in

21. Yüzyılın İnsanlık Suçu: Modern Kölelik

 Kölelik, bir zamanın değil her zamanın suçudur. Geliştiğimiz, ilerlediğimiz ve modernleştiğimiz iddia edilen 21. yüzyılda dahi kölelik farklı formlarıyla kendisini göstermektedir. Kölelik için 19. ve 20. yüzyılda ‘sözde’ yasaklamalar getirilmiş olsa dahi, günümüz dünyasında maalesef ‘modern’ formuyla yoluna devam etmektedir. Yani öncesi ile kıyaslayacak olursak yapılan şeyler aynı fakat artık kölelik adı altında anılmamaktadır.

Aslında bir şeylerin nasıl anıldığından ziyade ne olduğu, nasıl yapıldığı daha önemli değil midir?  İnsanlık suçu olan modern köleliğin dünyadaki ve ülkemizdeki izlerinden bahsetmek istiyorum.

  Kadınların, çocukların ve erkeklerin sömürü amacı ile kaçırılması, zorla alıkonulması ve zorla çalıştırılması olarak tabir edebileceğimiz insan ticareti, üzerinde durulması gereken noktalardan birisidir. Yoğun olarak Doğu Asya, Afrika ve Latin Amerika’da görülmekle beraber dünyanın hemen hemen her yerinde (ülkemiz dahil) izlerine rastlanan bu durum büyüğünden küçüğüne, kadınından erkeğine herkesi mağdur etmektedir. İnsan ticareti ile ilgili olarak çoğu ülke yasal ve idari düzenlemeler yapmış olsa dahi, her ülkenin uyguladığı yaptırımın caydırıcı olduğunu maalesef söyleyemeyeceğim. Özellikle saydığımız “daha yoğun olarak görülen” yerlerde hukukun yetersiz kalışı, mağdur sayısının artmasına sebep olmaktadır. İnsan ticaretinin ülkemizdeki başlıca örnekleri ise mülteci kaçakçılığı, fuhuş ve türevleridir. Fuhuş üzerine konuşacak olursak; maalesef ülkemizde de kadınlarımızın ve çocuklarımızın bir kısmı fuhuşa sürüklenmekte, sonrasında ise bu amaç doğrultusunda başka yerlere kaçırılarak sömürgeciliği yapılmaktadır.

  Dünya genelinde modern kölelik kapsamında değerlendirilebileceğimiz bir diğer nokta ise çocuk köleliğidir. Çocuğun bir başkasının kazancı için sömürüldüğü her türlü durum bu kapsamda değerlendirilebilir. Çocuk nedir? Çocuk kimdir? Çocuğun hakları nelerdir? Bu soruların cevabını bilmeyen ya da bilse dahi işine gelmeyen, çıkarlarına hitap etmeyen insanların sadece kendi kazançlarını gözeterek çocukları ekonomik çarklarının dönmesini sağlayan bir nesne olarak görmeleri, şu an mevcut verilerin altında yatan temel sebeptir. Diğer temel sebepler ise yoksulluk, göç, eğitimsizliktir. Dünya genelinde 200 milyona yakın çocuğun emeği işverenlerinin kazancı doğrultusunda sömürülmektedir. Ülkemizde ise rakamlar pek iç açıcı olmamakla beraber her beş çocuktan birisi işçidir, çocuk işçi. Dünyada UNICEF öncülüğünde bu konuda mücadele verilmektedir. Ülkemizin mücadelesine daha yakından bakacak olursak; 2018 yılı “Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı” olarak ilan edilmiştir fakat yıl sonunda rakamlarda göze çarpan herhangi bir azalma olmamıştır. Çocuk işçi çalıştırarak daha karlı bir şekilde elde edildiği düşünülen iş gücü, utançtır. Unutmamak gerekir ki, o yaşta olan bir çocuğun gitmesi gereken yer iş değil okuludur, elinin tutması gereken şey mendil yahut tuğla değil kalemdir, sürmesi gereken şey inşaatlardaki el arabaları değil oyuncak arabalarıdır, yapması gereken şey sıva değil oyun oynamaktır.

