in

Uncle Bernie: Amerika’da Bir Sosyalist

  ABD’de Demokrat Parti’nin adayı belli olmuşken Bernie Sanders’ın adını bir kez daha anmak ve hakkını vermek gerekiyor. İlerleyen yaşına rağmen Sanders, dinamik bir kampanya ile beraber aday adaylığı yarışını sonuna kadar götürdü ve mücadeleyi bırakmadı. Bernie Sanders’ın söyledikleri, yapmak istedikleri ABD’de kimilerine göre düşünülmekten korkulan şeylerdi. Kapitalizmin bir devlet dini haline geldiği bir ülkede sosyalist olduğunu söylemekten çekinmeyen Sanders için Beyaz Saray artık uzak bir ihtimal ancak Bernie Sanders, söyledikleri ve yapmak istedikleriyle kısaca geride bıraktıkları ile ABD’de bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşünenlere umut oldu.

  Demokratlar için nihai amaç Trump’ı devirmekti ve çıkacak adayın yapmak istediklerinden, söylediklerinden çok Trump’ı devirme ihtimali üzerinden hareket ederek Obama döneminin başkan yardımcısı, tecrübeli ve müesses nizamı temsil eden Joe Biden’ı seçtiler. Sanders, Biden’a karşı yarıştan çekildi ancak Trump’ı devirmek için Biden’a destek vereceğini açıkladı. Bu desteğin Biden’ın seçimi kazanması durumunda Sanders için ya da partinin sol kanadı için bir yararı olur mu bilinmez ancak bundan sonrası için Sanders’ın yarattığı etki Demokrat Parti içinde sol kanadın sesinin daha gür çıkmasını sağlayacaktır.

  Sanders’ın aday adaylığı için yarıştığı Demokrat Parti ile ilişkisi araçsaldı ve başkanlığa giden süreçte çekirdeğini liberal/kapitalist bir yapının oluşturduğu partide mücadelesine devam etti. Sanders, Demokrat Parti elitlerine karşı mesafeli ve sitemkardı ancak Sanders’ın yarattığı etki partinin Sanders’ın söylemlerine kulak vermesine neden oldu ve parti içinde bayrağı devredeceği bir sol kanat bıraktı.

  Kimilerine göre Trump gibi bir ne yapacağı belli olmayan birini koltuktan indirip yerine Sanders gibi radikali oturtmak gereksizdi ve gerekirse Sanders’a karşı Trump’ı tercih etmek daha doğruydu. Sanders parti içinde üvey evlat muamelesi gördü ve başarı kazanması parti elitlerini rahatsız etti. Demokrat Parti elitleri de Sanders’a karşı Joe Biden’ı desteklediler.

Görsel: Rıck Wılkıng/Reuters

  Sanders’ın söyledikleri Amerikan siyaseti için radikal vaatlerdi. Üniversite eğitimini ücretsiz yapmak, trilyon dolarlık üniversite borçlarını silmek, herkese ücretsiz sağlık hizmeti sağlamak ve milyonerlere servet vergisi getirmek gibi vaatleriyle Sanders, pek çok kişiye göre imkânsız şeylerden bahsediyordu. Sanders’ın demokratik sosyalizm adını verdiği bu sistem aslında İskandinav ülkelerinde gördüğümüz sosyal demokrasi modeline denk düşüyor ve Sanders’ın vaatlerinin büyük bir bölümü dünyanın farklı yerlerinde pek çok devlet tarafından uygulanan politikalar. Kısaca Sanders’ın işi kolay değildi hem parti içindeki rakiplerle hem de yerleşik düzenle savaşması gerekiyordu. 2016 yılında Trump’ın da bu yerleşik düzenle savaştığını ve kazandığını da unutmamak gerek.

