in

XV ve XVI. Yüzyıllardaki Coğrafi Keşifler – I

İnsan ve merak kavramlarını birbirinden ayırmak imkansızdır. Merak, insanoğlunun diğer bütün duygusal nitelikleri gibi var oluşunun bir parçasıdır. Bilinmeyen bilgileri bilinir hale getirmiş, karanlığa aydınlık getirmiştir.
Keşif kavramı da çok basit bir olay ve kavram gibi algılansa da şu an yaşadığımız dünyanın düzenini 500 yıl öncesinden belirleyen kavram olmuştur. İnsan her zaman yaşadığı yerin niteliğini ve niceliğini sorgulamış ve daha iyisi için göç etmiştir. Bilinmeyene göç ise keşiftir. 15. yüzyıldan önce Avrupa, kilisenin baskısı altında, tecrit halinde ve içine kapanıktı. Bu tecrit halinin MS. 476’da Batı Roma İmparatorluğu’nun çöküşüyle başladığı kabul edilir. Fakat bilim dikkate alındığında karanlık çağların başlangıcı MÖ. 31 yılındaki Actium Savaşı’ndan sonra, geleceğin İmparatoru Augustus, bilinen dünya üzerinde mutlak bir egemenlik kurduğunda entelektüel ve maddi ilerleme aşağı yukarı on üç yüzyıl süren bir duraklama dönemine girdi.
Feodalizmin doğması ile ticaret zayıfladı ve toprağa dayalı  kapalı sistem ekonomiler oluştu. Öyle ki o dönemde ticaretin Yahudiler tarafından aktif bir şekilde yapılmasından dolayı mercator (tüccar) kelimesi ile Yahudi aynı anlamda kullanılmaya başlandı.

Görsel: Vikipedi

14. yüzyılda başlayan felaketler zinciri Avrupa’yı çok ağır yaralamıştır. 1315-17 arasındaki kıtlık, binlerce kişinin ölümüne yol açmıştır. Daha sonra gelen veba 1347’den 1350’ye kadar Avrupa nüfusunun üçte birini kırmıştır. Buna eklenen Yüzyıl Savaşları (1337-1453) durumu daha da kötüleştirmiştir. Bu sırada Avrupa’da büyük ticari şirketler de kurulmuştur. Bu şirketler merkantilizmin doğması ve kapitalizmin başlaması anlamına gelmiştir.
Bunlar olagelirken Avrupa’da bilimsel faaliyetler yüzyılların birikimini reddetmiştir. İlk Çağ’daki coğrafi bilgi birikimi hiç yokmuşçasına faaliyetler sürdürülmüştür. Birçok gezginin haritaları “Karanlık Çağ”ın karanlık mahzenlerine buruşturulup atılmıştır. Yerini T-O haritaları almıştır. Merkezi Kudüs olan bu haritalar simgeseldir. Bu haritaların yaygın oluşu keşifleri geciktirmiştir. Büyük keşifler, Amerika Kıtası’nın keşfi gibi, ancak antik çağdaki haritalar ortaya çıktığında yapılabilmiştir.
Kudüs’ün dünyanın merkezi sayılmasından dolayı birçok rahip başta Kudüs olmak üzere dünyanın dört bir tarafına geziler yapmıştır. Bu gezilerin amacı dünyadaki cenneti bulmak istemeleridir.

