in

“Türkiye Yönetilmez, İdare Edilir”

  Sami Süleyman Gündoğdu Demirel; Çoban Sülü, Baba. Gençlik yıllarının başında DSİ (Devlet Su İşleri) Barajlar Dairesi Başkanlığı ve DSİ Genel Müdürlüğü görevlerinde bulundu. Serbest müşavirlik ve mühendislik yaptı. ODTÜ’ de öğretim görevlisi olarak çalıştı. 1962’de siyasete atıldıktan yalnızca 3 sene sonra, Devlet Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı görevlerine layık görüldü. 27 Ekim 1965 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti’nin 12. başbakanı oldu. Beşinci kez kurduğu hükümet ile başbakanlık görevini sürdürürken 12 Eylül Darbesi ile beraber görevden alındı. Çalkantılı siyasi yaşamının ardından, 16 Mayıs 1993 tarihinde 9. Cumhurbaşkanı seçildi. Aynı zamanda başarılı bir mühendis olan Çoban Sülü; kıvrak zekası, esprili kişiliği ve “halktan biri” oluşuyla Türk Milleti’nin de sevgisini kazandı ve “Baba” olarak anılmaya başladı. Vefatının 5. yıldönümünde, Süleyman Demirel’i biraz daha yakından tanıyalım.

1-) İlklerin adamı

  Süleyman Demirel, kariyeri boyunca bir çok ilki gerçekleştirir. 30 yaşında bir kamu kurumuna atanan en genç genel müdür, 40 yaşında parti genel başkanı olan en genç politikacı, 41 yaşında en genç başbakan ünvanlarını alır. Hayat zincirindeki her yeni halka aslında ilklerin bir işaretidir.

2-) İyi Eğitimli

  Liseyi bitirdiği yıllarda dahi elektrik bulunmayan köyünde eğitim hayatına başlar ve devlet parasız yatılı sınavını kazanarak Muğla’ya gider. Burada yer bulunmadığından dolayı Afyon’a gönderilir. Afyon’da lise eğitimini tamamlayarak İstanbul Teknik Üniversitesi’ne girmeye hak kazanır. Makine eğitimini yarıda bırakarak İnşaat Fakültesi’ne geçer. Bu yıllarda İngilizcesini geliştirerek Amerika’ya gitme hayalini gerçekleştirmek için ilk adımı atar.

3-) İdealist

  Muharrem Sarıkaya’nın anlatımına göre Çoban Sülü’nün aklında hep su mühendisi olmak vardır. Nedenini ise şöyle anlatır: “Ovamıza, Davraz’ın tepesinden inen karın suyunu getirebilmekti amacım; annem 150 metre ileriden su taşırdı, Anadolu’da su taşımaktan kadınların kolları uzardı; onun için su mühendisi olmak istedim.”

4-) Muhafazakar

  Sülü, ortaokul müdürünün etkisiyle “Türk-İslamcı” bir genç olarak yetişir; üniversite yıllarında Necmettin Erbakan ve Turgut Özal gibi isimlerle arkadaşlıklar kurar. Esasen ailesi de öğretmeninden pek farklı değildir. Genç Süleyman Amerika’ya gitme planlarını ailesiyle paylaştığında, babası köyden birisiyle evlenmesi koşuluyla izin vermiştir. Binaenaleyh, Demirel de Ecevit gibi halk çocuğudur.

5-) Gelecek vaat eden

  Sülü, Elektrik İşleri Etüd İdaresi’nde çalışırken DSİ Genel Müdürü Hikmet Turat’ın dikkatini çeker ve Barajlar Daire Reisliği’ne atanır. Görevine devam ettiği sırada, ikinci kez ABD’ye gitme imkanı bulur. 10 ay ABD’de kaldıktan sonra yurda döner ve dönemin Ulaştırma Bakanının girişimiyle DSİ Genel Müdürlüğüne atanır. Seyhan Barajı projesinin de mühendisliğini üstlenir. Bu dönemde yaptığı çalışmalarla Başbakan Adnan Menderes’in dikkatini çeker. Menderes genç mühendis Sülü için “Bu çocuğa dikkat edin, istikbalin başvekilidir” der ve Seyhan Barajı açılış konuşmasını istikbalin başvekiline bırakır.

