in

TRUMP’IN 3 KAVGASI

“SARI SAÇLARINDAN SEN SUÇLUSUN”

   ABD salgından etkilenmeye devam ederken Trump’ı da ciddi kararlar alacağı bir süreç bekliyor. Ciddi kararlar almakta  zorlanmadığını bildiğimiz Trump’ın, bu kez hem virüsle hem medyayla hem de valilerle savaşırken bu ciddi kararları nasıl alacağı ise merak konusu. Kasım seçimlerine az bir süre kalmışken rakibi belli olan Trump, bir yandan da demokratlarla kavgaya devam ediyor.

 ABD’de veriler salgının yayılmasında belirli bir yavaşlama olduğunu gösterirken eyaletlerin valileri de ekonomiyi yeniden işler kılmak için çalışmalara başlamış durumda. Ancak ekonomiyi yeniden açma kararını kimin vereceği ise tartışma konusu. Başkan Trump, ekonomiyi açma kararının kendisine ait olduğunu söylerken eyalet valileri de bu yetkinin kendilerinde bulunduğunu söyleyerek Trump’la karşı karşıya gelmiş durumda.  ABD için ciddi kararlar alınması gereken bir sürecin geldiği ortada ancak bu kararı kimin alacağına dair tartışmalar da bir yandan devam ediyor.

  Göreve geldiği günden bu yana ekonomi kozunu kullanan ve ABD’nin ekonomik çıkarlarını her fırsatta öncelediğini söyleyerek ABD vatandaşlarına hak ettiklerini geri vereceğini belirten Trump için salgın sürecinde de ana gündem ekonomi.

 ABD’de Nisan sonunda işsizlik fonuna başvuran kişi sayısının 20 milyona yaklaşması bekleniyor. Ekonominin kapalı kaldığı sürenin uzaması halinde bu sayının daha da artacağı ortada. ABD Hazine Bakanlığı’nın açıklamasına göre tecridin Haziran’a kadar uzaması durumunda 37 milyona yakın yeni işsiz ortaya çıkacak. Bu da hem Trump’ı hem de federal yönetimleri harekete geçirmiş durumda. Her iki tarafta ekonomiyi yeniden açmak konusunda hemfikir olsa da ne zaman açılacağı konusunda tartışmaya devam ediyorlar. Başkan Trump, Paskalya Bayramı’nda ekonomiyi yeniden açmayı düşünmüştü ancak bu planı gerçekleşmedi. Ardından Nisan sonunu işaret eden Trump’a, Beyaz Saray’ın virüse karşı kurduğu birimin başında yer alan Dr. Anthony Fauci’den itiraz geldi. Dr. Fauci, Mayıs ayının ortalarından önce böyle bir şeyin mümkün olmayacağını söyleyerek Trump’ın planına karşı çıktı ancak Trump Kasım seçimlerine giderken onlarca milyonluk işsizler ordusundan oy istemeye niyetli değil ve bu durumu düzeltmek istiyor.

 Demokrat New York valisi Andrew Cuomo ile tartışan Trump’ın manevra alanı da daralmış durumda. Şiddetli bir şekilde başlayan tartışma Cuomo’nun ABD çapında popülaritesinin artması ile beraber Trump’ı yumuşamaya itti ve Trump, Cuomo ile uyumlu bir şekilde çalıştıklarına dair açıklamalar yapmaya başladı ancak vali Cuomo ise sert söylemlerine devam ediyor. Bir basın toplantısında Trump’ın basın toplantılarını izlemediğini ve Trump’ın basın toplantılarında kibirli, cahil bir şekilde konuştuğunu söyleyen Cuomo, Trump’a karşı geri adım atmayacağını gösterdi. Cuomo’nun artan popülaritesi ile beraber adı da başkanlıkla anılmaya başlandı. Bu da meseleyi yöntem ve siyasi alanda yaşanan bir rekabetten çıkartarak ikili arasında kişisel bir rekabete dönüştürdü. Eyaletler ve federal hükümet arasında yaşanan bu gerginlik Türkiye’de Ankara ile İstanbul arasında yaşanan rekabete/gerginliğe de benzetilebilir.

  Medya sık sık Trump’ın istihbarat kurumları tarafından virüse karşı uyarıldığını ve Trump’ın bu uyarıları ciddiye almayarak salgına karşı kriz yönetiminde geç kaldığına dair haberler yaparken Trump’ta medyaya karşı agresif söylemlerde bulunmaya devam ediyor. ABD medyasında sık sık Trump’a yakın isimlerin bilgi sızdırdığına ve Trump’ı eleştirdiğine dair haberler var ve Trump yakın çevresinden, kendi atadığı isimlerden bu tarz çatlak sesler çıkmasından pek memnun değil ve ihanete uğramış hissediyor. Yakın zamanda Trump’a yakın haber kanallarından olan FOX News’da Trump’a yönelik eleştirilerin yer aldığı makalelerin tartışılması da Trump’ı kızdırmış durumda. Göreve geldiği günden bu yana 4. ulusal güvenlik danışmanıyla çalışan Trump’ın çevresine ne kadar güvendiği ise bir tartışma konusu.