Görsel: Vikipedi

Doğuda İslam’ın yükselişi ve Alp Arslan’ın Anadolu’ya girişi batıda Endülüs Emevileri’nin Avrupa’yla mücadeleleri ve yaklaşan bir Osmanlı Devleti ve bunların tek hedefi olmuş Katolik bir Avrupa. Avrupa’daki değişim rüzgarının esmesi kaçınılmaz olmuştur.
Papa etkisindeki Katolik Avrupa 1095-1272 yılları arasında dokuz kez gerçekleşen Haçlı seferlerini yapmıştır. Bu seferler ile doğu yakından tanınmıştır. Doğudaki zenginlik ve düzen, daha da doğudan gelen çeşitli mallar, Doğu Akdeniz limanlarının zenginliği, Hıristiyan dünyasında bambaşka bir sayfanın açılmasına neden olmuştur. Efsanelere ve hikayelere gerek kalmadan doğunun zengin ve görkemli olduğu gözle görülmüştür.
Haçlı seferlerinin sonucunda Avrupalılar Akdeniz ticaretinde etkili olmaya başlamıştır. Deniz ticareti için de gemiciliğe ihtiyaç vardır. Karanlık Çağ’ın bilimden uzak haritaları gemicilerin işine yaramamıştır. Onlar da kendi gerçek haritalarını yapmaya başlamışlardır. “Portolan” denilen limanları gösteren haritalar yapılmıştır. Portolanlar daha sonra daha büyük keşifler için gemicilerin kılavuzları olacaktır.

Yukarda anlatılanlar 15 ve 16. yüzyıl keşiflerine kadar gelinen noktayı belirtmiştir. Şimdi ise 15. yüzyıl keşifleri ele alınacaktır.

Görsel: Vikipedi (Portolan Haritası)

İnsanlık, eski dünya kıtalarında sıkışmıştır ve çıkış noktası için cesur kaşifler aramaktadır. Keşiflerin başlangıcını sağlayan ülkeler İspanya ve Portekiz’dir. Bu iki ülke keşifleri ticari amaç için değil, “Tanrı adına” ve “Hıristiyan dünyası” için yapmıştır.
Burada yeniden fetih (reconquista) kavramını da ele almak gerekir. Burada yeniden fetih, sadece kaybedilen toprakları geri ele geçirmek anlamında değil, ayrıca gücü Müslümanlardan geri almaktır.
Avrupa’da ‘devlet’ yeniden yapılanmıştır. Merkezi otoriteler oluşmuş, Papa’nın gücü azalmıştır. Protestan devletler kilisenin mallarına el koymuştur. Hatta 30 Yıl Savaşları’nda Katolik tarafta bulunan Avusturya ve İspanya’da kilise atamaları devlet tarafından yapılmaya başlanmıştır. Barut ve top savaşta önemli bir yere sahip olmaya başlamıştır. Avrupalı, efsaneler yerine gerçeğe bakmayı başarmıştır.
Avrupa kabuğunun dışına çıkmaya çalışsa da İslam devleti olan Osmanlı kısa zamanda güç kazanmıştır. Portekiz’in haçlı seferi ile aldığı Ceuta’yı almış olsa da gerisi gelmemiştir.
Portekizliler 15. yüzyıl keşiflerinin öncü milletidir. Atlas Okyanusu’na sınır olması ve Akdeniz’deki güç yarışlarına katılmamasından dolayı yıpranmamıştır. 12. yüzyılda bağımsızlığını kazanan bu denizci ülkesinin sınırları günümüze kadar pek değişmemiştir.
I. John’un oğlu Prens Henry’nin lakabı “Gemici Henry” (Infante Henriqueo Navegador)dir. Portekizlilerin cadı avına katılmamaları onlara keşfe giden yolda çok yardımcı olmuştur.

Görsel: Vikipedi (Prens Henry)