6-) Özgüvenli

  Adalet Partisi’ne adaylığını “Ben Türkiye’nin ideal adamıyım” diyerek açıklar Çoban Sülü. Kongrede konuşmasına rakiplerini överek başlayacak kadar güvenir kendisine. Bu tavrı olumlu bir hava yaratır parti içerisinde. Binaenaleyh, bin 697 delegenin bin 72’sinin oyuyla partisinin genel başkanı seçilir. Bu zafer, kendisine Cumhuriyetin delege oylarıyla seçilen ilk genel başkanı ünvanını da kazandırır.

7-) Aşık

  Baba, “Bir elmanın iki yarısıydık” dediği eşi Nazmiye Hanımı alzheimer hastalığı nedeniyle yattığı hastanede her gün ziyaret eder. Eşinin durumu ağırlaşınca doktorların “Sayın Cumhurbaşkanım gelmeseniz de olur, artık sizi tanımıyor” sözlerine karşılık “Ben onu tanıyorum ya…” diyerek yanıt verir.

8 -) Hazırcevap

  Her şeyden önce hazır cevaplılığıyla akıllarda yer edinir Baba. Onu sıkıştırmak için sorulan sorulara verdiği cevaplarla hem tebessüm ettirir, hem zekasına hayran bıraktırır. Örneğin, “Sizi bulunduğunuz yerden altı kere indirdiler, hala orada oturmaya utanmıyor musunuz?” diye soran gazeteciye verdiği “Ben altı kere gittiysem yedi kere geldim.” cevabı akıllara kazınır.

9-) Nüktedan

  Renkli kişiliğiyle, fötr şapkasıyla, nükteli sözleriyle hem gönüllerde hem de literatürde yer edinir Demirel. Dizilerde, filmlerde, günlük konuşmalarda rastlamak mümkündür onun sözlerine. “Dün dündür bugün bugündür.”, “Benzin vardı da biz mi içtik?”, “Bize plan değil pilav lazım.” gibi sözleriyle; “Mizah bir yumruktur, ne zaman kime vuracağı belli olmaz.” diyerek haklı olduğunu gösterir.

10-) Baba

  Çocuğu yoktur Sülü’nün; ama Türk milleti baba diyerek bağrına basar onu. O da Türk milletini bağrına basmış olacak ki bir baba gibi şu öğüdü verir evlatlarına:

  “İnsanın 90 yaşına girmesi önemli. Biz de girelim diye imreneceklere bir çift lafım var. Bu bir merdiven. Basamakları çıkmak istiyorsanız karşılaştığınız zorluklar sizi yıldırmayacak, hayata küsmeyeceksiniz, kopmayacaksınız, onu kucaklayacaksınız, sonra metin olacaksınız. Bu benim en önemli tecrübemdir. Ben yılmadım hayattan. Bugün geriye bakıp 90 yaşın değerlendirmesini yaptığımda görüyorum ki birçok şeyi iyi yapmışız, birçok şeyi de o kadar iyi yapmamışız. İyisiyle kötüsüyle her şeyiyle bir karne var elimizde. Geçer mi? Hepimizin karnesi geçer inşallah.”

  Dolu dolu geçirdiği 91 yılın ardından 17 Haziran 2015 günü, çok sevdiği milletini ve ülkesini bırakır, çok sevdiği eşinin yanına gider çoban Sülü…

Saygı ve rahmet ile…

blank

YATA Türkiye Başkanı Sayın Av. Emir Abbas Gürbüz ile ABD Meselelerine Güncel Bakış ve NATO Geleceği

blank

Sanat Zevkine Göre Sana Uygun Müzik Listesini Söylüyoruz!