in

ABD Başkanlık Seçimleri

  Günümüzde bir nevi herkesi ilgilendiren konulardan birisi de dünyanın (varsayılmış) en büyük ülkesinin başkanlık seçimleridir. Elimden geldiğince bunu basit bir yöntemle anlatmaya ve 2020 adaylarından bahsetmeye çalışacağım.

  Amerika’da başkan hem devletin hem de hükümetin başı sayılır. Bildiğimiz üzere şu an mevcut ofiste Cumhuriyetçi Trump bulunmakta. Bu durum Birleşik Krallık’ta ise devletin başının kraliçe, hükümetin başının başbakan olması şeklinde Amerika’dan farklılık göstermektedir. Amerika başkanlığına aday olmak isteyen adayların öncelikle kendi partilerinin içinde yapılan elemelerden geçmesi gerekmektedir. Bu elemelerden sonra yapılan anketlerden birinci çıkan kişinin aday olması beklenir. Bu durumun şu ana kadar pek aksi de görülmemiştir. Şu anda mevcut olan iki büyük partinin adayları yarışlarına devam etmektedir. Cumhuriyetçilerin adresi 2016’da da olduğu gibi Trump olmuştur. Çoğu cumhuriyetçi buna şaşırmamıştır çünkü azletme skandallarından sonra aklanan Trump elini güçlendirmiş ve 2020 kampanyasına hızla devam etmiştir. Zaten yeniden ofiste olma isteği Trump’tan beklenen bir şeydi. Eğer Trump bu seçimi de kazanırsa Amerikan tarihinde Obama’dan sonra iki defa seçilmiş bir başkan olacak.

   Peki Biden’a gelene kadar kimler adaylar arasından elendi biraz da bundan bahsedelim. Açıkçası bütün adaylardan ve görüşlerinden bahsedecek olursak işin içinden çıkamayız. Bundan dolayı daha çok ön planda olan adaylardan bahsetmeye çalışacağım. Şu ana kadar 28 Demokrat 4 Cumhuriyetçi aday vardı. Ben favori adayım Elizabeth Warren ile başlamak istiyorum çünkü adaylığı süresince çizgisini asla bozmayan bir kadındı ve bence çalışmalarını gayet başarılı sürdürüyordu ama erkekler kulübü olan bu yarıştan çekilmek zorunda kaldı. Kendisinden biraz bahsedecek olursak ABD Massachusetts senatörüdür. Bu göreve gelmeden önce Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde akademisyenlik yapmıştır. Barack Obama yönetiminde ekonomik konularda danışmanlık görevlerinde de bulunmuştur. 6 Kasım 2012’de Massachusetts’te yapılan senato seçiminde Cumhuriyetçi rakibi Scott Brown’u yenilgiye uğratarak Massachusetts’in ilk kadın senatörü olmuştur. Demokratik Parti’nin önde gelen isimleri arasında sayılmaktadır. Warren, herkes için sağlık hizmetini, kürtaj serbestisini, silah satarken kısıtlamaların olmasını ve geçmiş araştırması yapılmasını, üniversitelerin bedava olmasını, öğrencilikten kalma borçların silinmesini, öğretmenlerin maaşının arttırılmasını, asgari ücretin en az saatlik 15 USD olmasını, federal bütçenin bütçeye uygun barınma için kullanılması, idamın kaldırılmasını, karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılmasını vadediyordu. Her adayın kendi ajandası vardı lakin aralarında en dikkat çekenlerden birisi kesinlikle Warren’ın ajandasıydı.

