blank
in

Dikkat kitap içerir! Okumanız için birkaç tavsiye

 Öncelikle “yaa akıcı kitaplar önersene bana!” diyenler için içeriğimiz hiç de iç açıcı olmayabilir. Ama eğer gerçekten kaliteli şeyler okumak ve biraz olsun beyninizin yanmasını isterseniz, buyrun beraber VOX’layalım!

 Tanrı ve Devlet-Mihail Bakunin

 Bir anarşizm klasiği…Hemen kitabın ön sözü, Adem’in elma hikayesiyle başlar. Burada Bakunin elmanın aslında bilgi olduğunu ve Tanrının gerçekte Adem’e yani insana bilmeyi ya da sorgulamayı yasakladığını bir metaforla anlatır ve bir özet yapar. Voltaire’in ünlü “Tanrı olmasaydı onu icat etmek gerekirdi.” lafını da, belki de, Bakuninci anarşizmi cuk diye özetleyecek bir cümleye çevirmiştir: “Eğer tanrı gerçekten var olsaydı, onu zorunlu olarak ortadan kaldırmak gerekirdi.” Bu karantina günlerinde bu kitap sizi anarşizme sürükleyebilir veya anarşizmden tamamen uzaklaştırabilir, bunu kitabı kapatırken kesinlikle fark edeceksiniz.

  “Maalesef, halk hala son derece cahildir ve hükümetlerin sistematik çabalarıyla cehalet içinde tutulmaya devam etmektedir. Hükümetler, haklı olarak bu cehaleti, iktidarlarını sürdürmenin asli koşullarından biri olarak görürler.”

 İçeriksiz Adam-Giorgio Agamben

 Giorgio Agamben, İçeriksiz Adam’da klasik Yunan dünyasının sanatla ilgili deneyimini Platon’dan başlayarak Kant ve Heidegger’e uzanan tarihini derinlemesine irdeliyor. Sanat, estetik, kritik kavramları etrafında dönen bu hacimli kitap, üzerinde durulması gereken kült eserler rafında yerini alacak gibi. Agamben’in  “İçeriksiz Adam”ı kıvamı iyi ayarlanmış ve içimi kolay bir metafizik kokteyli gibi; Marxla karışık Heidegger, biraz Nietzsche, üstüne sağlam ve leziz etimolojiler serpiştirilecek kadar Eski Yunan. 144 sayfada modernist bir kopuş olarak batı metafiziği tarihi.

 “İnsana şimdiye dek yük olan şey, ruhunun tembelliğinden ibarettir yalnızca. Her şey dışarıdan bize doğru akıyormuş gibi görünüyor, çünkü biz dışarıya doğru akmıyoruz.”

 Felsefe Parçaları Ya Da Bir Parça Felsefe-Soren Kierkegaard

  Kierkegaard’ın “Ya/Ya da”dan bir yıl sonra yazdığı bu kitap, adından da anlaşılacağı üzere, en ağır felsefî metni olarak görülebilir. Yazar, bu eserinde, kişisel hayatına göndermelerde bulunmuyor, bir anlamda Sokrates adına yazılmış bir metin olarak dahi görebiliriz. İnanç, Tanrı, hakikat konuları felsefi düzlemde tartışılıyor. Dönemin felsefi tartışmalarına bir çok atıf var. Felsefeye yoğun merakı olmayan okurlar için tavsiye edilecek bir kitap değil.

“…mutsuzluk sevenlerin birbirine kavuşamamasının sonucu değil, birbirini anlayamamasının sonucudur.”

 Ecce Homo-Friedrich Nietzsche

 Kitaba başlamadan Ecco Homo ne diye araştırdım. “İşte İnsan” anlamına geliyormuş. İsa çarmıha gerilmeden önce Pilatus tarafından söylenmiş. Kitap otobiyografik bir yapıt. Nietzsche bu kitapta kendini anlatırken şu ana kadar erdemli insan olarak kabul edilen karakter özelliklerinin tam tersine sahip olduğunu ve erdemli insan olarak kabul edilen bu özelliklere tamamen karşı olduğundan bahsetmiş. Nietzsche’den okuduğunuz ilk kitapsa biraz zorlanabilirsiniz. Çünkü yazarın hem son kitabı olması ve bu kitabında önceki eserlerinden bahsetmesi hem de kullandığı bazı kelimelerin eski mitoloji cağından olması nedeniyle biraz ağır.

