in

Neden Komplo Teorilerine İnanırız?

Dünyanın düz olduğunu düşünenlerden tutun, Elvis Presley’in hâlâ hayatta olduğuna inananlara… Hemen hemen her konuda birbirinden çok farklı komplo teorileri filizleniyor ve kimileri çok uçuk şeyler olsa da bu teorilere inanlar genelde azımsanacak sayıda olmuyor. Mart ayının gelmesiyle beraber birinci yılını ardımızda bırakacağımız “COVID-19” pandemisi, komplo teorilerine malzeme olmuş kocaman bir örnek. Bu süreçte virüsün kaynağıyla veya aşı çalışmalarıyla ilgili pek çok teori ortaya atılmıştı. Özellikle pandeminin ilk aylarında virüsle ilgili çok bir bilginin olmaması ve oluşan komplo teorilerinin sosyal medya gibi araçlarla hızla yayılabilmesi kocaman bir bilgi kirliliği oluşturdu. Herhangi bir kanıta dayanmamasına rağmen geniş kitlelere ulaşabilen komplo teorileriyle ilgili ilginç olansa, herhangi bir komplo teorisine inanan insanların, hiçbir alakası olmayan başka bir komplo teorisine de inanmaya daha yatkın olması (Alper et al, 2020, 3). Öyle ki, teoriler birbiriyle çelişiyor olsa da insanlar ikisine birden inanabiliyor (Wood et all, 2012, 771).

Herhangi bir temeli olmayan komplo teorilerine inanmak, kimi zaman bir probleme yol açmasa da bazen bu teorilerin doğru olduğunu varsayarak hareket eden kişiler, hem kendisini hem de çevresini olumsuz etkileyebiliyor. Örneğin pandemi sürecinde virüsün var olmadığına inanan bir kişi, maske takmayı veya kalabalık ortamda bulunmamayı reddederek virüsün yayılmasına ortam oluşturur. Bundan dolayı insanların neden bu gibi teorilere inandığını anlamak, başlangıç için güzel bir nokta olabilir.

Hayatta birçok durum özgür irademizle değiştiremeyeceğimiz şekilde akışını bulur. Hemen hemen her zaman sürecin böyle işlemeyeceğini biliyor oluruz, buna rağmen yine de kafamızda bir plan çizeriz. Bunun en temel sebeplerinden biri kontrol etme ihtiyacıdır. Çevremizde gerçekleşen olayların kontrolünü sağlamak, hiç değilse açıklamasını yapabiliyor olmak güven hissi oluşturur. Komplo teorilerinin de sağladığı şeylerden biri, kısmi bile olsa kontrolü ele vermesi ve durumu açıklayacak bir plan ortaya koyabilmesidir. Belirsizlik olan duruma öyle ya da böyle bir açıklama getirebilen komplo teorilerine inanma eğilimi artar (Alper et al, 2020, 3). Buna benzer olarak COVID-19’un ilk döneminde beraberine getirdiği belirsizlikler, konu hakkında birçok teori ortaya atılmasına olasılık tanımış olmaktadır.

Ayrıca insanın meraklı bir canlı olması, bizi yeni bilgilere açık hale getirir. Rastgele oluşan olaylarda bile bir örüntü kurmak ve onların birbiriyle ilişkili olduğunu düşünmek, belirsizlik durumunu ortadan kaldırmaya yarayacak bir açıklama oluşturmaya yardım eder (Douglas et al, 2018, 3). Bu yüzden komplo teorilerinin çoğunda da temelde bu noktaları birleştirerek “büyük resmi” görmeye çalışmak yatar.