  Sanders, dinamik kampanyasıyla yarışa hızlı bir giriş yaptı. 2019 boyunca 96 milyon dolar bağış toplayarak rakiplerini geride bıraktı. Üstelik bu rakama 18 dolarlık 5 milyon adet bağışla ulaşılmıştı. Sanders’ın seçim kampanyası için çalışanların %71’ini kadınlar oluşturuyordu. İklim krizinden, ücretsiz eğitim ve sağlık hizmetinden, işçi sınıfından ve sosyalizmden bahsettiği mitinglerinde hareketlilik çok yüksekti ve Sanders rüzgarı arkasına almıştı, nitekim anketler de bunu doğruluyordu. Rüzgar esmeye devam etse de demokrat adaylar arasında yapılan ön seçimlerde durum tersine dönmeye başladı. Rakamlar Sanders’ın kampanyasının aksayan yönlerini ortaya çıkarmıştı. Örneğin Sanders’ın siyahi seçmene 2016 seçimlerinde olduğu gibi bu seçimde de ulaşamadığı bir kez daha anlaşıldı. Üstelik 2016’da Clinton’u mağlup ettiği bazı eyaletlerde Biden’ı geçememişti. Biden ılımlı bir aday olarak her kesimin oyunu almaktaki başarısıyla Demokrat Parti elitlerinin güvenini kazanmaya devam ederken diğer aday adayları da Biden lehine yarışta çekilmeye başladı. Mart ayında yarıştan çekilen Elizabeth Warren’ın, Sanders’a destek vereceğini açıklama ihtimali belki bir şeyleri değiştirebilirdi ama bu gerçekleşmedi. Yarıştan çekilen Warren, kimseye desteğini açıklamamıştı ki zaten Sanders’ı cinsiyetçilikle suçlamış ve ikili arasında bir TV münazarasında sözlü tartışma yaşanmıştı. Warren’ın bu tavrı beni şaşırtmadı. Sanders parti içinden destek bulamazken kuvvetli rüzgarda yerini hafif bir melteme bıraktı ve Sanders, Nisan ayının başında yarıştan çekildiğini açıkladı.

  Demokratların başkan adayı olan Joe Biden yakın zamanda Sanders’ı telefonla arayarak ondan Trump’a karşı mücadelesine yardım etmesini istedi. Kimileri bunu Biden’ın seçimi kazanması durumunda Sanders’a hükümette görev verebileceğine yorarken kimileri de partinin sol kanadının ve asla Biden’a oy vermem diyen Sanders seçmeninin konsolide edilmek istenmesi olarak yorumladı. Belki Sanders olmayabilir ama ben Biden’ın başkan yardımcılığı için Warren ismine sıcak bakacağını düşünüyorum ki Biden’da eğer seçimi kazanırsa başkan yardımcısının bir kadın olacağını söyledi.

Görsel: twıtter.com/bernıesanders

Sanders nerede yanlış yaptı?

  Sanders, bu seçimde de siyahların oyunu alamayarak ciddi bir sınavı geçemedi. Siyahi başkan Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Joe Biden ise siyahi seçmenin oyuyla yarışta bir adım öne geçti. Sanders, 2016’daki rakibi Hillary Clinton’u Washington’da %72,72 ile geçerken bu kez Biden’a karşı %36,5’de kaldı. Sanders, katıldığı pek çok seçimde 2016’ya göre oylarını kaybetmiş durumdaydı. Siyahlardan sonra beyaz işçi sınıfı da Sanders yerine Biden’ı tercih etmişti. Sanders’ın etkisi ve alanı 2016’ya göre genişledi ve daha fazla kişiye ulaştı ancak rakamlar hareketin 2016’ya oranla gerilediğini göstermekte. Burada Sanders’ın vaatlerinin etkisini yitirdiğini söylenebilir ya da Biden faktöründen bahsedilebilir. Hillary Clinton’un pek çok demokrat seçmen tarafından tercih edilmeyerek oyların tepkisel olarak Sanders’a gitmiş olması muhtemel. Şimdi ise o emanet oylar ılımlı ve Obama döneminde görev almış Biden’a gitmiş durumda.

  Biden aynı anda hem siyahlardan hem de siyah karşıtı beyazlardan oy alabiliyor. Burada Biden’ı suçlamak doğru olmaz çünkü ABD’de seçim kazanmak istiyorsanız aynı anda birden fazla kişi olmanız gerekiyor. Biden siyahların yoğun olduğu eyalette farklı bir Biden, beyazların yoğun olduğu eyalette farklı bir Biden. Sanders ise her yerde aynı Sanders. Biden’ın siyaseten daha tecrübeli olmasından gelen pragmatizmine karşın Sanders ilkelerinin peşinden giderek söylemini değiştirmedi ve bu da onun mağlup olmasına neden oldu.

  Trump faktörü de burada Sanders’ın işini zorlaştırıyor. 2016’da ekonomik durumdan rahatsız olan, işsizlikten yakınan seçmen Trump’ın ekonomik milliyetçi vaatlerini dikkate alarak onu başkanlığa taşımıştı. Sanders’ın da bu seçmene Trump’la hemen hemen benzer şeyler vaat ettiğini söyleyebiliriz ancak aradan geçen 4 yılda bu seçmen Trump’ın ekonomi politikalarından iyi anlamda etkilendi ve Sanders’ın solda yer alan vaatlerine kulak vermek istemedi.

