in

Mini Budapeşte Turu: Peşte Kıyısı

  Seyahat planlarının bir süredir rafa kalktığı karantina döneminde, gelecek seyahatleri planlamak beni en çok motive eden şeylerden biri oldu. Kısa bir süredir yaşıyor olduğum şehirde, Budapeşte’de gördüğüm yerlerden bahsederek ve çektiğim güncel fotoğrafları ekleyerek bu motivasyonu sizinle paylaşmaya karar verdim. Birkaç günlük macerayı beş dakikada yaşayacağımız mini Budapeşte turumuzun ilk kısmına hoş geldiniz! Hazırsanız, şehrin Peşte kıyısından seyahatimize başlayalım!

Şehir Parkı

  Şehir Parkı bizim ilk durağımız. Adından da anlaşılacağı üzere şehrin içerisinde yer alıyor ancak kocaman bir park. Tarihi orta çağ yıllarına dayanıyor. Bu parkın içerisinde büyük bir çocuk oyun alanı, bahçeler, oturma yerleri, havuzlar ve kafeteryalar bulunuyor. Özellikle güzel ve açık havalarda piknik yapmak isteyen aileler ve arkadaş gruplarının, köpeğini gezdirmeye çıkan insanların veya egzersiz yapan kişilerin yeri burası.

Şehir Parkı

  Bu parkın içinde bir de kale/şato bulunmakta. Vajdahunyad Kalesi, 1896 yılında yapılmış. Kalenin ilham kaynağı Transilvanya’da bulunan başka bir kale aslında. Buraya geçici olarak yapıldıktan sonra halk tarafından çok sevilince kalıcı olmasına karar verilmiş. Park içerisinde ayrıca paten yapmak için buz pisti, farklı müzeler, hayvanat bahçesi ve termal havuzlar bulunuyor.

Vajdahunyad Kalesi
Vajdahunyad Kalesi

Kahramanlar Meydanı

  Şehir Parkı’ndan çok uzaklaşmamıza gerek kalmadan, hemen yanı başında ve onunla iç içe olan Kahramanlar Meydanı’na ulaşıyoruz. Budapeşte’deki en büyük ve sembolik açıdan en önemli meydan. 1896 yılında, Macarların bu topraklardaki bininci yıldönümünü onurlandırmak adına tasarlanmış. Ortada bulunan 36 metrelik sütunun üstünde Cebrail meleği heykelini görüyoruz. Bunun sebebi, inanışa göre Cebrail’in Kral Stephen’a rüyasında Macaristan’ın tacını vermesi. Sütunun etrafında bulunan diğer heykellerde ise Macaristan için önemli olan liderler tasvir edilmiş. Meydanın yakınlarında müzeler bulunuyor. Böylece bu meydana uğradığınızda Güzel Sanatlar Müzesi’ni ve Sanat Galeri’sini de gezme şansınız oluyor.

Kahramanlar Meydanı

Parlamento Binası ve Lajos Kossuth Meydanı

Parlamento Binası Ön Cephe

  268 metre genişlik ve 96 metre yükseklikle Macaristan’ın en büyük binası olma özelliğini taşıyan Parlamento Binası, beni kendine en çok hayran bırakan yerlerden biri. Hem aktif olarak kullanılıyor hem de müze olarak gezilebilen kısımları mevcut. Her açıdan muhteşem bir görünümü olmakla beraber, bütün olarak önden görmek için Margaret Köprüsü’nü veya tam karşısında bulunan Batthyány Meydanı’nı tercih etmek gerekiyor.

Parlamento Binası, Batthyány Meydanı’ndan görüntüsü

  Ana giriş kapısının ve Lajos Kossuth Meydanı’nın olduğu arka kısım da bir o kadar büyüleyici. Parlamentonun giriş kısmındaki merdivenlerin başında iki aslan heykeli, adeta girişi koruyan gardiyanlar gibi binayı bekliyor. Alanın resmiyetine ve mükemmelliğine katkı sağlaması için Lajos Kossuth Meydanı, özellikle simetrik olacak şekilde tasarlanmış. Meydandan ayrılan caddelerin birinde, henüz 2020 yılında açılmış bir anıt bulunuyor. Ulusal Birliktelik Anıtı’nın (Memorial of Togetherness) aşağı eğimli duvarlarında, 1913 verilerine göre Macaristan Krallığı’na bağlı olan ve toplam sayısı 12000’i geçen şehir isimleri yazıyor. Bu geçit yolu bizi 5 metre derinliğe götürdüğündeyse, yüksek granit duvarların arasından göz kırpan ve sürekli yanan bir ateş bizi karşılıyor. Bu yedi parçaya ayrılmış granit duvarlar komşu ülkeleri temsil ederken, ateşin yandığı blok da “geriye kalan” Macar topraklarını sembolize etmekte.

Ulusal Birliktelik Anıtı – Genel Bakış
Ulusal Birliktelik Anıtı – Duvar
Ulusal Birliktelik Anıtı – Ateş

  Meydandan ayrılmadan görebileceğimiz bir diğer anıt/müze de “In Memoriam 1956. Október 25”. Parlamento’nun hemen önünde bulunması sebebiyle Lajos Kossuth Meydanı’nda zaman zaman insanlar toplanıyor. 1956 yılında, bu meydanda gerçekleşen böyle bir protesto sırasında meydandaki insanların üzerine çevredeki binadan ateş açılmış ve bu olay yirminci yüzyılın Avrupa’sında gerçekleşen en büyük katliamlardan biri olarak tarihe geçmiş. Öyle ki, hayatını kaybeden sayısı tam olarak belirlenememiş. Bu müze de bu saldırıda hayatını kaybeden kişileri anmak adına açılmış.

