in

Doğu Avrupa’nın Yeni Dönemi: Sovyet Sonrası

  Buhara, Minsk ve Taşkent’in ortak özelliği nedir? Hepsinin sosyalist yönetimin altında 20.yy’ın sonuna dek SSCB’nin bir parçası olmasıydı. SSCB, 1991’e kadar Doğu Avrupa bölgesinde gerçek söz sahibi olarak kabul edilmiş ve dağılmasıyla beraber, devamı olan Rusya Federasyonu hariç, tam olarak 14 devletin haritada bir anda yeniden belirmesine yol açmıştır. Bu tarihi olay, sadece 14 ülkenin siyasi haritada tekrar belirmesine değil, bu ülkelerin kendi ayakları üzerinde durabilme mücadeleri açısından da Doğu Avrupa’ya yeni bir soluk getirmiştir. Zira SSCB’nin sonu, o dönemde bağımsızlığını kazanan ülkeler için “post-socialism” dönemine de öncülük etmiş olup, Doğu Avrupa bir anda hızlı bir ideolojik değişime konu olmuştur. Bu ideolojik değişimi destekleyen ardıl değişimler kendini demokrasi, ekonomi ve sanat alanında da göstermiştir.

Görsel: Sıxth Tone

  1991’de dağılmanın kan dökülmeden yaşanmış olması sadece yanıltıcı bir unsurdur, zira dağılmayla beraber Asya’nın merkezinde Tacikistan İç Savaşı, Kuzey Kafkasya’da hala süren Çeçenistan gerginliği, Güney Kafkasya’da Abhazya Savaşı ve Karabağ Problemi ve nihayetinde Ukrayna-Rusya arasındaki tansiyon gibi problemler SSCB’nin dağılmasıyla ortaya çıkmış, bu çatışmalarda ise 196.000 insan hayatını kaybetmesine yol açmıştır.

  Demokrasi ele alındığındaysa 1991-2009 açısında kavramın bölgede önemli bir ağırlık kazandığını söylemek yanlış olmaz. Yapılan özel bir istatistiğe göre 1991 itibariyle Doğu Avrupa’nın demokratikleşme oranında devamlı bir artış gerçekleşmiş, bunun da SSCB’den dağılan ülkelerin demokratikleşme oranları ile paralel olduğu görülmüştür.

  Doğu Avrupa’nın bu değişimi Latin Amerika ve Güney Avrupa’ya benzetilebilirken ayrıldığı üç kritik nokta vardır. Bunlardan ilki Rusya Federasyonu’nun değişim dönemindeki hegemonyası olarak kayıtlara geçirilebilir. Mikail Gorbachev’in, o dönemde Doğu Avrupa’daki sosyalist modeli sona erdirmek değil, reformlarla beraber bir eski ortadoks komünizm modeline dönüştürmek istediği düşünülmekteydi. Bu noktada Doğu Avrupa’daki komünist partilerin meşruluklarını yitirmesiyle bu model sekteye uğradı. İkinci noktaysa ekonomiydi. Ekonomik kriz o dönemde Sosyalist Ekonomik Modeli oldukça hırpalamıştı ve dağılımın öncül sebeplerinden biri olmuştu. Bu ekonomik sarsılmayla ülkelerin iktidarlarındaki komünist yönetimler; krizi atlatmak adına liberalleşmeyi savunan reformistler ve söz konusu liberalleşmenin kendi partilerinin tekel statüsüne zarar vereceğini düşünen muhafazakârlar olarak bölündüler. Buysa hükümetlerin farklı çözümler benimseyerek farklı dönemlerden geçmesine yol açtı. Bununla alakalı bir başka durum ise kişisel mülkiyetin yokluğuyla söz konusu dönüşüm, önümüzdeki iki örnekten farklı bir sapmanın nedeni olmuştur. Zira, kişisel mülkiyet, otoriter rejimlere karşı kesin bir otonomi ve devlet müdahalelerine karşı koruma sağlayabilmiştir. Post-sosyalist sistemdeki yeni elitler de demokratikleşme ve Pazar ekonomisi kavramlarına da yazılanlara paralel olarak geçmeyi arzulamışlardır.

  Doğu Avrupa’daki ülkeler mercek altına alındığında genel olarak üç dönüşüm modeline rastlanmıştır. Bunlardan ilki rejimin öncüsü olduğu dönüşümdür. Bu modelde yeni ideolojide gelen iktidarlar, örneğin Polonya ve Macaristan, dönüşümü kendileri sağlamıştır. İkinci modelde, toplumun öncüsü olduğu değişimle karşılaşmaktayız, bunda ise, örneğin, Çekoslovakya, halktan gelen baskı sonucunda iktidarlar anlamlı reformlar tanıtmıştırlar. Sonuncu model ise Romanya hariç hiçbir ülkede görülmemiştir: Hükümeti Devirme Sonucu.

Görsel: pıcfaır.com

  Bütün bunlara dayanarak SSCB’nin dağılmasının coğrafya üzerinde neredeyse tepeden tırnağa her alanda devrim nitelikte gelişmelere yol açtığını söylemek yanlış olmaz. 14 adet “Successor” devlet, her ne kadar dağılmanın başında Rusya’ya Commenwealth of Independent States (CIS) ile bağlı olsalar da pazar ekonomisine yaklaşımları ve sosyalist/komünist partilerin iktidardaki gücünü yitirmeleriyle bir derecede bağlılıklarını kaybetmişlerdir.

Kaynakça

Roger Kenet-Projections About A Post-Soviet World
Laurel Miller and Others – Democratization in the Arab World: Eastern Europe and Soviet Era
Boris M. Pichugin- Eastern Europe and the Former Soviet Union
Samuel Goff- An Essay on “Post-Soviet” Term
avatar

Yazar Ege Altunışık

Ankara Üniversitesi- Hukuk

blank

Tarihin Seyrine Etki Etmiş 10 Kadın

blank

50’lerden Günümüze Gecekondulaşma ve Arabesk Müzik Kültürü