“Her şey senin konuşmanı okşamaya geliyor burda, yüzüne gülüyor senin. Çünkü senin sırtına binmek istiyor hepsi.”

 Sorgulayan Denemeler-Bertrand Russell

 

 Russell Sorgulayan Denemeler’de dünyanın başına bela olan pek çok sorunun insanların inançlarını akıllarının önüne koymasından ileri geldiğini öne sürer. Oysa aklın inancın önüne konması, dinsel ve siyasal tutkulardan doğabilecek pek çok dehşet verici olayın yaşanmasını engelleyecektir. Russell’ın bu düşüncelerini dile getirmesinin ardından dünya sahnesinde yaşanan pek çok acı olay, yazarın felsefi kaygılarının ne denli isabetli olduğunu göstermiştir.

“Bizim eğitim sistemimiz okuyabilen, ancak çoğunlukla olayları değerlendirmeyi ve bağımsız bir görüş edinmeyi beceremeyen gençler yetiştirir.”

 Kitleler Psikolojisi-Gustave Le Bon

 Kitabın yazarı Fransız sosyolog ve antropolog Gustave Le Bon aslında tıp eğitimi almış sonradan bu dallar üzerinde çalışmaya başlamış bir düşünür. Fransız Devrimi’nden nefret eden yazar, bunu kitabına da yansıtmış, devrimin Fransa’yı parçalayacağını söylemiş, seçkinler ve halk arasında bir farkın olmasını savunmuştur. “Kitle nedir?” “Kime güvenir2? sorularının yanında lider hatta “ilahi” lider kitleyi nasıl ikna eder, sorusunun da cevabını veriyor kitabında. Kitleye hükmetmenin zeka, kültür ve eğitim ile olamayacağını, çünkü kitlenin filozoflardan oluşmadığını basit halktan oluştuğunu ve onların da ancak o an duymak istedikleri söyleyen, inanmak istediklerini savunan liderlere güveneceğini söylüyor.  Bilinmelidir ki Gustave Le Bon’un bu fikirlerine kendi zamanının birçok düşünürü katılmamış hatta 20. yüzyılda Mussolini’yi ve Atatürk’ü etkileyen fikirler olmuştur.

“Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamışlardır. Hoşlarına gitmeyen açık gerçekler karşısında, sahte olan eğer kendilerini cezbederse, sahte olanı ilahlaştırarak açık gerçeklere yüz çevirmeyi daha uygun bulurlar. ”

Ethica-Baruch Spinoza

 Aslında Latince olarak yazılan kitap, Spinoza vefat ettikten sonra 1677’de basılmış ve onun en ünlü eseri olmuştur. Bu felsefe kitabı, Tanrı, doğa, gerçeklik, özgürlük, insan, tutkular, zihin gibi konularda Spinoza’nın düşüncelerini aktarır. Spinoza’ya göre her şey Tanrı’nın iradesiyle olur, bu yüzden kişinin geleceği dert etmemesi gerekir. Tabii bunun en basite indirgenmiş hali olduğunu belirtelim.

“Eğer kurtuluş elimizde olsaydı ve ona zahmetsizce ulaşılabilseydi, onun hemen herkesçe ihmal edilmesi nasıl mümkün olurdu? Fakat güzel olan her şey, nadir olduğu kadar da güçtür.”

 Simülakrlar ve Simülasyon-Jean Baudrillard

 Nedir simülakr? Gerçek olarak algılamak istediğimiz görünüm, diyor Baudrillard. Açıkçası daha basit bir tanımı yok. Ancak tanımlandığı kadar da basit bir kavramdan bahsetmiyoruz. Baudrillard’ın simülasyon teorisi hakkında kulağına bir kaç kelam sıkışmış okur için “bütün hayatımız bir bilgisayar oyunu mu” nidasıyla değersizleşebilecek bir olgudan bahsediyoruz.Bu kitap ağır roman okuyamıyorumcuları üzebilir çünkü kitap gerçekten tam bir “demir leblebi”.

“Tarihte caydırma, soyutlama, insanları birbirinden kopartma ve yerlerinden yurtlarından etme rolünü üstlenen ilk düzen kapitalizmdir.”

 Kaynakça

https://1000kitap.com/

 Görsel :https://www.kitapyurdu.com/

avatar

Yazar Mustafa Sungur

Hacettepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi

blank

Bitmeyen Tartışma: Faiz

blank

En çok sevilen Peaky Blinders kahramanını seçiyoruz!