Portekiz’in keşif yönü güney olacaktır. Karayı kaybetmeden güneye gidilecektir. Fakat güneye gidildikçe değişen deniz sıcaklıkları, rüzgâr gibi değişkenler denizcilik teknolojisinde gelişmelere yol açacaktır.
Prens Henry denizcilik ve coğrafya enstitüsünü kurmuştur. Güneye giden denizciler ise seyir notlarını ve gözlemlerini bu enstitüyle paylaşmıştır. Prens Henry bunu bütün denizcilere şart koşmuştu. Prens Henry’nin keşif merakı Ceuta’yı fethinden sonra artmıştır. Doğudaki baharat, un gibi güzelliklerin nereden geldiği bilgisi Prens Henry’nin hayatında önemli bir yere sahiptir.
Portekizliler keşif faaliyetlerinde akılcı tutumdadırlar. Bu sayede keşif Portekiz için bir maceradan daha fazlasıdır. Gemicilikleri her zaman daha da gelişmiştir. İlk keşif gemileri barka dedikleri nehir yükü taşıyan kare yelkenli gemilerdir. Bu gemiler isteneni karşılamadığı için bunların yerine karavelalar ise daha küçük, Latin yelkeni denilen özel bir yelken sistemi ile tasarlanmış, basit işleyen ama denize dayanıklı gemilerdir.

Görsel: Vikipedi

Portekiz’in 1. dönem keşif hareketleri 1415-1434 yılları arasında olup bunun en önemli gelişmesi 1418’deki Maderya adalarının keşfedilmesidir. Daha sonraki hedef ise Bojador Burnu’nu geçmektir. Daha önceleri Bojador Burnu’nun kuzeyi keşfedilmiş olsa da Bojador efsanelerin kapısıdır. Gemici Henry’nin adamı olan Gomez Eannes de Azurara Bojador Burnu’nu aşmayı başarmıştır. Bu durum gemicilere özgüven kazandırmıştır ve daha fazlası için cesaretlendirmiştir. Ancak keşiften itibaren 28 yıl içinde sadece Gine Körfezi kıyılarına ulaşılabilmiştir.
Bu keşiflerin hiçbir yere varamaması ve mali sorunlara yol açması nedeniyle halk tepki göstermeye başlamıştır. Bu toprakların çölden ibaret olduğu söylenmiştir ama güneye indikçe bu toprakların yeşil ve fazla nüfuslu olması keşiflerin devamını sağlamıştır. Daha sonraları bu bölge ile Portekiz arasındaki köle ticareti güneyin Portekizliler için cazip olmasını sağlamıştır.
Prens Henry bu keşiflerini ölümüne kadar yapmıştır. Son yaptığı seyahat 1456 yılında Diego Gomez idaresinde, bugünkü Portekiz Gine’sine yapılan seyahattir. Gine Körfezi ve Açores Adaları’na kadar olan yerler Portekizliler tarafından bilinir hale gelmiştir.
Prens Henry’den sonra Portekiz tahtında yaşanan karışıklıklar keşiflerin duraklamasına neden olmuştur. Fakat tahta gelen V. Alfonso keşif faaliyetlerini ekonomik zararı kapatmak için yapılması gerektiğini düşünüyordu ve faaliyetlere hızla başladı.
Bu dönemde faaliyetler beklenenden daha da hızlı olmuştur. Bunun nedeni kralın Lizbonlu bir zengin olan Fernando Gomez’le yaptığı alışılmışın dışında olan anlaşmadır. Bu anlaşmaya göre Fernando Gomez her yıl Afrika Kıyısı’nın 300 milini keşfetmeye söz verirken Gine ticaretinin de tekelini ele almış olacaktı. Ayrıca krala da o ticaretten bir pay verecekti. Bu anlaşma ile Prens Henry’nin 30 yılda yaptığı keşif faaliyetlerini Fernando Gomez 5 yılda yapmış olacaktı.

