in

Doğu Akdeniz’de Mat Yaptıracak Hamle

  Sanayi Devrimi ile birlikte enerji kaynaklarına olan ihtiyaç gün geçtikçe daha çok artmaktadır, bu duruma bir de tükenen rezervler sorunu da eklendiğinde diğer iki dünya savaşında olduğu gibi 3. Dünya Savaşı’nın da fitilini enerji açlığı ateşleyecek. Son yirmi yılda enerji kavgasına sahne olan yer ise güney sahillerimizi başlı başına kaplayan Doğu Akdeniz’dir. Son dönemde dünya enerji kavgasının yaşandığı en önemli bölge olan Doğu Akdeniz’de bulunan yeni petrol ve doğal gaz rezervleri, sadece bölge ülkelerinin değil aynı zamanda AB ülkelerinin, ABD’nin ve en son olarak Rusya’nın iştahını kabartmış durumda. ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS-US GeologicalSurvey)’e göre dünyanın en büyük doğal gaz yataklarından birinin Doğu Akdeniz olduğunu, bölgede toplamda 13.2 trilyon metreküp doğal gaz, 9 milyon metreküp LNG ve 3,5 milyar varil petrol olduğunu belirtmiştir. Nitekim her devlet bu iştah kabartan pastadan pay almak için kimi zaman diplomatik kimi zaman ise askeri gücünü gösteriyor. Artık fokurdama seviyesine gelmiş Doğu Akdeniz’de dengeler nasıl inşa edilmiş durumda?

  Bölgeye komşu olan devletler ardı ardına münhasır ekonomik bölgelerini ilan ettiler ve kıyıdaş ülkelerle karşılıklı kullanım antlaşmaları ve kıyıdaş olmaya ülkelerle ruhsatlandırma faaliyetlerine başladılar. İlk münhasır ekonomik bölge antlaşmasını Mısır ve Güney Rum yönetimi 2003 yılında yaptı. Daha sonra Kıbrıs Rum Yönetimi diğer kıyıdaş ülkelerle antlaşmalar yapmaya devam etti. Türkiye bu antlaşmaların Kıbrıs Türklerinin ve Türkiye’nin haklarının çiğnendiği gerekçeleri ile hukuksuz olduğunu savundu ve Birleşmiş Milletler’e taşıdı. Ayrıca kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını Birleşmiş Milletler nezdinde onaylattı. Türkiye’nin Birleşmiş Milletler nezdinde itirazlarına rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, 2007’nin başında on üç adet arama sahası ilan etti ve büyük petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçti. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz’de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO’ya arama ruhsatları verdi. Haritada görüldüğü (1 no’lu harita) üzere Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin güney (F ve G) parsellerini, Türkiye münhasır ekonomik bölgesinin ise güney doğusunu haksız yere işgal etmiş durumda. Rum Yönetimi ve ittifaklarının ikinci hamlesi ise bölgeden çıkacak doğal gazı taşımak için Akdeniz üzerinden bir boru hattı projesi.(2 no’lu harita) Bu hat çıkan doğal gazı Kıbrıs’ta toplayıp Kıbrıs’tan Girit’e, Girit’ten Mora’ya, Mora’dan ise Avrupa’ya götürmeyi amaçlıyor.

Görsel: tesad.org/1 no’lu harıta

  Ayrıca Rum Yönetimi ve Yunanistan bölgede komşu olmayan devletleri de o devletlerin şirketlerine ruhsat vererek denkleme dahil etti. En güncel hali ile Doğu Akdeniz’e komşu olmayıp şirketlerinin ruhsatlarını bahane ederek denkleme dahil olan devletler ABD, Rusya, İtalya, Fransa, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri. Doğu Akdeniz denklemi Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Libya ve Katar bunların karşısında ise Fransa, İtalya, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, İsrail ve Mısır bulunmakta ayrıca bu devletlere uzaktan destek veren Suudi Arabistan ve Birleşik Arap emirlikleri şeklinde kurulmuştur. Amerika Birleşik Devletleri ise bu krizde taraf tutmamakta, Türkiye ve Avrupa’yı bir paydada buluşturup kaynağı batıya aktarma derdinde çünkü ezeli rakibi Rusya sıcak denizlere indi ve onu ekonomik anlamda sıkıntıya sokmazsa sıcak denizlerde Amerika Birleşik Devletleri’nin NATO ile sağladığı düzeninin başına bela olacak. Rusya’yı en iyi onun temel geliri olan petrol ve doğal gaz gelirlerini elinden alarak, Avrupa’ya gaz satışının önüne geçerek sıkıntıya sokabilir.

