in

Avrupa’nın Son Diktatörlüğü: Belarus’un Tarihi Pazarı

         Belarus’un geçtiğimiz pazarı ülke adına ikna edici biçimde önemli bir gün haline gelmiş durumda ve üstüne konan her gün son seçimlerin kilometre taşı olduğunu doğrular nitelikte. Belarus’u iç savaşın kapısına kadar getiren olaylar zinciri nerden başlıyor ve başrolde kimler var? İnceleyelim.

         Ülkenin yönetiminde 1994’ten beri başkan Alexander Lukashenko bulunuyor ve kendisi Batı karşıtlığı ile tanınıyor. Kendisi de önceki hayatında bir eski Sovyet Askeri olan Lukashenko, Kremlin’in doğrudan bir müttefiki olarak tanınmıyor, kesin olan bir şey ülkesinde bugüne kadar yaptığı 5 dönem başkanlıkta ülke, mutlak bir otoriteye sahne oldu. Bu otoritede AB ve ABD dönem dönem seçimlerin adil yürütülmediğini ve medyanın baskı altında olduğunu iddia ederek bazı yaptırımlar uyguladı. Lukashenko döneminin en tartışmalı seçimi şüphesiz geride bıraktığımız Pazar yaşandı.

          Bu seçimde Lukashenko’nun karşısındaki aday son dönemlerde önceki rakiplerine nazaran muhalefeti birleştirme konusunda çok daha isabetli bir yol haritası çizmiş olan Svetlana Tikhanovskaya idi. Seçim kampanyasında başta Lukashenko’nun cinsiyetçi söylemleriyle karşılaşan aday, çok uzun zaman sonra Belarus’taki zayıf sesli muhalefete bir umut getirebilmiştir. Tikhanovskaya, başkanlık adaylığından önceki dönemde ülkede faal bir insan hakları aktivisti olup seçim dönemi boyunca eski dönemdeki ihlalleri gösterme konusunda başarılı olmuş, seçim sonuçlarından sonra tehditler aldığı ve güvende olmadığı gerekçesiyle Litvanya’ya gitmiştir.

       9 Ağustos’ta sandığa giden Belarus halkının akşam televizyonu açınca gördüğü sonuç yakalanan “dip dalgaya” rağmen önceki senelere çok fazla yansımamıştı. Zira Lukashenko toplam 4,661,075 oyla rakibi 588,622 oy alan Tikhanovskaya mutlak bir üstünlük sağlamış oluyordu. Uzun zamanın ardından Belarus halkı bu seçim sonuçlarını gerçekle uyumlu bulmuyor ve seçimlerin adil olmadığı iddiasıyla protestolara başlıyordu. Bu, çoğu Belaruslu’ya göre Lukashenko’nun 26 yıllık hükümranlığının en çok direnç gördüğü noktası olacaktı.

        Tikhanovskya’nın da sokağa inmesine ön ayak olan hareket sonucu Belaruslu protestocular, karşısında altıncı dönemin başında yirmi altı senenin en sert Lukashenko’sunu bulacaklardı. Herhangi bir biçimde ılıman bir tepkiye başvurmayan hükümet, her gün protesto alanlarından ve özellikle Minsk’ten binlerce protestocu topluyordu. Tabii ki işkence ve darp da masaya gelen iddialar arasında. Şu ana kadar anlamlı bir düşüş göstermeyen prostestolarda iki kişinin öldüğü ve binlerce yaralıyla on binlerce tutuklu olduğu biliniyor.

