in

Karantina günlerinde ruh sağlığımızı nasıl koruruz?

  Dünya, insan sağlığı açısından ciddi sorun teşkil eden koronavirüs salgını ile karşı karşıya. Bulunduğumuz, temas ettiğimiz, yaklaştığımız çoğu yerden kolayca bulaşan bu virüs tüm Dünya’ya, hatta Amazon ormanlarında yaşayan ve dış dünya ile iletişimi olmayan yerli kabilelere kadar sıçramış durumda. Kısa süre içerisinde çalışma, eğitim ve sosyal hayat rutinlerimiz tamamıyla değişti. Hepimiz sürrealist tabloların içerisinde, gerçeküstü alemlerde dolaşıyor gibiyiz. Sevdiklerimiz ve kendimiz için endişelenmenin yanı sıra, alışık olmadığımız bir karantina sürecinde hem durumu normalleştirmeye, aynı zamanda da fizik ve ruh sağlığımızı korumak durumundayız. Umarım içinde bulunduğumuz buhranlı dönem, kısa sürede yerini sağlıklı ve umutlu yarınlara bırakacaktır.

  Koronavirüs salgını sadece bireysel hayatı değil, ekonomi, eğitim gibi toplumsal mekanizmaları da felç etmiş durumda. Rutin hayatın bozulması dahi bir stres nedeni iken, üzerine virüsün getirdiği korku ve panik havası insan psikolojisi için olumsuz sonuçlara gebe. Fiziksel anlamda, uzmanlar tarafından gündeme getirilen her tedbiri dikkatlice almalıyız. Bu önlemler dışında, şüphesiz ki en güçlü kalkanımız; Ruh sağlığımız.

  Bu salgın beraberinde getirdiği sorunlarla ruh sağlığımızı tehdit etse de, benim her zaman yoluma ışık tutan bir söz vardır: “Probleme değil, çözüme odaklanmalıyız!”

1-) Durumu kabullenin!

  Maalesef karşı karşıya kaldığımız virüs, kolay yollardan bulaşabiliyor ve enfekte olunca sonuçları çok ağır olabiliyor. İlk önce durumu kabullenmeli ve bu problemle savaşabilecek yetkinlikte olmalıyız. Unutmayalım ki, ruh sağlığı bağışıklık sisteminin en büyük destekçisidir. Yakalanacağımız panik/korku havası anksiyete seviyemizi yükseltebilir ve vücudumuz zayıf düşebilir. Çok abartmadan, karşımızda bulunan düşmanı araştırarak tanımalıyız. Bizden ne istediğini, hangi şartlarda yaşayabileceğini, enfekte olmaktan nasıl korunabileceğimizi bilmeliyiz. Tabii bunu yaparken bilgi kirliliği ihtimalini göz ardı etmemeli, her söylenene inanıp panik havamızı arttırmamalıyız. Sizlere tavsiyem, sosyal medyada dolaşan ve whatsapp gruplarından gelen her içeriğe inanmayın ve doğruluğundan emin olmadan yayılmasına aracı olmayın.

2-) İletişiminize dikkat edin!

  Bu süreçte ruh sağlığımızı olumsuz etkileyecek en ciddi konu, durumun her şekilde belirsizliğini koruması. Ne kadar sürecek? Hep evde mi kalacağız? Birkaç hafta sonra ne olacak? gibi sorular panik ve kaygı seviyesini yükseltebilir. Bununla birlikte yaşadığımız korku duygusu öfke, tahammülsüzlük, şüphecilik gibi ögeleri tetikleyebilir. Salgın dolayısıyla çoğumuz evlerimize kapandık. Böylece ailelerimiz, eşlerimiz ya da ev arkadaşlarımızla daha çok vakit geçirmek durumundayız. Panik havasının getirdiği gerginlikle ikili ilişkilerinizde problemler yaşayabilirsiniz. Bu problemleri sağlıklı iletişim yollarıyla çözmek her iki taraf için de mühim. Tartışma/konuşma esnasında duygu durumlarının etkili olduğunu göz önünde bulundurun, sık sık meditasyon ve nefes egzersizleri yaparak öfkenizi kontrol altına almaya çalışın (4-7-8 tekniğini kullanabilirsiniz). Empati, özellikle kapalı alanlarda birlikte yaşamak zorunda olduğumuz zamanlarda çok önemlidir. Sadece karantinada değil, günlük hayatınızda da ikili ilişkilerinizde empati kurmaya özen gösterin.

Görsel: unsplash.com/thedotter

3-) Bilgi kirliliğini görmezden gelin!

