in

Son Münazara: ABD Çıkmazı

 İşte vakit geldi çattı.

Şimdi seçim zamanı. Dünyadaki “dengeleri” değiştirecek büyük seçimlerden birisi kabul edilen Amerika Başkanlık seçimlerinin, kasım ayının üçüncü gününde yapılması planlanıyor. Bu seferki seçimde diğerlerine nazaran daha farklı bir etken olan Covid-19 var. Seçimlere katılım oranı yaklaşık %55.5 olan ülkede bu sene katılımın posta yoluyla oy verme sayesinde  oranın yükseleceği düşünülüyor. Zaten çok da yüksek olmayan oran, halkın temsilini bu sefer daha iyi gösterecek gibi duruyor. Seçime ramak kala en çok dikkati çeken etkinliklerden olan son başkanlık münazarası idi. İki başkan adayı da 2020 ABD seçimleri için kampanyalar yapıyor, pandemi nedeniyle birçok online etkinlikler düzenliyor. Bu münazaralarda 2 başkan karşı karşıya gelip bir moderatör eşliğinde kendi kampanyasını ve başkanlığını savunuyor.Münazarada başkanlar çağırılırken COVID-19’u yenmiş Trump ve rakibi Biden’daki fiziki özellikleri göze çarpıyordu. Trump, pandemi başlamadan önce söylediği “geçer gider, grip gibi bir şey” söylemini doğrularcasına maskesiz ve rahat bir şekilde orada bulunuyordu. Biden ise bilim insanlarına duyduğu güveni, ki kampanyasının yarısı bunu içeriyor, maske ile sahneye çıkıyor ve sahnede maskesini çıkarıyor. Bu farktan yola çıkarak Trump’ın ve Biden’ın Çin’e; ekonomiyi açıp açmamaktaki çıkmaza, sağlık sistemine bakışı hakkında çıkarımlarda bulunabiliriz.

Görsel: Julıo Cortez

Trump, göreve geldiğinden pandemiye kadar olan süreçteki ekonomik başarıları içeren, işsizlik oranlarındaki rekor düşüşü önceleyen; bu ekonomik başarıyı ise yaptığı uluslararası anlaşmalar ve diplomasi yeteneğine (Çin ile Ocak 2020’deki anlaşma) dayandıran bir kampanya sürdürüyor. Bunun dışında liberal demokrasilerde var olan kurumların halka bir fayda vermediğini bu yüzden bu kurumların üstünde olduğunu ve halkını bu kurumlardan koruduğunu gösteren bir imaj çiziyor.

 Biden, deneyimli bir senatör ve 8 yıl halkı kazanmış bir başkan olan Barack Obama’nın yardımcılığını yapmış birisi olarak Trump ile kesin zıtlıklar çiziyor. Kampanyada Biden’ın ne kadar sıradan bir insan olduğu, herkes gibi ailesinin klasik bir Amerikan ailesi olduğu vurgulanıyor. Kampanyada Trump güvenilmez ve ne yaptığı belirsiz bir insan olarak çiziliyor. Bununla pandemi gibi krizlerde aranan güvenilir, sağduyulu, samimi bir lidere ihtiyaç duyulduğu hissettirilip Amerikan halkına “düzgün münasıp insan” olarak Biden sunuluyor.

Görsel: Julıo Cortez

Münazarada 6 ana konu başlığı vardı: pandemi, ulusal güvenlik, ekonomi ve hane halkı ekonomisi, Amerika’da ırkçılık, iklim değişikliği, göç sorunu.

 Pandemi, münazara boyunca arka planda etkisini sürdüren bir konuydu. Trump, pandemi konusunda akademik çalışmaların sadece ABD’de 2 milyon ölüm öngördüğünü fakat bu sayının şu an 200 bin olduğunu söyledi. Bunu yaparak karşıdan gelebilecek “daha az zararla daha az ölümle pandemiyi kontrol altına alabilirdik” gibi bir söyleme karşı gard almış oldu. Bunun yanında uluslararası karşılaştırmalar yaparak da kendi yönetiminin pandemiyi kontrol altına almak için her şeyi yaptığını vurguluyor.Biden, karşılık olarak günlük vaka sayılarının çokluğundan ve öngörülen ek olarak 200 bin ölümden bahsetti. Trump’ı sorumluluk almamakla suçladı. Maske kullanımının Trump yönetimi tarafından uzunca bir süre desteklenmediği gerçeğiyle birlikte maske kullanımının 100 bin hayatı kurtarabileceğini söyledi. Pandemi hakkında genel olarak tek bir savı vardı. Trump’ın bu gibi bir kriz anında plansız olduğunu ve ABD halkının öngörülemez bir sürece terk edildiğini anlattı.

Biden, Trump’ın daha önceki öngörülerinden de bahsetti. Paskalya’ya kadar biter, grip gibi bir şey gibi sözlerin Trump’a ait olduğunu, bir liderin bu gibi konularda böyle öngörüsüz ve plansız olmaması gerektiğini tekrar vurguladı.

Trump ise Biden’ı domuz gribi sürecinde başkan yardımcısı olduğunu hatırlatarak süreci kötü yönettiğini iddia etti. Ayrıca, Biden pandemi döneminde başkan olsaydı daha yavaş davranırdı, diyerek liderliğin hızlı hareket edebilmek olduğunu söyledi.

