köye hizmet etmesi amaçlanmıştı. Böylece kentlerdeki öğretmen okullarında yetişmiş öğretmenler bunu bir zorunluluk olarak görmeyecek ve hem taşrada oluşturulan okullar ile ulusun  okuma-yazma oranı artacak hem de toplum eğitilecekti. Bu fikirler ışığında 17 Nisan 1940 tarihli ve 3803 sayılı yasa ile Köy Enstitüleri resmen kurulmuş oldu. Bu pozisyondaki okulların nitelikleri de belirli standartlarda olmalıydı. Bu sebeplerle ilk etapta tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 köyde köy enstitüleri kurulmaya başlandı. Ayrıca bu 21 enstitünün kentlerden de coğrafi olarak uzak olmasına özen gösterildi.  Bu enstitülerde öğrenciler 5 yıl eğitim göreceklerdi ve eğitimlerini tamamlamalarının ardından köylerine tekrar eğitmen olarak geri döneceklerdi. Amaç yerel aydınlar yetiştirmekti.

  Plana göre 1955-1956 eğitim öğretim yılı sonunda Türkiye’de okulsuz köy, öğretmensiz okul kalmayacaktı. “Üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim” şiarı ile yetiştirilecekti öğrenciler. 6 ayda 20 okul inşa edildi. Hasan Ali Yücel dünya klasiklerini Türkçeye tercüme ettirdi ve okullara dağıttı. Her öğrenci bir yıl içinde 25 klasik eser okumak zorunda idi. Ziraat bölümündeki öğrenciler tarım saatlerinde enstitüye ait tarlaları eker, modern teknikler öğrenirlerdi. Bu tarlalara ektiklerinin mahsulleri kendi sofralarına yiyecek ve erzak olarak geri dönerdi. Müzik derslerinde geleneksel ve modern enstrümanlar öğretilirdi. Ayrıca öğrenciler yönetimin bizzat içindeydi, bütün enstitülerde cumartesi günleri sadece eleştiriye ayrılmıştı. O gün geldiğinde bütün okulun öğrencileri, öğretmenleri ve müdürleri ile bir araya gelir, geçen haftanın değerlendirmesini yapar, yönetimi ve birbirlerini eleştirirlerdi. Eleştirilen kişi, savunmasını avlunun tam ortasında bulunan kürsüde herkesin karşısında yapardı. Kimse ayrıcalıklı değildi, herkesin eşit olması gerektiği öğretilirdi.

  Köylerdeki topraklar da toprak ağalarının, cemaatlerin ve aşiretlerin elindeydi. Enstitülerden çıkan öğrenciler toplumu hızla bilinçlendiriyordu ve bu durumdan toprak ağaları hiç memnun değildi. Toplum artık kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayacak hale geliyordu. Köye yeni öğretmenler geldikçe, ağalar kendi güçlerinin sarsıldığının farkına varıyordu. Aydın imamlarla köy enstitülü öğretmenlerin iş birliği sayesinde şeyhlerin otoritesi de kırılmaya başlıyordu. Tarikatların gücü gitgide azalmaya başlamıştı. Bu sebeplerle ağalar ve tarikatçılar kara propagandalara başladılar. Halkı ilk etapta “Kızlı erkekli eğitim mi olur?” diye kışkırtmaya gayret ettiler. Kız çocuğu babalarına “Siz kızlarınızı oraya gönderiyorsunuz ama orada ahlaksızlık var!” gibi iftiralar atıldı. Ayrıca okulda öğrencilerin tek tip üniforma giymesi, yönetime katılması gibi nedenlerden ötürü komünistlik suçlamaları yapılıyordu. Taşrada hatlar gerilirken mecliste ise durum farklı değildi çünkü Köy Enstitüleri, yöneten kesimden daha akıllı bir vatandaş profili oluşturuyor idi. O yıllarda CHP iktidarındaki tek partili dönemde, CHP milletvekili ve Eskişehir toprak ağası Emin Saza, TBMM Genel Kurulunda “Ben bineceğim eşeğin benden akıllı olmasını istemem!” sözleri toprak ağalarının enstitüye olan rahatsızlığının kanıtı niteliğinde idi. Ayrıca yerelde toprak ağaları bölgelerindeki milletvekillerine sürekli baskı halinde idi ve böylece CHP içinde bir muhalefet bloğunun oluşumu daha da sertleşti ve belirginleşti. Ayrıca o dönem SSCB’nin Kars, Artvin, Ardahan’ı ve boğazlarda askeri bir üs istemesi üzerine cumhurbaşkanı İsmet İnönü cephesinde büyük bir siyasal krize dönüştü ve yaklaşan seçimlerde oy kaybettirebilirdi.

  Bu krizin üzerine İnönü, ABD’den destek istedi. Desteği vermeye hazır olan ABD, Truman Doktrini ile yardıma başladı fakat karşılığında Köy Enstitülerinin kapatılmasını istedi. İnönü de talepler üzerine ve parti içindeki baskılar yüzünden köşeye sıkıştı. Bunun üzerine enstitüleri kapatmak yerine Hasan Ali Yücel’i Millî Eğitim Bakanlığı görevinden aldı ve İsmail Hakkı Tonguç sürgün edildi. Yücel’in yerine gelen Milli Eğitim Bakanı Şemsettin Sirer’in genelgesi ile Köy Enstitülerindeki öğrencilerin yönetime katılma hakkı engellendi, okutulan dünya klasikleri yasaklandı, tartışma saatleri iptal edildi, kız ve erkek öğrencilerin kampüsleri ayrıldı, okullara dağıtılan ziraat ve bilim aletleri geri alındı ve eğitim totaliter bir hal almış oldu. Dönemin Van milletvekili Kinyas Kartal da Van’daki toprak ağalarından birisi idi ve daha sonra bir röportajında şu sözleri sarf etti. “Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200’e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı. Ben düşündüm 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer! Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim onları topladım. Bir de batıdan buldum Eskişehir’den Emin Sazak. Sonra Menderes’le pazarlığa gittik.
(Yıl 1950 seçimlerin olacağı zaman) Dedik ki köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak’ın oyları sana. Kapatmazsan oy falan yok dedim.”
Daha sonra CHP’den ayrılarak Demokrat Partiyi kuran Adnan Menderes ve Celal Bayar genel seçimleri kazanmış ve sonrasında Demokrat Parti tüm Köy Enstitülerini 1954’ te kapatarak yerine İmam Hatip okullarını kurmuştur.

Kaynakça

Tonguç, Engin. Devrim Açısından Köy Enstitüleri ve Tonguç. İstanbul: Ant Yayınları, 1970
AYSAL N. Anadolu’da Aydınlanma Hareketinin Doğuşu: Köy Enstitüleri. Atatürk Yolu Dergisi. 2005; 9(35): 267-282.
Akyüz, Y., (2009), Türk Eğitim Tarihi (M.Ö. 1000-M.S. 2009), 14.Baskı, Pegem Akademi Yayıncılık, Baskı Cantekin Matbaası, Ankara.
Türkoğlu, P., (1997). Tonguç ve Enstitüleri, Yapı ve Kredi Yayınları, İstanbul.
Wikipedia
Wikipedia
Wikipedia
avatar

Yazar Mustafa Canatan

Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi 2. Sınıf

blank

Amerika’da Irkçılık ve Protestolar

blank

Evden Çıkan Adam Ya Da Hayatına Devam Edenler