   Modern köleliğin en acı formlarından bir diğeri ise borç köleliğidir. Toplumumuzda insanların azımsanmayacak kadar büyük bir kısmı maddi durumunun elverişsizliği, yaşam şartlarını iyileştirme vb. sebepler ile bir kurum yahut kişiden borç almaktadır. Borçların ödeme kısmına gelindiğinde ise psikolojik olarak içinde yuvarlandıkları, çıkmak istedikleri ama çıkamayacakları bir girdap içerisinde savrulurlar. Bunun en basit ve yaygın örneklerinden birisi kredi kartlarıdır. Özellikle maddi durumu elverişsiz insanlar bankaya kredi talebinde bulunur ve kredisi onaylandığında ise kendisini bu girdabın içerisinde bulur. Borcunu ödemek için çalışması gereken kişiler/kişilerimiz için çalışma koşulları maalesef çok insani olmamaktadır. Kapitalist düzene uyum sağlayan iş koşullarının altında bedenen ve psikolojik olarak ezilmeye başlayan çalışanlar ve zor durumda olduklarını bilen, istifa etmek gibi bir lükslerinin bulunmadığını düşünen işverenler… Yine unutmayalım ki hepimiz insanız ve arttırılan çalışma süreleri, gereğinden fazla yüklenilen iş yükü; verimliliği düşürmekle beraber çalışanlar, çalışmak zorunda olan insanlar için de yıpratıcı olmaktadır.

  Yasak olmasına rağmen ceza ve şiddet ile çalışmaya zorlanan insanlar dünyada ve dolayısıyla da toplumumuzda da mevcuttur. Anayasamızın 18. maddesi ile yasaklanan zorla çalıştırma ve angarya, yasağa rağmen, maalesef mevcutta varlığını sürdürmektedir. Yoksulluk, sürdürülebilir iş ve eğitim eksikliği zorla çalıştırmaya zemin oluşturan sebeplerdendir. Ülkemizde çalışan göçmen işçileri bu kapsamda değerlendirebileceğimiz gibi fuhuş ve cinsel istismarı bu kategoride de değerlendirmenin yanlış olmayacağını düşünüyorum. Kadınlarımız, çocuklarımız her geçen gün kandırılarak, istekleri dışında birileriyle olmak zorunda bırakılmakta, isteklere ve emirlere karşı geldiklerinde ise hayatı, ailesi vb. faktörlerle tehdit edilerek zor durumda bırakılmaktadır.

  Modern köleliğin bir diğer formu ise zorla ve erken evliliktir. Hindistan, Pakistan ve ülkemizin Doğu bölgesinde yaygın olmakla beraber ara ara diğer bölgelerde de görülen, çocukların oyun oynayacak yaşta evlendirilmesi insanlık adına ciddi bir sorundur.  Özellikle Doğu’da yaygın olan ‘berdel’ ile birçok çocuğumuz erken yaşta ve zorla evlendirilmektedir. Ülkemizde bu kapsamda gönüllü olarak mücadeleler verilmeye çalışılmakta, çocuklar, çocuklarımız korunmak istenmektedir. 2012-2017 yılları arasında evlendirilen 16-17 yaş bandındaki çocuk sayısı 204 bin 740’tır. Bu veriler içerisinde yer alan çocukların %95’i ise kız çocuğudur. Bu korkutucu sayılardan daha korkutucu olan bir şey varsa o da halihazırda mecliste tartışılan önergelerdir.

 Unutmayalım ki;

  Hepimiz birer insanız ve her insan “insan” olması nedeniyle doğuştan gelen, devredilemeyen ve vazgeçilemeyen birtakım temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Dünya’nın her yerinde yıllar hatta yüzyıllar boyunca insanlar, özgürlükleri ve hakları için savaş vermiştir. Türkiye’de de sesi olanlar bağırmakta, olmayanların ise sesi olunmaktadır. Farklı formlarıyla gündelik yaşantımızı ele geçiren ‘modern’ kölelik ile mücadele etmeliyiz. Kadınlarımıza, erkeklerimize, çocuklarımıza, yaşlılarımıza ses olmalı ve köleliğin her türlüsüne dur demeliyiz.

Kaynakça

Anti-Slavery
ILO 
NSPCC Learning
Evrensel
avatar

Yazar Azra Bengisu Alkan

Ufuk Üniversitesi Hukuk

blank

ABD Başkanlık Seçimleri

blank

Prof. Dr. Mehmet Cindoruk ile Covid-19’a Gastrointestinal Bakış Açısı