In Memoriam 1956. Október 25

  Parlamento çevresinde bugün uğrayacağımız son durak için binanın Tuna kıyısındaki yüzüne doğru ilerliyoruz. Ön cephenin görkemine hayran olarak Tuna boyunca ilerlerken “Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar” anıtı bizi karşılıyor. Gyula Pauer ve Can Togay tarafından tasarlanan, 2005 yılında açılan bu anıtın burada olma sebebiyse, Demir Haç Partisi’nin bu alanı Yahudi soykırım sürecinde kullanmış olması. İşçi botları, topuklu ayakkabılar, küçük çocuk ayakkabıları… Tuna kıyısına bırakılan bu 60 demir ayakkabı, burada hayatını kaybetmiş kişilerin hayaletlerine aitmiş hissi uyandırıyor bende. Zaman zaman bu demir ayakkabıların içine insanlar çiçek veya mum bırakıyorlar.

Tuna Kıyısındaki Ayakkabılar

St. Stephen Bazilikası

St. Stephen Bazilikası – Ön Cephe


  Aziz Stephen Bazilikası, Macaristan’ın en kutsal Katolik kiliselerinden biri. Bunun temelinde ilginç bir sebep var, çünkü Kral Aziz Stephen’ın mumyalanmış sağ eli bu kilisede sergileniyor. Aziz Stephen, 997 yılında Macar Dükü olarak seçilmiş ve kısa süre sonrasında Hristiyanlığı kabul ederek kral olarak taçlandırılmış. Mumyalanmış eli daha net görebilmek için, burada bulunan bir otomata 200 Forint (güncel kurla yaklaşık 6 Türk Lirası) atarak bu kısmı aydınlatabiliyorsunuz.

St. Stephen Bazilikası – Mumyalanmış El

  Bunun dışında kilisenin içerisine ilk adımınızı attığınızda mistik bir hava sizi karşılıyor. Genel olarak altın renkli detaylarla, diğer çizimlerle ve mozaiklerle süslenmiş; oldukça görkemli.

St. Stephen Bazilikası – İç Kısım
St. Stephen Bazilikası – İç Kısım
St. Stephen Bazilikası – İç Kısım

  Ayrıca bu bazilika ve Parlamento’yla ilgili ilginç bir bilgi: ikisinin de yüksekliği tam 96 metre ve bu civarda bu iki binadan yüksek başka bir bina yapmak yasak. Bu sayının seçilme sebebiyse Macarların bu topraklara 896 yılında yerleşmiş olmasına bir atıf. Son olarak, bazilikanın orgu 1904 yılında kurulmuş ve 1934’te genişletilerek en az 5898 boru içeren haline bürünmüş. Kimi günlerde canlı konserlerle bu orgu dinlemek mümkün.

St. Stephen Bazilikası-Arka Cephe

Dohány Caddesi Sinagogu

  3000 kişinin üzerinde kişiyi ağırlayabilecek kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük sinagogu olma özelliği taşıyan Dohány Caddesi Sinagogu’na geldi sıra. Diğer adıyla Büyük Sinagog, Avrupa’da Doğu esintileri taşıyan mimariye sahip ilk sinagog aynı zamanda. Gül pencereye sahip olması gibi kimi özellikleri kiliseyi çağrıştırdığı için “Yahudi Katedrali” de denebiliyor. Yine burada Macar Yahudileri Müzesi de bulunuyor.

Dohány Caddesi Sinagogu

Büyük Market

  Bu kıyıdaki son durağımız Büyük Market (Central Market Hall). Adından da anlaşılacağı gibi Budapeşte’nin en büyük ve en temel pazarı olan Büyük Market içerisinde, ilk katta genellikle manav, şarküteri gibi günlük taze besin malzemeleri satışı yapan yerler bulunuyor. Üst katta ise tezgâh ve hediyelik eşya bölümleri var. Ayrıca yerel şarapları ve yerel acı biberleri burada bulabilir, Macaristan’a özgü kimi atıştırmalıkları da burada tadabilirsiniz. Kısacası temel alışveriş için Büyük Market güzel bir seçenek. Ayrıca yapının 1897’ye dayanan dış mimarisi de oldukça göz alıcı.

Büyük Market

  Bu kısımla beraber Budapeşte turumuzun ilk kısmını ve Peşte tarafını tamamlıyoruz ve kısa bir mola veriyoruz. Biraz soluklandıktan sonra bir sonraki yazıda şehrin Buda tarafında görüşmek üzere!

Kaynak

Budapest Market Hall

Eyewitness Travel – Top 10 Budapest

Hungarian Review

Parlament

Steve Fallon & Anna Kaminski – Pocket Budapest: Top Sights, Local Life, Made Easy

Wikipedia

 
avatar

Yazar Eda Can

Seyahat etmeyi ve klasik romanları seven bir psikolog.

blank

Son Şans

blank

Türkiye Ekonomisini 2021’de Ne Bekliyor?