  Bir diğer Trump faktörü de “merkezde yer alma”. Radikal olmakla suçlanan ve müesses nizamla kavgaya tutuşan Trump’ın politikalarından demokratlar kadar cumhuriyetçiler de rahatsız oluyor ve kendini merkezde tanımlayan kitleler de Trump’ın gitmesi konusunda ortak hareket ediyor. Bu da iki farklı tabandan gelen bu kitlenin oylarını alabilecek ılımlı bir adayın gerekliliğini gösteriyor. O ılımlı aday ise Sanders değil. Trump’ın aşırı sağından kaçarken Sanders’ın demokrat sosyalizmine tutulmak istemeyenlerin oy verme eğilimi de önemli. Halihazırda ciddi şekilde kutuplaşmış olan Amerika toplumunun karşısına bir sosyalist başkan adayı çıkarmak denklemi daha karmaşık hale getirebilirdi.

Görsel: twıtter.com/bernıesanders

  ABD’de halkın fazlaca politik davranmadığını söylemek gerekiyor. Kendine sosyalist diyen zaten gidip Sanders’a oyunu veriyordur ancak üzerinde baskı hissetmeyen seçmen kitleleri hayatlarını konfora sokma fırsatı buldukları anda spektrumun sağına ve soluna açılmakta pek istekli olmuyorlar. Ekonomik durumu düzelen bir beyaz yakalının Sanders’ın demokrat sosyalizminin peşinden gitme ihtimali çok düşük. Gençler Sanders’a en yoğun destek veren kitle hem işsizlik hem ücretsiz eğitim gibi başlıklar bu desteğin en önemli nedeni ancak üniversite kredi borcunu ödemiş, hayatını düzene sokmuş 35 yaş üstü seçmende Sanders bir karşılık bulamıyor. Yine 65+ yaşlı seçmende de Sanders yerine Biden öne çıkıyor. 65+ seçmenin dış politikayla en fazla etkilenen seçmen kitlesi olduğunu unutmamak gerek. Soğuk Savaşı görmüş, Irak Savaşı’nı görmüş, SSCB’nin yıkılmasını görmüş bu kitle için ABD’nin dışardaki misyonu ve imajı çok önemli ve bir anlamda kimliklerini oluşturuyor. Bu seçmen kitlesinde de Sanders’ın ismi çok popüler değil ki Sanders’ın daha önce dış politikaya dair sunduğu vaatlerini okuduğumuzda bunun nedenini de anlıyoruz.

  Sanders, Latin kökenli seçmenden de oy alamadı. Bunda hem ABD medyasının hem de Sanders’ın demokratik sosyalizminin payı var. Medya tarafından Castro’nun eğitim politikalarının öven sözleriyle sıkıştırılan Sanders bu sözleri savundukça sosyalizmin otoriter rejim olduğuna inanan Latin Amerika kökenli seçmenlerde etkisini kaybetti.

  2016’da başlayan Sanders’ın hareketi 2019’da zirvesine ulaştı ve sonra düşüşünü yaşadı ancak bu hareketin tamamen yok olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle sermayenin ciddi anlamda yerinin tartışılacağı bir döneme girdiğimiz ortada. Bu dönemde hem ABD’de hem de dünyada sol hareketler toplumun geniş kesimleriyle etkileşim kurmak konusunda daha istekli olacaklardır.

  Sanders, ABD’de bir şeyleri dönüştürmese bile söylem düzeyinde Amerikan siyasi merkezine yeni kavramlar ekledi. İş, emek, sosyalizm kavramlarını meydanlara taşıdı. Ücretsiz sağlık ve ücretsiz eğitim hizmetlerinden bahsetti. ABD’de bazı sinir uçlarına dokundu. Hem partisiyle hem diğer adaylarla hem de yerleşik düzenle savaştı. Belki karşısında Biden gibi isim olmasa yarışı kazanıp Kasım seçimlerinde Trump’ın karşısına çıkabilirdi.

  Celal Bayar’ın meşhur “Bu kış komünizm gelebilir.” sözünden hareketle “ABD’de bu kış demokratik sosyalizm gelebilirdi.” diyerek bitiriyorum yazımı.

blank

Paris vs. 2000 Euro

blank

Son Durak: Bloodride