  Televizyon, radyo, internet gibi yayın araçlarında, gündemde olan her konu gibi koronavirüs salgını ile ilgili de tonlarca bilgi dolaşacaktır. Bu içeriklerle aşırı ilgilenmek, sürekli hastalık ve virüsle ilgili haberleri takip etmek kaygı seviyenizin yükselmesine, stres ve panik havasının artmasına yol açarak bağışıklık sisteminize olumsuz yansıyacaktır. Çok fazla bilgi kirliliği olduğu bilin, her habere itimat etmeyin. Yalnızca günde bir kere vaka sayısını/tedbirleri takip etmek yeterli olacaktır.

4-) Karantina günlerine fırsat gözüyle bakmayın!

  Yaptığımız ciddi hatalardan birisi de, koronavirüs sebebiyle girdiğimiz karantina günlerini eksik işleri yapacak ekstra zaman olarak görmemiz. Bu tabir daha mantıklı olacaktır: Karantina günleri, içerik açısından yeterince stresli zaman dilimidir ve stres altında gündelik işlerinize dahi konsantre olmakta zorlanabilirsiniz. Bu konuda kendinizi asla suçlamayın. Keyif aldığınız, sizi mutlu eden hobileri tercih edin, mutfakta bir şeyler pişirin, yoga/meditasyon/spor gibi ruh dinginliğinize katkı sağlayacak aktivitelere zaman ayırın, ve keşfedin. Online müzeler gezebilir, yeni bir dil öğrenimine başlangıç yapılabilir, ya da tamamıyla fiziksel ve ruhsal olarak kendinizi keşfedebilirsiniz.

Görsel: unsplash.com/vısuals

5-) Bakımlı olun, kendinize özen gösterin!

  Pek çoğumuz karantina dolayısıyla dışarı çıkmadığı için kendisini salmış, günlük bakımlarını aksatmış ve ya özenli olmayı bırakmış olabilir. Makyaj yapmaya, traş olmaya, dışarı çıkar gibi giyinip hazırlanmaya üşeniyor olabilirsiniz. Fakat unutulmamalıdır ki; özgüven eksikliği ve ya öz yeterlilik açığı, depresyon belirtileri arasında ilk sıraları kapsar. Yani aynalarla aranızdaki dostluğun sarsılması, ruh sağlığınızı olumsuz yönde tetikleyebilir. Bu sebepten, belirli günlerde dışarı çıkacak ve her zaman ki sosyal hayata karışacak gibi giyinin, makyaj yapın, traş olun ve aynalarla olan dostluğunuzu zedelemeyin. Bu günlerde online derslerinize katılabilir, toplantılarınızda bulunabilir ya da arkadaşlarınızla görüntülü konuşabilirsiniz. Bu aktiviteler sizi sosyal hayattan koparmayacak ve ruh sağlığınızı dolayısıyla bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir.

6-) Yeme-içme ve uyku düzeninize dikkat edin!

  Ruh sağlığımızın ve bağışıklık sistemimizin şüphesiz en büyük destekçisi, kaliteli bir uyku düzenine sahip olmaktır. Uyku dediğimiz davranış yalnızca fiziksel anlamda değil, ruhsal ve duygusal anlamda da ciddi etkilere sahiptir. Evde kaldığımız vakitlerde teknolojik aletlerle sık vakit geçirdiğimizden, gözlerimiz ve beynimiz ekstra yoruluyor. Bu sebeple, günde 6-8 saat arası uyumalı ve stres altında olan beyninize dinlenme için fırsat vermelisiniz. Ayrıca psikolojik açıdan, düzenli ve kaliteli uykuya sahipseniz, kaygı seviyenizi makul seviyelerde tutabilir, stres yönetiminizi ve öfke kontrolünüzü daha sağlıklı yapabilirsiniz.

7-) Psikoloji bilimine güvenin, danışmaktan çekinmeyin!

  Son olarak, içerisinde bulunduğumuz buhranlı dönemde herkesin psikolojik problemler yaşayabileceğini unutmayın, bu sorunların olağan olduğuna inanın ve uzmanlara, çevrenizde varsa Psikologlara, psikoloji öğrencilerine danışmaktan ve onlarla konuşmaktan çekinmeyin. Unutmayın ki bu bir zayıflık göstergesi değil, farkındalık duygusunu da içerisinde barındıran bir erdemdir.

Sağlıklı, mutlu günlerde görüşmek dileğiyle.

avatar

Yazar Batuhan Tığlı

Psikolog, 23 yaşında, Sanat ve Spor tutkunu

blank

Türk Sinema tarihine ne kadar hakimsin?

blank

Monarşi Halk ve Jakobenler