Aynı zamanda bilişsel olarak sezgisel düşünme yerine daha analitik düşünebilen insanların da komplo teorilerine daha az inandığı söylenebilir. Bunun sebeplerinden biri, analitik düşünen bireylerin teorilere inanmak için kanıt arıyor olması olabilir. Çoğu komplo teorisinin yalnızca varsayımlara dayanıyor olması, analitik düşünme yerine içgüdüsel düşünen bireylerin inanmasına kapı aralar. Buna paralel olarak COVID-19’la ilgili komplo teorileri için de bu durum geçerli. Bir araştırma, kişilerin ne kadar “içgüdüsel” veya analitik düşünebildiğini ölçmek için tasarlanmış bir test olan bilişsel yansıma testinde daha iyi performans gösteren bireylerin, COVID-19’un bir kurmaca olduğuyla ilgili komplo teorisine daha az inandığını göstermiş (Stanley et al, 2020, 7). Yani daha analitik düşünen bireyler, COVID-19’la ilgili komplo teorilerine de daha az inanma eğilimine sahip oluyorlar.

Komplo teorilerine inanmada etkili olduğu düşünülen diğer faktörlerden biri de ideoloji ve dini inançlar. Tutucu kişilerin, komplo teorilerine inanmaya da daha çok yatkın olduğunu söyleyebiliriz (Alper et al, 2020, 5). Ayrıca daha dürtüsel olan kişilerin de COVID-19’la ilgili komplo teorilerine inanmaya daha meyilli olduğu tartışılmaktadır (Alper et al, 2020, 15).

Son olarak, komplo teorilerine inanmanın sosyal grubumuza ait olma ve topluluğumuzdaki yerimizi korumaya yardımcı olan bir tarafı da bulunmaktadır. Mesela negatif sonuçlar doğuran bir olay için kendimizin ait olmadığı grupları suçlamak, öz saygımızı ve benlik inançlarımızı güçlendirir. Bu varsayımı destekleyense komplo teorilerine inanmanın özellikle narsist insanlara daha çekici geldiğini bulan araştırmalardır (Douglas et al, 2018, 10). Ayrıca kimsenin fark edemediği ve genelde “çok gizli” olan bir durumu fark etmiş olma inancını sağlayan komplo teorileri, özgün bir birey olduğumuz fikrini besler. Bundan dolayı daha bireysel davranmayı tercih eden kişiler, ortamla uyum sağlamayı tercih eden kişilere göre bu tarz teorilere inanmaya daha yatkın olabilmektedirler (Douglas et al, 2018, 11).

Elbette ki ele aldığım karakteristik özelliklerin yanı sıra daha birçok epistemik, varoluşsal ve sosyal dürtüler; komplo teorilerine inanma üzerine etki edebiliyor (Douglas et al, 2018, 17). Kısacası komplo teorileri, psikolojik ihtiyaçları da beslediği için hemen hemen herkesin inanabileceği varsayımlar olabilir. Bu yüzden insanların bu teorilere neden inandıklarını anlamlandırmak, karmaşık olmakla beraber bu inançların doğurabileceği zararlardan kaçınmak adına önemli bir adım olarak karşımıza çıkıyor.

Kaynak

Alper, S., Bayrak, F., & Yilmaz, O. (2020). Psychological correlates of COVID-19 conspiracy beliefs and preventive measures: Evidence from Turkey. Current Psychology. https://doi.org/10.1007/s12144-020-00903-0

Douglas, K., Sutton, R., Cichocka, A. (2019). Belief in conspiracy theories: Looking beyond gullibility. Social Psychology Textbook. DOI: 10.4324/9780429203787-4

Stanley, Matthew L.; Barr, Nathaniel; Peters, Kelly; Seli, Paul (2020). Analytic-thinking predicts hoax beliefs and helping behaviors in response to the COVID-19 pandemic. Thinking & Reasoning, (), 1–14.         doi:10.1080/13546783.2020.1813806    

Wood, M. J.; Douglas, K. M.; Sutton, R. M. (2012). Dead and Alive: Beliefs in Contradictory Conspiracy Theories. Social Psychological and Personality Science, 3(6), 767–773. doi:10.1177/1948550611434786

Podcast: Bu İnsanlar Neden Böyle? Bölüm: Komplocular Kafayı Mı Yemiş? Sinan Alper

avatar

Yazar Eda Can

Seyahat etmeyi ve klasik romanları seven bir psikolog.

blank

Hangi Uyku Metodunu Uygulamalıyız?

blank

Post-Modern Edebiyata Taze Kan: Barış Bıçakçı