Görsel: tespam.org/2 no’lu harıta

  EASTMED planı ise Doğu Akdeniz gazını Avrupa’ya taşımak ve Türkiye’yi denklem dışında tutmak için karşı taraf açısından iyi fakat maliyetli bir plan. Bu maliyetler yüzünden hat ilk imzaların atıldığı günden beridir sadece kağıt üzerinde kaldı. Fakat o gazı Avrupa’ya taşımak için başka bir yol var; Doğu Akdeniz’den çıkan doğal gaz Kıbrıs’ta toplansa, daha sonra Kıbrıs’ın kuzeyinden Mersin’e döşenecek boru hattı ile Türkiye’ye gelse, Türkiye’den de ülkenin halihazırda kuzey ve doğudan gelen ve Avrupa’ya doğal gaz taşıyan hatlarına dahil olsa Doğu Akdeniz kaynakları Avrupa’ya daha hızlı ve az maliyetli bir şekilde aktarılabilir ki yakın zamanda McClatchy tarafından yayımlanan ve Beyaz Saray duvarında asılı olan bir harita (3 no’lu harita) tam olarak bu planı öngörüyor. Fakat bu planı işler hale getirebilmek için ilk başta Türkiye ve İsrail’in aralarındaki buzları eritip aynı masada geçmişi ve bazı ideolojik sorunları unutup sadece Doğu Akdeniz’e odaklanması gerekiyor.

Görsel: mcclatchydc.com/3 no’lu harıta

  EASTMED boru hattı projesine sessiz kalmak Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz hakları için daha ilk hamlede mat olması demekti ama Türkiye şah çekti. Türkiye ve Libya arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması (4 no’lu harita) Doğu Akdeniz’de dengeleri Türkiye’nin lehine çevirmiş durumda. Bu anlaşma sayesinde Yunanistan’ın adaları kullanarak Girit Adası’nın doğusuna sarkması engellendi ve EASTMED boru hattına Girit Adası’nın doğusunda set vurdu.

  Deniz yetki alanlarının sınırlandırılması; iki veya daha fazla devletin, sahip oldukları ya da ilan ettikleri deniz yetki alanlarının çakıştığı bölgedeki deniz alanının bir anlaşma ile sınırlandırılmasıdır şeklinde tanımlanabilir. İlgili anlaşmayı hukuki açıdan değerlendirirsek; 1958 Cenevre Kıta Sahanlığı Sözleşmesi’nin 6. maddesine bakarsak “eşit uzaklık” ve “tarafların anlaşması” hükümleri yer almakta yine 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’nde de “hakkaniyete uygun çözüm” ve “anlaşma” hükümleri yer almaktadır. Ayrıca 1982 BMDHS Madde 121’de adaların münhasıran ekonomik bölgesine veya kıta sahanlığına sahip olmalarına karşı durmuyor fakat o adada insan oturmalı ve kendi kendini ikame ettirecek bir ekonomik gelire sahip olmalıdır diyor. Bu güne kadar verilen kararlarda ekonomik gelir, eşit uzaklık, hakkaniyet ve coğrafyanın üstünlüğünü kapatmama gibi şartlar çevresinde adalara kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge hakkı tanınmıştır. Türkiye-Libya anlaşmasında Yunanistan’ın Meis Adası’na dayanarak ilan ettiği münhasır ekonomik bölgesinin Türkiye ve Libya bölgelerinde çatışma doğurduğu için Türkiye ve Libya’yı kendi aralarında sınırlandırma anlaşması yapmasına yönlendirmiştir. Anlaşmanın birçok faydası var ama yukarıda da belirttiğim gibi en büyük faydası EASTMED boru hattının önüne set çekmesi oldu. Zaten maliyetli olan bu boru hattının önüne aynı zamanda bu şekilde hukuki zemini sağlam bir anlaşmanın çıkması Avrupa’nın EASTMED hattından daha fazla soğumasına Amerika Birleşik Devletleri’nin ise Türkiye planına daha fazla yoğunlaşmasına neden oldu. Fakat bu planın uygulanabilmesi için ortada büyük bir sorun var İsrail ve Türkiye arasındaki bozuk ilişkiler.

