in

Doğu Akdeniz’de Neler Oluyor?

  2000’li yılların başında Doğu Akdeniz havzasında doğal gazın hammaddesi niteliği taşıyan hidrokarbon rezervleri bulundu.

  Tabii ki bu rezervler uluslararası hukuk çerçevesinde değil de uluslararası güç politikası çerçevesinde çıkarılarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Akdeniz’e kıyısı olmayan ülkeler ve ulusüstü örgütler bölgede çeşitli rollere bürünerek Akdeniz’deki rezervlerde söz sahibi olmaya çalışıyorlar.

  Son 10 yılda gazeteler ya da haberlerde gördüğünüz Ortadoğu coğrafyasındaki hadiselerin birçoğunun sebebi bu havzadaki rezervlerdir. Örneğin; Libya’da Kaddafi sonrası var olan iç karışıklık, Suriye’deki iç savaş, Rusya’nın Esad rejimini desteklemesi, ABD’nin PYD’ye yapmış olduğu yardımlarla bu örnekleri daha da artırabiliriz.

  Hukuki boyutuna geçiş yapmamız gerekirse size iki kavramdan kısaca bahsetmem gerekir. İlki;

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB): Denize kıyısı bulunan ülkelerin 200 mile kadar canlı varlıklardan ve deniz tabanında bulunan doğal kaynaklardan ekonomik olarak faydalanabilmeleri için ilan ettikleri bölgelerdir. İkincisi;

Kıta Sahanlığı: Denize kıyısı bulunan ülkenin coğrafi doğal uzantısı üzerindeki doğal kaynaklardan faydalanabilmelerini sağlayan, ilan edilmesine gerek olmaksızın kendiliğinden kullanılabilen bir haktır.

  Bu iki kavram ışığında şunu diyebiliriz: Mısır, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi kendi aralarında anlaşarak MEB ilan ettiler. Akdeniz’deki kıyı uzunluğuna bakılarak Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs yönetiminin bu uzlaşma masasına çağırılmadan böyle ötekileştirici bir şekilde Akdeniz üzerinde karar vermeleri, Türkiye’yi bu enerji piyasasına sokmamaya çalıştıklarını gösterir niteliktedir.

  Bunun farkına varan Türkiye ise kendiliğinden doğal hakkı olan kıta sahanlığını BM’ye bildirdi. Akabinde Libya ile deniz yetki alanlarının belirlendiği bir sözleşme yaptı. Böylelikle Güney Kıbrıs’ın ilan etmiş olduğu ve Türkiye’nin doğal hakkı olan kıta sahasında bulunan belirli rezerv bölgeleri çakışmış oldu.

  Aslında Güney Rum yönetimi, Kuzey Kıbrıs yönetiminin aksine dünyaca tanınan bir ülke olsa da Kuzey Kıbrıs yönetimi ile eşit olduklarına ve bağımsız bir ada devleti olduklarına yönelik aralarında çeşitli antlaşmalar mevcuttur. Bu nedenle Kıbrıs adasının güneyinde bulunan rezervler hakkında sadece Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin söz sahibi olamayacağının altını çizmek gerekir. Ama söz konusu rezervlerde sadece kendisinin söz hakkı var gibi hareket ettiğinden Kuzey Kıbrıs yönetimi de çeşitli yerlerde kendi MEB ilan etmiştir. Bu da Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs yönetiminin rezerv alanlarının çakışmasına sebebiyet vermiştir.

  Türkiye son birkaç yıldır kendi kıta sahanlığından taviz vererek Akdeniz’e kıyısı olan ülkeleri ortak bir MEB belirlenmesi için davet etse de Libya ve Kuzey Kıbrıs dışındaki yönetimler bu davete icabet etmeyip aksine tutum sergilemektedir. Örneğin; 2019 yılında İsrail, Filistin, Mısır, Lübnan, Ürdün, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan ve İtalya’nın enerjiden sorumlu bakanları bir araya gelerek Gaz Forumu oluşturdular. Bu forumun amacı ise Doğu Akdeniz’de bir enerji örgütü oluşturmak istemeleridir. Bunun yanı sıra Akdeniz’e tabanına yerleştirecekleri borular vasıtasıyla bu rezervi İtalya’ya taşımak istemektedirler. Ama çoğu yerli ve yabancı uzman bunun maliyetinin yüksek olduğunu ve bu taşıma işleminin Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasının daha az maliyetli olduğu görüşündedir.

  Türkiye’yi bu enerji piyasasından uzak tutmaya çalışan ülkeler bloğu, enerji konusunda ihtisaslaşmış çeşitli özel kuruluşlar (Shell, Total, Eni vb.) ile birlikte sismik araştırmalar ve sondaj çalışmaları yapmaktadır. Türkiye ise bu sismik ve sondaj çalışmalarını Türkiye Petrolleri A.Ş. ile yönetmektedir.

 Söz konusu Doğu Akdeniz’deki politik çatışmalar hala devam etmektedir ve bu, Ortadoğu’da aradığımız barışı geciktirir niteliktedir. Bu nedenle Akdeniz’e kıyısı olan devletlerin bu konuda uzlaşmaları gerekmektedir. Türkiye diğer ülkelerin kendi aralarında yapmış olduğu MEB anlaşmasını hukuki bir zeminde çözmeye çalışmalıdır. Türkiye bu sorunu Uluslararası Adalet Divanı önünde çözmek için adımlar atarsa kendiliğinden var olan kıta sahanlığı hakkı onu diğer devletler karşısında daha güçlü kılacaktır.

avatar

Yazar Cemil Dağ

Hukuk Fakültesi Mezunu

blank

Nostalji turuna çıkmaya ne dersin? Cevaplarına göre hangi yılların insanı olduğunu söylüyoruz!

blank

Ülkelerin önemli tarihi yerlerine ne kadar hakimsin?