 Salgının ABD’de yayılmaya başladığı ilk günlerde virüse “Chinese virus” diyerek Çin’e karşı sert tavrını sürdüren Trump bu tavrıyla sık sık eleştirilmişti. Trump, Çin devlet başkanı Xi Jing Ping ile yaptığı telefon görüşmesinden sonra “Chinese virüs” söyleminden vazgeçerek corona virüs dese de bu kez hedefine Dünya Sağlık Örgütü’nü koyarak doğrudan Çin’i eleştirmek yerine DSÖ üzerinden eleştirilerine devam etti. Salgınla mücadelede geç kalmakla suçlanan Trump bu geç kalmanın sebebini DSÖ’nün Ocak ayı boyunca Çin’den aldığı bilgilerin yarattığı dezenformasyon olarak gösteriyor. Ayrıca yalnız Trump değil ABD’deki Demokratlar’da Çin’in salgın hakkında dünyaya bilgi vermekte geç kaldığını söyleyerek Çin’in kapalı rejimine eleştirilerde bulundular. Bu da ABD-Çin rekabetinde artık bazı şeylerin değişmeyeceğini gösteriyor. Türk kamuoyunun da yakından tanıdığı bir isim olan Cumhuriyetçi senatör Lindsey Graham’ın yakın zamanda yaptığı açıklamalar ise bu rekabetin ABD’de çok ciddi bir şekilde tartışıldığının bir kanıtı. Senatör Graham katıldığı bir TV programında Çin’in ABD Merkez Bankası’ndan aldığı tahvillerin ve bonoların parasını ödememeyi teklif etti. Graham’a göre ABD 500 milyar dolara yaklaşan Amerikan Merkez Bankası bonosunu geçersiz kılıp borcunu ödemeyerek Çin ekonomisini ciddi zarara sokabilir. Elbette böyle bir şeyin gerçekleşmesi olası görünmüyor ve kulağa çılgınca geliyor ancak böylesine radikal bir örneğin Amerikan siyasi merkezinde dillendirilmesi önemli bir mesele.

 Hem ABD’nin hem de kendi imajının zarar gördüğünü düşünen Trump agresif davranmaya devam ediyor. Öyle ki yakın zamanda ABD’nin DSÖ’ye ödemesi gereken 500 milyon doları ödemeyeceğini belirterek örgütü Çin tarafından kontrol edilmekle suçladı. Trump’ın uluslararası kurumlara karşı daha önce de bu tarz eylemler de bulunduğunu biliyoruz. AB’yi ABD’yi soymakla suçlayan, DTÖ’yü Çin’e karşı gerekeni yapmadığı için eleştiren, OPEC’i ABD’nin çıkarlarına ters düştüğü için gereksiz bulan Trump kriz sürecinde de “first America” söylemine uygun şekilde davranmaya devam ediyor.

 Salgına karşı kriz yönetimiyle sık sık eleştirilse de Trump’ın agresif tavırları inatçı tabanında karşılık buluyor. Akıllı bir şekilde virüsle Çin’i bir araya getiren Trump tabanını konsolide etmiş durumda. ABD medyasında Trump’ın salgından siyasi anlamda zarar görerek çıkacağını söyleyen pek çok yazı var ancak bu durumun tam tersi olması da muhtemel. Mart ayı içerisinde yapılan NBC News/Wall Street Journal anketine göre Cumhuriyetçi seçmenin %81’i başkanın kriz yönetimini beğeniyor. Bu da Trump’ın seçmeninin ne kadar inatçı olduğunu bir göstergesi. 

 Donald Trump, 1970’lerde başladığı iş  kariyerinde ciddi başarılar ve ciddi krizler yaşadı. Manhattan ve New York’ta önemli işlere imza atan Trump aynı zamanda iflaslarla da mücadele etmek zorunda kaldı ancak Trump’ın bu kez onu iflastan kurtarmak için kumarhanesine 2 milyon dolar verecek bir babası bulunmuyor ve ABD ekonomisinin kurtarılması için de daha fazlasına ihtiyacı var. Başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günden bugüne sürekli ABD’nin düşmanlarıyla savaştığını söyleyen Trump bu kez gerçekten çok ciddi bir düşmanla karşı karşıya ve salgına karşı ciddi bir savaş veriyor. Kriz yönetimiyle eleştirilen Trump aynı anda hem virüsle hem medyayla hem de eyalet yönetimleriyle kavga ediyor ve birçok cephede aynı anda mücadele etmek zorunda kalıyor.  Trump içinde bulunduğu kriz ve agresif tavırlarıyla fenomen dizi Sopranos’un başrolü Tony Soprano’ya benzetilebilir.

blank

Gökyüzü İçin ya da Göğe Doğru

blank

Bir Ötenazi Savunması