Görsel: Vikipedi

1481’de yönetime gelen Kral II. John zenginlik dolu bir ülkeyi yönetmek için tahta oturmuştu. Bu nedenledir ki Afrika’nın batı sahillerinin adları Altın sahili, Fildişi Sahili, Köle sahili gibi isimler almıştır. 1482’de yapılan keşiflerde Diego Cao adlı kâşif Kongo Nehri ağzına kadar inmişti. İkinci yolculuğu ise 1484-1485’te 22 paralelindeki Cross Burnu’na yapmıştı.
Beklenen haber gemici Diaz’dan gelecektir. Bartelmi Diaz, Portekizlilerin verdiği bütün emeklerin bakiyesini toplamak üzere çıktığı yolculuğunda başarıya ulaşmıştır. 1487’de Lizbon’dan hareket eden Diaz, güneyde St. Helena koyundan itibaren fırtına nedeniyle kıyıdan açılmak zorunda kalınca, bugünkü Mossel koyu’na kadar gelir. Burada yerlilerin saldırısına uğradığı için geri dönme kararı alınca, bu kez kıyıdan giderek daha önce fark etmedikleri Afrika’nın en güney ucu olan burun keşfedilmiş olur . Bu olay Portekizliler için motive edici bir olay olmuştur. Portekiz kralının burnun adını Ümit Burnu yapması ise manidardır.
Portekiz bu dönüm noktasına geldiğinde ise artık gizlilik politikası uygulamaya başlamıştı. Bunun amacı Güney Asya’daki ticareti bütünüyle elde tutmaktır.
Bütün bu gelişmeler yaşanırken Kristof Kolomb 1493 yılında Atlas Okyanusu’na doğu-batı yönünde seyahate çıkmıştır. Bu durum karşısında İspanya ve Portekiz’i karşı karşıya getirmiştir. Portekize göre Atlas Okyanusu’ndaki adalar Portekize ait olmalıydı. Bu krizi Papa Tortesillas Antlaşması ile sonlandırdı. Bu antlaşmaya göre dünya bir çizgi (45 batı meridyeni) ile ikiye ayrılmıştır ve bu çizginin batısı İspanyolların doğusu ise Portekizlilerindi. Portekizlilerin yeni hedefi Afrika’nın en güneyinden kuzeye doğru olan Afrika sahillerine ve oradan da Hindistan ve Güney Asya adalarına ulaşmaktı.

Görsel: Tortesillas Anlaşması

Tahta 1495 yılında geçen Şanslı Manuel çok önemli bir risk alarak Afrika’nın doğusunu işgal için hazırlıklara başlamıştır. Gönderilecek donanmanın başına da Vasco de Gama’yı uygun görmüştür. İki yıllık hazırlıktan sonra 1497’de Lizbon limanından yola çıkılmıştır. Mozambik’ten itibaren Arap hakimiyet bölgesini girilmiştir. Burada Müslümanların kılavuzluğuyla Muson bölgesinde ilerlenilir ve geri dönüş yolculuğu başlar.
Portekiz önceden barışçıl olarak gitti Hindistan’a 1502 yılında orayı kolonileştirmek amacıyla, donanma yollar. Acımasızca Kalküta’yı ele geçirdikten sonra sırasıyla 1507’de Hürmüz, 1510’da Goa’yı alınca Siyam, Moluccas ve Çin arasındaki ticaret yolunu ele geçirmiş oldu.
Portekiz artık cüssesinin üstünde bir alana hükmediyordu. Asya’da alınan önemli ticaret merkezleri ile ticareti avcunun içine alan devlet Kabral’ın Brezilya’yı keşfetmesi üzerine kolonicilik Güney Amerika’ya da sıçramış oldu.
Portekiz’in sömürge imparatorluğu 50 yıl kadar zirvede kalabilmiştir. Bir ülke için yiyemeyeceğinden büyük bir lokmaya sahip olmak kaçınılmaz sonu getirir ve de getirmiştir.

Görsel: Vikipedi (Vasco de Gama’nın Rotası)

Kaynakça

Nazan Karakaş Özür – Keşifler ve Coğrafya
15. ve 16. Yüzyıl Keşifleri

Kapak Görseli: Vikipedi
avatar

Yazar Bedirhan Akay

Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi 1. Sınıf
İlgi Alanları: Münazara, güncel siyaset; Formula 1, Futbol.

blank

Haftalık Gündem (7-14 Haziran)

blank

10 Maddede Minimalist Bir Yaşam Tarzı