Görsel: stratejıkortak.com/4 no’lu harıta

  Türkiye, Libya ile anlaşma yaparak bu oyunda şah çekti ama oyunu kazanmak için daha fazla ses getirebilecek bir mat çekmesi gerekiyor. Diplomasi satranç tahtası gibidir her hamleni yaparken önceki yaptığın ve ileride yapacağın hamleleri düşünmelisin ayrıca hamlelerini duygusallıktan ve ideolojilerden uzak bir şekilde yapmalısın eğer bu oyunu bu şekilde oynamazsan tek bir hamlen seni galibiyete götürür ki Türkiye ve İsrail, 2010 yılından günümüze kadar hamlelerini hep böyle yaptı. Şu an İsrail, Doğu Akdeniz meselesinde karşı tarafta değil de Türkiye’nin yanında olsa 16 bin 344 kilometrekare daha fazla deniz alanına sahip olacak. Güney Kıbrıs Rum Kesimi münhasır ekonomik bölge içinde olan ve ruhsatlandırdığı birçok alana sahip olacak. (5 no’lu harita) Türkiye ise İsrail’in Türkiye lehine yapacağı lobi faaliyetleri ile haklılığını daha iyi şekilde anlatabilecek. Ayrıca Amerika Birleşik Devletleri’nin Türkiye lehine olan ama karşı tarafın gücünden dolayı istediği an devreye sokamadığı planı daha seri ve kolay bir biçimde devreye sokabilecek. Diplomasiler her zaman çalışmaz o zaman da devletler güç gösterilerine başlar, Türkiye güçlü bir orduya sahip ama karşısında birden fazla ordu olunca dengeler değişebiliyor ama Türkiye bu oyunda kendi gibi birkaç müttefike sahip olsa güç tekrar kendine geçer. İşte İsrail güçlü ordu ve sanayisiyle burada devreye giriyor bu müttefikliğe ayrıca İsrail’in baskısıyla Amerika Birleşik Devletleri dahil olsa ki olacaktır da o zaman dengelerin Türkiye lehine nasıl değiştiğini görebiliriz.

5 no’lu harıta

  Türkiye, belli bir dönem İsrail’e karşı sert tutumundan vazgeçip İsrail’e karşı zeytin dalı uzatırsa iki devlet Doğu Akdeniz konusunda masaya oturacaktır. İsrail ve Türkiye Doğu Akdeniz konusunda çıkarlarının örtüştüğünün farkında ve bazı meseleleri en azından şu dönemlerde rafa kaldırması gerekiyor. Eğer Türkiye bu oyunda İsrail ile masaya oturur ve Libya ile yaptığı anlaşmayı İsrail ile yaparsa bu oyunda görkemli bir mat yapar ve bütün her şeyi kendi lehine çevirir. İsrail ile yapacağı bu anlaşma diplomasi masasında da, askeri masada da Türkiye’yi güçlendirecek ve diğer devletleri de kendi lehine anlaşmalara ikna edebilecektir. Akdeniz artık kaynama noktasını geçti fokurdamaya başladı küçük bir kıvılcım 3. Dünya Savaşı’nı doğurabilir. İsrail, Türkiye için de karşı taraf için de joker eleman kim onu kendi tarafına çekerse bu oyunda matı yapacak. Hep beraber yaşayıp göreceğiz, Türkiye bu oyunda mat yapıp dengeleri kendi lehine çevirebilecek mi…

Kaynakça

Yaycı, Cihat. “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasında Libya’nın Rolü ve Etkisi”, Güvenlik Stratejileri/14, 2011
Doğru, Sami. “Deniz Alanlarının Sınırlandırılması Hukuku ve Doğu Akdeniz”, Yeni Deniz Güvenliği Ekosistemi ve Doğu Akdeniz, 248
kriterdergi.com, Ocak 2020, Yıl 4, Sayı 42
avatar

Yazar Şaban İbrahim Göksal

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi

blank

Frigya Devleti ve Medeniyeti

blank

‘Foucault’un Biyopolitika’sı ve Covid-19 Süreci