Görsel: thedaılybeast.com/Kamıl Krzaczynskı

  Bir sonraki adayımız Sanders’ı inceleyecek olursak, Amerika Birleşik Devletleri Vermont senatörüdür. 2020 ABD başkanlık seçimlerinde Demokratik Parti’nin aday adaylarındandır. Sanders, ABD Kongresi tarihinde en uzun süre bağımsız siyasetçi olarak hizmet veren kişi unvanına da sahiptir. Kendini demokratik sosyalist olarak tanımlayan Sanders’ın politik anlayışı İskandinav ülkelerindeki sosyal demokratlara benzemektedir. Polonya göçmeni Yahudi kökenli babasının ailesi Holokost’ta öldürülmüştür. Annesi de New York’ta Yahudi bir ailede doğmuştur. 2015 yılında, 2016 seçimleri için aday olacağını açıklamıştır fakat rakibi Hillary Clinton’a kaybetmesi sonucu bu adaylığa son vermiştir. 2020 seçimleri için yine yeni bir heyecanla aday olan Sanders 1 yılı aşkındır sürdürdüğü kampanyasını geçen günlerde sonlandırdı. Çoğu anketlerde Sanders’ın, Biden’ın gerisinde kalması sonucu adaylıktan çekilmesi halk tarafından beklenen bir adımdı. Sanders, sağlık sistemini ücretsiz yapmayı, seçmenlere ücretli izni, saati 15 USD olan asgari ücreti, elektronik olmayan kağıtlı seçimi, idamın kaldırılmasını, bütçeye uygun barınma için vergi kullanımını, herkesin kazancına göre vergi ödemesi gerektiğini bu yüzden zenginlerin daha çok vergi ödeyeceğini, ücretsiz üniversiteleri, öğrenci borçlarının silinmesini, öğretmenlerin ücretini arttırmayı, hükümlülerin oy kullanma hakkının olmasını, nükleer reaktörlerin kapanmasını ve çalışmaların sonlandırılmasını, karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik düzenlemelerin sıkılaştırılmasını, çiftçilere daha çevre dostu uygulamalar için ödeme yapılmasını, okullarda bedavaya beslenme verilmesini, silah kontrolünde geçmiş araştırması yapılmasını, herkesin sağlık hizmetine erişimini, ilaçlara ulaşımı kolaylaştırmayı ve sınırlarına yapılan duvarlara para aktarımını keseceğini vadediyordu. Aslında büyük devlere kafa tutması nedeniyle çok dikkat çeken Sanders-Warren ikilisi kendi sonlarını hazırladı denilebilir çünkü az çok seçim takip edenlerin de bileceği üzere paralar bağış yöntemiyle toplanıyor ve Trump’ın büyük destekçileri bu sıkı vergi düzenlemelerine karşı olan büyük şirketlerdir. ABD’de bağışçıların çoğunluğu günün sonunda herkes kendi kârını hesaplamaya baktığından kimse insanların sağlığa erişimini, sınırlardaki göçmenleri, öğrenci borçlarını düşünmeye zahmet etmiyorlar.

Görsel: unsplash.com/vıdarnm

  Evet, şimdi inceleyeceğimiz aday ise medya devi Bloomberg. Eski New York Belediye Başkanı olan Bloomberg, kendi servetinden büyük harcamalar yaparak kampanyasını sürdürdü. Genellikle aşırı yorumlardan kaçındı. Bu durum ABD seçmenlerinin işine gelen bir şey değildi çünkü onlar ‘bazı’ konularda yeterince bölünmüş durumdaydı. Bundan dolayı Amerikan halkı, oy verecekleri adayın göçmenlere karşı durumunu, kürtajı savunup savunmadığını, vergiler hakkındaki görüşünü vb. düşüncelerini ilk 100 gün şokuna uğramamak adına bilmek istiyorlardı.

Görsel: Tom Gralısh/The Phıladelphıa Inquırer/AP

  Şimdi ise Amy Klobuchar’dan bahsetme vakti. Kendisi Minnesota senatörüydü. Birçok aday gibi Klobuchar da bir hukukçu ve aynı zamanda eski Hennepin ilçesi avukatıydı. Demokrat Parti’nin önde gelen isimlerinden sayılabilecek bir adaydı. Klobuchar, idamın kalkmasını, elektronik seçim olmamasını, asgari ücretin saat başı parasının 15 USD olmasını, üniversitenin 2 yılının ücretsiz olmasını, öğretmen maaşlarının arttırılmasını, seçimlerde sınırsız para harcamanın olmamasını, nükleer gücün desteklenmesini, karbon emisyonları hakkında devlet yönetmeliklerinin uygulanmasını vadediyordu. Klobuchar’ın kampanyası planladığı gibi gitmedi ve “Super Tuesday”den tam bir gün önce adaylıktan çekildi. Rakibi Biden’ı desteklediğini belirtti.

Görsel: wvpublıc.org

  Açıkçası incelediğimiz bu adaylar ABD seçim maratonundan bitiş çizgisine az bir zaman kala ayrılan önemli figürlerdi. İlerleyen günlerde Biden ve Trump’ın kasım ayına kadar sürecek olan kampanyalarını takipte kalacağım fakat onlara şu an yorum yapmak için erken olduğu kanısındayım. Trump’ın aynı seyirde devam edeceği kanaatindeyim. Umarım bu Corona denen virüs bir an önce sona erer ve tek derdimiz (!) ABD’nin yeni başkanının kim olacağı olur.

Kaynakçalar:

The New York Times
Politico
Politico
Politico
Politico
Politico
blank

Ülkelerin önemli tarihi yerlerine ne kadar hakimsin?

blank

21. Yüzyılın İnsanlık Suçu: Modern Kölelik