Biden ise Trump’ın ülkeyi tekrar açmanın plansız şekilde yapıldığını, güvenli ve pandeminin yarattığı sorunların tekrar yaşanmadığı bir açılma süreci için belli standartlara ihtiyaç duyulduğunu fakat hali hazırda kan kaybeden kamu ve özel iş yerlerinin bu standartlara uyabilmek için yeterli ekonomik kaynağa sahip olmadığını söyleyerek Trump’ın yeni teşvik paketini reddediğini hatırlattı. Sonrasında Trump’ın lümpenliğini taklit ederek Amerikalılara tekrardan “nasıl” bir başkan seçeceklerini gösterdi.

Bu tartışmanın sonlarında doğru Trump’ın New York valisine yönelttiği eleştirilerin karşılığında Biden birleştirici bir üslupla ve en önemlisi Obama’nın meşhur sözünü de anımsatırcasına “Eyaletlere kırmızı veya mavi olarak bakmıyorum, benim için her yer aynı, her yer Amerika.” dedi.

Bundan sonraki tartışmalar klasik Cumhuriyetçi-Demokrat tartışmalarından farklı olmadı.

Ulusal güvenlik konusunda Biden şahin bir dış politikayı öncelerken Trump kendine has dış politikayı yücelterek ABD ile bozuşanın sonu kötü olur gibi bir söylem yarattı ve eleştirdi: Obama döneminde Kırım’ın ilhak edilmesinde Obama yönetiminin Ukrayna ile sivil ticaret anlaşmaları yapmasını eleştirdi. Kendi döneminde Ukrayna’ya ağır silahların satıldığını vurguladı.

Çin konusunda ise Biden uluslararası hukuktan bahsederek Trump’ın uluslarası hukuka uymayanlar ile dost olduğunu söyledi.

Trump ise Çin’e hali hazırda bir bedel ödettiğini hatırlattı. Çin’le yaptıklarını anlaşma sonucunda Amerikan çiftçilerine ve çelik sanayiine destek verdiğin söyledi. Fakat Biden bu paraların vergi mükelleflerinin parası olduğunu söyledi fakat bu polemiği daha da derinleştirmedi.

Ekonomi konusunda ise tabii ki ilk olarak sağlık sistemi konuşuldu. Trump, somut bir vaat olarak Obamacare yerine başka bir politikayı getireceğini söyledi. Biden’ı ise ABD’deki sağlık sistemi ile ilgili 47 yıllık siyaset hayatında hiçbir şey yapmamakla suçladı.

Biden ise Obamacare’i savundu ve bunu geliştirmeyi vadetti. Halkın seçeceğini savundu.

Amerika’da ırkçılık konusunda ise genel olarak Trump, Biden’ın şimdi kurumsal bir ırkçılık olduğunu kabul etse bile bununla ilgili bir şey yapmayacağını söylüyor. Biden’ın nasıl bir insan olduğunu vurguluyor 1994’te geçirdiği yasa ile. Ayrıca siyahilere “superpredators” dediğini iddia ediyor.

Görsel: Getty Images

İklim değişikliği konusunda da tosladığı nokta şu: yeşil enerji güzel fakat pahalı vs. Pahalı değil, iki işi aynı anda başarabiliriz.

Trump, hali hazırda karbon emisyonunu düşürdüğünü söylüyor ve uluslararası anlaşmalardaki ikiyüzlülükten bahsediyor. “Çin kömürleri santrallerde tüttürürken ben bu yükün altına neden gireyim?” diyor.

Biden ise klasik Keynezyen teoriye dayanarak bu yeşil enerji atılımlarının birçok iş yaratacağını söyleyerek yeşil enerjinin aslında halka çok fazla maliyetli olmadığını iddia ediyor.

Trump’ın bu konuda demokrat partinin “radikal sol” tarafını öne çıkarması (AOC + 3) Biden yönetiminde DP’nin içindeki klikler radikal ajandalarını öne sürebilir tehdidini hissettiriyor.

Münazaradaki son soru ise bugün başkan seçilseniz seçmenlerinize ne söylersiniz?

Görsel: Chelsea Stahl

Trump, bir başarı hikayesi yazdığını belirterek başarının ABD halkını birleştirebileceğini söylüyor.

Biden ise kendini ön plana çıkararak sözel bir şekilde “Ben herkesi temsil ediyorum, ABD’yi özüne döndüreceğim.” diyor.

Kısacası, şu ana kadar PredictIt gibi tamamen tarafsız bahis siteleri dahil tüm medya kuruluşları, thinktankler Biden’ın başkanlığı elde edeceğini öne sürüyor. Ben medyaya, anketlere çok güvenmiyorum çünkü ABD’de bugün Trump destekleyicisi olarak yaşamak büyük bir dışsal baskı oluşturuyor. İnsanlar Trump’ı desteklediğini belirtmiyor. 2016 seçimlerinde olduğu gibi son güne kadar Clinton anketlerde önde götürürken seçim günü Trump büyük bir zafer kazanmıştı. Bu yüzden ABD seçimleri oluşan politik kültür dolayısıyla bir gizem haline geldi. Bir şeyleri tahmin edebilmek çok zor. Fakat bu zorluk, Trump’ın ülkede büyük bir destek bulması tabii ki halkın sebep olduğu şeytanca bir şey değil. Demokrat Parti’nin bunu algılayıp yeni politika yapım süreçlerine girişmesi gerekiyor. Yeni bir siyaset anlayışı ile yıllardır çözülmeyen sorunları uzlaşımsal bir biçimde çözüme ulaştırmaya çabalaması şart.

Bu yazıyı yazmamda bana analizleriyle katkıda bulanan editörlerimiz Bedirhan Akay ve Şebnem Yaren’e teşekkürlerimi sunarım ve siz okuyucumuza iyi okumalar dilerim…

blank

Cumhuriyet Notaları

blank

Hangi ABD başkan adayısın?