                                                                                    Kaynak: Euronews

        Seçimden sonra tarafların manevralarına gelecek olursak, Tikhanovskaya’nın güvenlik çekinceleri sebebiyle halihazırda  zaten Litvanya’da olduğu biliniyor ama muhalefetin adayı, yakaladığı momentumu kaybetmeme konusunda kararlı gözüküyor. Zira, geçen gün verdiği bir demeçte kendini “Belarus’un yeni lideri olmaya hazırım, sorumluluklarımın farkındayım” şeklinde anlatırken kendi iddiasına göre şeffaf bir seçimde en az %70 alacağını iddia etti. Buna karşılık Lukashenko ise dışarıdan ve içeriden gelen her türlü seçim yenileme teklifine tam olarak kapıyı kapatırken kendisinin “ölümüne kadar” başkanlıkta kalacağını ilan ediyordu. Yine de denkleme grevlerin girmesiyle beraber Lukashenko geri adım atmış gibi gözüküyor, zira karşı adayın son açıklamalarıyla beraber Lukashenko, belli şartlar altında iktidarı paylaşabileceğini söyledi. Buna göre Lukashenko, bir referandum ve buna bağlı anayasal değişiklikleriyle iktidarda paylaşıma gidebileceğini, ama ona bunu sokak protestocularının zorladığını değil, ülkenin ihtiyacı olduğunu düşündüğünden kendisinin tercih edebileceğini vurguladı.

                                                                                               Kaynak: Beehype

       Halihazırda zaten karmaşık olan denklemi Lukashenko’nun geçenlerde yaptığı bir açıklama çıkmaza soktu. Lukashenko, batı düşmanlığı ile bilinen bir başkan olmasına karşın bunun da üstüne çıkarak NATO’yu doğrudan ülkenin batı sınırında askeri hareketlilik nedeniyle suçladı, bunun hemen akabinde Stolenberg, yaptığı açıklamayla böyle bir askeri hareketliliği doğrudan reddetti. Yine aynı açıklamada Lukashenko, gerektiğinde, eski dostları Rusya’nın yardımını almaktan kaçınmayacağını söyledi. Bu açıklamaya bağlı olarak Rusya’nın da Belarus’a bir müdahale ihtimali doğmuş oldu. Tabii ki akıllara ilk gelen durum Euromaidan olayının fişeklediği Rusya-Ukrayna gerginliğinin sonucunda Kırım’ın ilhakı oldu. Bu iki olay arasında da ister istemez farklılıklar göze çarpmakta.

        Örneğin Euromaidan ile Ukrayna’nın Rus yanlısı başkanı Viktor Yanukovych’in indirilmiş ve yerine batı yanlısı bir görüşte olan başkan Poroschenko getirilmişti. Bunun üzerine artan Rusya-Ukrayna geriliminde Rusya, Kırımı, güvenilirliği tartışılabilir bir seçimde ilhak etmişti. Tabii bu iki vakadaki benzerlikler kendini başkanların ideolojilerinde gösteriyor. Bir Doğu Avrupa halkı daha “pro-Russian” bir devlet başkanına protesto için sokakta. Özgürlük Yürüyüşü adıyla Tikhanovskaya ile beraber AB’nin de seçimler konusundaki desteği ile protestoda olan halk, en azından şeffaf bir seçim sonucu elde edebilmeyi umuyor.

       Rusya’nın ise belirli noktalarda ilerideki hedeflerine zarar vereceğinden ötürü bu tarz bir eylem planına şüpheci yaklaştığı gerçek. Zira Euromaidan’dan farklı olmak üzere bu sefer Belarus muhalefeti, Rus karşıtı bir kimliğe sahip değil sadece son zamanlarda gelen destek dolayısıyla artık AB yanlısı olduğunu söylemek mümkün. Bununla beraber Rusya’nın ülke politikası olarak kendine işaretlediği varış noktası Belarus ile bir birleşme. Dolayısıyla, halihazırda Rusya karşıtlığı olmayan bir muhalefete bu kimliği kazandırmanın, geleceğe  akılcı bir yatırım olduğunu söylemek mümkün gözükmemektedir. Dolayısıyla, Kremlin’in şu anda “bekle ve gör” politikasını benimsediğini söylemek doğru olacaktır. Son gelişmelerle kendi yolunu bulabileceği ihtimal dahilinde olan Belarus politikasına giriş Rusya için kazancı az kaybı çok bir kumar haricinde bir şey ifade etmeyecektir.

Kaynakça:

  • BBC English

  • France 24

  • Euronews

  • Wall Street Journal

  • Sputnik

avatar

Yazar Ege Altunışık

Ankara Üniversitesi- Hukuk

blank

‘Foucault’un Biyopolitika’sı ve Covid-19 Süreci

blank

1. Haçlı Seferi ve Bizans Oyunları